İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan bir rapor, Gazze Şeridi’nde sahada hızlı gelişen değişimleri ortaya koyarak, İsrail’in “sarı hat” olarak bilinen hattı yeniden çizmek suretiyle kontrol alanını kademeli olarak genişletmeye çalıştığını ortaya koydu.
İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan bir rapor, Gazze Şeridi’nde sahada hızlı gelişen değişimleri ortaya koyarak, işgalci İsrail’in “sarı hat” olarak bilinen hattı yeniden çizmek suretiyle kontrol alanını kademeli olarak genişletmeye çalıştığını ortaya koydu. Rapora göre bu durum, bölge halkı üzerinde artan insani ve güvenlik etkilerine yol açıyor. Başlangıçta ABD’nin Ekim ayında aracılık ettiği bir anlaşma kapsamında belirlenen geçici bir ateşkes hattı olan bu çizginin, yaklaşık iki yıl süren savaşın ardından zamanla İsrail tarafından sahadaki nüfuzunu güçlendirmek için kullanılan askeri bir araca dönüştüğü belirtildi. Böylece söz konusu hat, geri çekilmeye giden bir geçiş aşaması olmaktan uzaklaştı.
Şihab'ın haberine göre, raporda, özellikle ateşkesin ilk aşamasının sona ermesinin ardından uygulama sürecinde yaşanan aksaklıklarla birlikte İsrail askeri operasyonlarının devam ettiği, bunun da “sarı hat”ın kademeli olarak batıya doğru kaydırılmasına olanak sağladığı ifade edildi. Bu durumun, kontrol altındaki alanların daralması gerekirken genişlemesine yol açtığı vurgulandı. Raporda, bu genişlemenin kademeli ve halk açısından kafa karıştırıcı bir şekilde gerçekleştiği, birçok Filistinlinin herhangi bir uyarı olmaksızın kendisini aniden “ateş açma bölgesi” olarak sınıflandırılan alanlarda bulduğu belirtildi.
Verilere göre, İsrail’in kontrol ettiği alanın oranı aralık ayı itibarıyla yüzde 53’ten yüzde 58’e yükseldi ve bu artış eğilimi daha sonra da sürdü. Bu hattın belirlenmesinde zaman zaman yerleri değiştirilen sarı beton bloklar kullanılırken, işgal güçlerinin 10 milden uzun toprak setler inşa ettiği, bu yapıların keskin nişancılar ve tanklar için stratejik mevziler sağladığı kaydedildi. Ayrıca 32 yeni tahkim edilmiş askeri noktanın kurulduğu, bunun da söz konusu durumun geçici bir tedbirden ziyade kalıcı bir gerçeklik haline getirilmek istendiğini gösterdiği ifade edildi.
Belirsiz ve tehlikeli bir alan
Raporda ayrıca İsrail’in “turuncu hat” olarak adlandırdığı yeni bir alan tanımına dikkat çekildi. Bu alanın, sarı hattan itibaren 200 ila 500 metre arasında uzanan ve sınırları net olarak belirlenmemiş bir bölge olduğu belirtildi. İsrail’e göre bu alanda bulunan herhangi bir Filistinli potansiyel tehdit olarak değerlendiriliyor. Ancak sahada bu hattı belirleyen açık işaretlerin bulunmaması ve sürekli yer değiştirmesi, özellikle siviller açısından ciddi bir belirsizlik ve artan bir tehlike durumu oluşturuyor. Bu durumun insani sonuçlarına dikkat çekilen raporda, yerinden edilmiş kişilere ait barınaklar dahil olmak üzere birçok insani tesisin aniden “tehlikeli bölge” içinde kaldığı vurgulandı.
Sivillerin sürekli ateş ve insansız hava araçları saldırısı tehdidi altında yaşadığı, bunun da korku ve istikrarsızlığı artırdığı ifade edildi. Gazete, bölge sakinlerinin günlük yaşamın büyük ölçüde felç olduğunu, birçok kişinin zorunlu haller dışında evlerinden çıkmadığını ve çocukların sokakta oynaması gibi normal yaşam belirtilerinin ortadan kalktığını aktardı. İsrail ise bu uygulamaları güvenlik gerekçesiyle savunarak sivilleri hedef almadığını ileri sürdü. Ancak Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, temas hatlarına göre konumları ne olursa olsun sivillerin hedef alınmasının uluslararası hukuka göre savaş suçu teşkil ettiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre ateşkes sürecinde 700’den fazla Filistinli hayatını kaybetti; bunların 269’u “sarı hat” yakınlarında, 100’den fazlası ise çocuklardan oluşuyor.
Örtülü ilhak
Analistler, “sarı hat”ın kaydırılmasının yalnızca sahadaki bir uygulama olmadığını, daha geniş bir stratejinin parçası olabileceğini değerlendiriyor. Bu bağlamda araştırmacı Ahmed İbsaies, bu politikayı “hukuki sonuçlardan kaçınmak üzere tasarlanmış bir ilhak yöntemi” olarak nitelendirdi. Rapora göre bu yaklaşım, resmi bir ilhak ilanı olmaksızın sahada yeni gerçeklikler oluşturma amacını taşıyor.
Sonuç olarak rapor, “sarı hat”ın artık geçici bir ateşkes çizgisi olmaktan çıktığını, Gazze Şeridi’nin coğrafyasını yeniden şekillendiren ve Filistinlilerin yaşamını sürekli tehdit ve belirsizlik altında dönüştüren dinamik bir saha gerçeğine dönüştüğünü ortaya koydu.
www.kudusgunu.com