Mesud Pezeşkiyan, "Dayanıklılık, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik: Kapsayıcı Küresel Büyüme İçin Geleceği Şekillendirmek" başlığıyla düzenlenen 18. BRICS Plus Liderler Zirvesi'nde konuştu.
Pezeşkiyan, BRICS'in küresel gelişmelerdeki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bu oluşum, ulusal egemenliğin ve toprak bütünlüğünün savunulması, tek taraflılıkla mücadele ve güç kullanımına başvurulmasının önlenmesi konusunda daha etkili bir rol oynamalıdır." dedi.
Qodsna'nın haberine göre, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "Dayanıklılık, İşbirliği ve Sürdürülebilirlik: Kapsayıcı Küresel Büyüme İçin Geleceği Şekillendirmek" başlığıyla düzenlenen 18. BRICS Plus Liderler Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, "Dünyanın karşı karşıya olduğu bugünkü sorunları hiçbir ülke tek başına çözemez. BRICS, Küresel Güney ülkelerinin dağınık kapasitelerini ortak bir kapasiteye dönüştürmelidir. Bu kapsamda İran İslam Cumhuriyeti'nin jeopolitik konumu ile enerji ve transit kapasitesi, üyeler arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının geliştirilmesinde etkili bir rol oynayabilir." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının tam metni şöyle:
18. BRICS Plus Liderler Zirvesi'nde, uluslararası toplum açısından hassas ve kader belirleyici bir dönemde sizlere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Bu toplantıya ev sahipliği yapan Hindistan hükümetine ve halkına, ayrıca Sayın Başbakan'a ve gösterilen çabalar nedeniyle teşekkür ediyorum.
Bu toplantının konusu olan "dayanıklılık, işbirliği ve sürdürülebilirlik" yalnızca bir slogan değildir. Bu üç kavram, kaderleri her zamankinden daha fazla birbirine bağlanan halkların karşı karşıya olduğu üç temel küresel ihtiyaca verilen yanıttır. Bizim meselemiz yalnızca bugünkü krizleri yönetmek değildir. Aynı zamanda halkları gelecekteki krizler karşısında daha güçlü hale getirecek ve önümüzdeki dünyayı daha adil kılacak bir sistem inşa etmektir. BRICS, dünyanın bu gerekliliğe verdiği yanıtın bir parçası olmalıdır.
Dayanıklılık, baskı koşullarında dahi kalkınma yolunu ve bağımsız karar alma kapasitesini koruyabilecek kapasiteye sahip olmak anlamına gelir. Sınırlı finans ve ticaret sistemlerine aşırı bağımlılık, ekonomileri siyasi şoklara karşı kırılgan hale getiriyor. Günümüzde tek taraflı yaptırımlar yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Bu yaptırımlar doğrudan gıda güvenliğini ve halkların refahını etkiliyor. Bu nedenle BRICS, ulusal para birimleriyle ticareti geliştirerek ve Yeni Kalkınma Bankası'nı güçlendirerek üyelerin ekonomik dayanıklılığı için ortak bir kapasite oluşturmalıdır.
Ekonomik dayanıklılık güvenlik olmadan sürdürülebilir olmayacaktır. Bölgemizdeki gelişmeler ve özellikle ABD ile Siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik askeri saldırısı, bir ülkenin ekonomik, enerji ve kalkınma altyapısının hedef alınmasının etkilerinin kısa sürede bir ülkenin sınırlarını aşabileceğini ve bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.
İran halkı bu saldırılar nedeniyle ağır bir bedel ödedi. Kadınlar ve erkekler, çocuklar ve siviller hayatını kaybetti. Ülkenin kalkınması için onlarca yıl boyunca inşa edilen altyapılar zarar gördü. Bu olaylar, uluslararası toplumun sivilleri koruma ve sivil hedeflere yönelik saldırıların normalleştirilmesini önleme konusundaki ağır sorumluluğunu hatırlatıyor.
Gazze ve Lübnan halkları da suçların ve soykırımın sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Askeri saldırılara, insanların öldürülmesine ve yaşamlarının yok edilmesine karşı etkili bir uluslararası yanıt verilmediği sürece uluslararası hukuktan söz edilemez. Bu nedenle BRICS, ulusal egemenliğin, toprak bütünlüğünün ve güç kullanımına başvurmanın yasaklanmasının savunulması konusunda da daha etkili bir rol oynamalıdır.
İkinci sütun "işbirliğidir". Dünyanın karşı karşıya olduğu bugünkü sorunları hiçbir ülke tek başına çözemez. BRICS, Küresel Güney ülkelerinin dağınık kapasitelerini ortak bir kapasiteye dönüştürmelidir. Bu kapsamda İran İslam Cumhuriyeti'nin jeopolitik konumu ile enerji ve transit kapasitesi, üyeler arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının geliştirilmesinde etkili bir rol oynayabilir.
Üçüncü sütun ise "sürdürülebilirliktir". Eşitsizliği artıran veya bugünün maliyetlerini gelecek nesillerin omuzlarına yükleyen bir kalkınma sürdürülebilir olmayacaktır. Savaşın çevrenin tahrip edilmesindeki ciddi etkenlerden biri olduğunu unutmamalıyız. İran'ın son dönemdeki deneyimi, enerji ve sanayi altyapısına verilen zararın ekonomik kayıpların ötesinde sonuçları olduğunu ve bölgenin doğal kaynaklarını da etkilediğini gösterdi.
Bu üç sütunun yanı sıra "bilgi ve inovasyon" da belirleyici bir faktördür. BRICS, yapay zekâ ve yeni teknolojilerin tahakküm aracı haline gelmemesini, bunun yerine halkları güçlendiren araçlar olmasını sağlamalıdır.
BRICS bugün yalnızca birkaç yükselen ekonomi arasındaki işbirliği çerçevesi değildir. Aynı zamanda hiçbir güç merkezinin başkalarının kaderini belirleme hakkına sahip olmadığı, daha dengeli ve kapsayıcı bir dünya talebinin giderek güçlendiğinin göstergesidir.
İran İslam Cumhuriyeti, bu süreçte kendi kapasitesini BRICS işbirliğinin hizmetine sunmaya hazırdır. Dayanıklılık kalıcı işbirliği olmadan sürdürülemez. İşbirliği adalet olmadan sürdürülebilir değildir. Sürdürülebilirlik ise barış ve güvenlik olmadan mümkün değildir.
Gelin, BRICS'i bu ilkeleri somut eylemlere dönüştürecek bir platform haline getirelim. Büyüme, güvenlik ve kalkınmanın herkes için mümkün olduğu bir gelecek yalnızca mümkün değildir. Aynı zamanda gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğumuzdur.
İlginiz için teşekkür ederim.
www.kudusgunu.com