El-Husi, Yahudilerin “Büyük İsrail”in kurulması ve “Büyük Orta Doğu’nun değiştirilmesi” olarak adlandırdıkları projeyi hayata geçirme konusunda son derece yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi.
Ensarullah lideri Seyyid Abdulmelik Bedreddin el-Husi, ABD-İsrail saldırılarının İran ve direniş eksenine yeniden yönelmesini beklediğini belirterek, ateşkesin sona ermek üzere olduğunu, bunun kırılgan bir ateşkes olduğunu ve tırmanma ihtimalinin yüksek bulunduğunu ifade etti.
El Mesire'nin haberine göre, salı günü, 1447 Hicri yılı “müstekbirlere karşı haykırış” yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada el-Husi, Yemen’in bu ümmeti ve İran İslam Cumhuriyeti’ni hedef alan ABD-İsrail saldırganlığına karşı ilan edilmiş tutumunu bir kez daha vurguladı.
Seyyid Abdulmelik el-Husi konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz açık bir tutum ortaya koyduk; tarafsız değiliz. İsrail ve onun ABD’li ortağına karşı cephedeyiz. Düşman yeniden saldırıyı başlatırsa bizim yönelimimiz de tırmanma olacaktır” dedi. Ateşkesin sürmesi halinde bile yeni çatışma turlarının kaçınılmaz olduğunu belirten el-Husi, bunun devam eden bir çatışma sürecinin geçici bir ateşkesi olduğunu ifade etti.
El-Husi, yumuşak savaşa karşı mücadelenin de son derece önemli olduğuna işaret ederek, bu tür savaşın ümmeti bozmayı ve saptırmayı hedeflediğini, sert savaşla eş zamanlı yürütüldüğünü söyledi.
E-Husi, medya alanının siyonist projeye karşı mücadele halinde olması gerektiğini, ekonomik, kültürel, eğitim ve siyasi alanların da aynı şekilde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Ümmetin, düşmanın faaliyetleri ve komplolarına karşı her alanda mücadele pozisyonunda olması gerektiğini ifade etti.
Birçok kişinin gözden kaçırdığı önemli bir noktaya da dikkat çeken el-Husi, Yahudi Siyonist düşmanların, onların ABD ve İngiliz ortaklarının ve birlikte hareket eden çevrelerin siyonist planı uygulamaya yönelik çabalarına işaret etti. Batı’daki siyonist hareketin rolü ve faaliyetlerinin düzeyine dikkat çeken el-Husi, buna karşılık Müslümanların büyük bir gaflet içinde olduğunu belirterek, bu konunun ümmet nezdinde ciddi şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti.
El-Husi, Yahudilerin “Büyük İsrail”in kurulması ve “Büyük Orta Doğu’nun değiştirilmesi” olarak adlandırdıkları projeyi hayata geçirme konusunda son derece yoğun bir çaba içinde olduklarını söyledi. Bu değişimin anlamının, ümmetin yok edilmesi, köleleştirilmesi, topraklarının işgal edilmesi, özgürlük ve onurunun elinden alınması ve dini kimliğinin silinmesi olduğunu dile getirdi.
Bazı araştırmacı, akademisyen ve medya mensuplarının siyonist ve Batılı planların gerçek yüzünü ortaya koyma yönündeki çabalarını takdir eden el-Husi, bu çalışmaların sürdürülmesi ve genişletilmesinin önemine dikkat çekti. Üniversite, akademi ve siyaset alanındaki aktörlerin bu konuda öncü rol üstlenmeleri gerektiğini ifade etti.
El-Husi ayrıca, Yahudilerin planlarının büyük ölçüde toplumsal yönlendirme ve şaşkınlık durumuna dayandığını, bunun da onları farklı alanlarda nüfuz kurma ve etki oluşturma açısından avantajlı hale getirdiğini belirtti. Düşmanın temel stratejisinin ümmeti içeriden zayıflatmak olduğunu vurgulayan el-Husi, 'bu planın özünde ümmeti sızma yoluyla kontrol altına almak ve kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmektir' dedi.
www.kudusgunu.com