Filistinli Esirleri Savunma Merkezi Müdürü Lina et-Tavil, işgalci “İsrail”in çeşitli hapishane ve gözaltı merkezlerinde yaşanan ağır ve giderek kötüleşen durum konusunda uyarıda bulundu.
Filistinli Esirleri Savunma Merkezi Müdürü Lina et-Tavil, işgalci “İsrail”in çeşitli hapishane ve gözaltı merkezlerinde yaşanan ağır ve giderek kötüleşen durum konusunda uyarıda bulunarak, yaşananların “olağan ihlallerin” veya münferit aşırılıkların ötesine geçtiğini ve işkence, aç bırakma, tecrit, aşağılama, tedavi ile temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmaya dayalı sabit ve sistematik bir politika niteliği taşıdığını vurguladı.
Et-Tavil, Şihab Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada, merkezin her gün serbest bırakılan esirler, tutuklu aileleri ve avukatlar aracılığıyla belgelediği canlı tanıklıkların acı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. Esirlerin bitkin bedenlerle ve ciddi ölçüde düşmüş kilolarla çıktığını kaydeden Et-Tavil, ayrıca tedavi edilmeden bırakılmış kırık ve yaralanmaların bulunduğunu, cilt hastalıklarının yaygınlaştığını, az miktarda ve kalitesiz gıda verildiğini, su, temizlik ve giysilerden mahrum bırakıldıklarını, bunun yanı sıra uzun saatler boyunca kelepçelenme ve darp olaylarının yaşandığını ifade etti.
Et-Tavil, tehlikenin, farklı gözaltı merkezlerinden gelen bu tanıklıkların birbirleriyle örtüşmesinde yattığına dikkat çekerek, bunun gardiyanların münferit uygulamaları olmadığını, aksine hapishane sistemi içerisinde uygulanan ve “İsrail” Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in açıklamaları ve politikaları tarafından açıkça desteklenen genel bir politika olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Merkez müdürü, hasta ve yaralı esirlerin içinde bulunduğu son derece tehlikeli duruma dikkat çekerek, tıbbi ihmalin kasıtlı olarak ilaç ve doğrudan tıbbi muayenelerden mahrum bırakmaya dönüştüğünü, bunun yaralanmaların ağırlaşmasına yol açtığını ve kendilerine verilen gıdanın yetersizliğiyle birlikte en temel insani ihtiyaçları dahi karşılamadığını vurguladı.
Tecrit ve haber alamama politikasının, özellikle Gazze Şeridi'ndeki esirlerin psikolojik ve fiziksel acılarını katladığını belirten Et-Tavil, bu esirlerin ve ailelerinin gözaltında tutuldukları yerler veya sağlık durumları hakkında herhangi bir bilgiden mahrum bırakıldığını ve bunun esir ile ailesine yönelik çifte psikolojik ceza biçimine dönüştüğünü ifade etti.
Et-Tavil, Gazze Şeridi'nden tutuklu İyhab Diyab’ın hapishanelerde hayatını kaybetmesinin, yaşanan trajedinin boyutuna ve diğer tutukluların korunmasına ilişkin endişelere yeniden dikkat çektiğini belirterek, ölüm koşullarının bağımsız ve şeffaf şekilde soruşturulmasını, Gazze'deki tüm tutukluların akıbetinin derhal açıklanmasını ve daha fazla can kaybı yaşanmadan uluslararası komitelerin hapishanelere girişine izin verilmesini talep etti.
Et-Tavil, “Bu tanıklıklar yalnızca yayımlanıp ardından unutulacak hikâyeler olarak kalmamalı; soruşturmayı, hesap vermeyi, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmalarını gerektiren belgelerdir” dedi.
Et-Tavil ayrıca uluslararası ve insan hakları kuruluşlarının yalnızca endişelerini dile getirme ve açıklamalar yayımlama aşamasını aşarak hapishanelere fiilen ve bağımsız şekilde erişmesi, esirlerle gardiyanların gözetiminden uzakta görüşmesi gerektiğini belirterek, bunun haklarının güvence altına alınması ve suçların bağımsız şekilde belgelenmesi açısından gerekli olduğunu vurguladı.
Et-Tavil sözlerini şöyle sürdürdü: “Esirlerin korunması, uluslararası toplumun ve ilgili kurumların omuzlarında bulunan ahlaki ve hukuki bir sorumluluktur. Sessizliğin devam etmesi, esirleri her geçen gün daha da ağırlaşan bir gerçeklikle baş başa bırakmaktadır.”
www.kudusgunu.com