#SizinSessizliğinizUtançtır etiketi altında, Gazze'de giderek ağırlaşan insani trajediye yönelik uluslararası sessizliği protesto etmek amacıyla sosyal medya platformlarında geniş kapsamlı bir dijital kampanya başlatıldı.
#SizinSessizliğinizUtançtır etiketi altında, Gazze Şeridi'nde giderek ağırlaşan insani trajediye yönelik uluslararası sessizliği protesto etmek amacıyla sosyal medya platformlarında geniş kapsamlı bir dijital kampanya başlatıldı. Kampanya, devam eden acılar, yardım ve kurtarma çalışmalarının aksaması ile yeniden imar çabalarının sekteye uğramasına dikkat çekiyor. Arapça etiketin yanı sıra, Batı kamuoyuna ve uluslararası kuruluşlara ulaşma alanını genişletmek amacıyla #YourSilenceIsDisgrace etiketi de kullanıldı.
Şihab'ın haberine göre, kampanya yalnızca genel bir ahlaki kınamayla yetinmedi. Belirli tarafları doğrudan sorumlu tuttu. Kampanyayı yürütenlere göre amaç, “Barış Konseyi” ve “Gazze Yönetim Komitesi”nden Şerit sakinlerine karşı sorumluluklarını üstlenmelerini talep etmek. Özellikle acil insani ve yardım ihtiyaçlarına karşılık verilmesi, kurtarma çalışmalarının desteklenmesi, enkazın kaldırılması ve yerinden edilenler için barınma alanlarının güvence altına alınması istendi.
Kampanyanın fitilini ateşleyen olay
Kampanya boşlukta ortaya çıkmadı. Katılımcılar, sahadaki ağır tabloya dayandı. Bunların başında Gazze kentinde “Saada Binası”nın çökmesinin ardından yürütülen arama-kurtarma çalışmaları ve enkaz altından çocukların çıkarıldığını gösteren görüntüler geliyor.
Aktivistler, bu görüntülerin insani felaketin boyutlarını özetlediğini ve kurtarma ekipmanları ile ağır iş makinelerine duyulan acil ihtiyacı ortaya koyduğunu belirtti. Söz konusu ekipmanların Gazze Şeridi'ne girişine hâlâ sınırlamalar getiriliyor.
Etiketin kullanıma açılması, erken başlayan yağışların binlerce yerinden edilmiş kişinin çadırlarını su altında bırakmasıyla aynı döneme denk geldi. Katılımcılar bu durumu, barınma krizinin artık ertelenebilecek mevsimsel bir mesele olmaktan çıktığının ek bir kanıtı olarak değerlendirdi.
Böylece kampanyanın ortaya çıkmasında iki unsur birleşti: Şok edici bir olay olan bina çökmesi ve kış mevsiminin başlamasıyla patlama noktasına yaklaşan kronik yerinden edilme ve barınma krizi.
İkinci olarak: Kampanyanın talepleri
#SizinSessizliğinizUtançtır etiketini birçok dayanışma etiketinden ayıran en önemli özelliklerden biri, genel sloganlar yerine ölçülebilir ve uygulanabilir talepler ortaya koyması oldu.
Kampanyanın talepleri şu başlıklarda özetlenebilir:
Birincisi, enkazın kaldırılması ve göçük altında mahsur kalanların çıkarılması için gerekli ekipman ve ağır iş makinelerinin Gazze'ye sokulması.
İkincisi, evlerini kaybeden veya yerinden edilmek zorunda kalan aileler için çadır, karavan ve barınma malzemelerinin temin edilmesi.
Üçüncüsü, “Barış Konseyi” ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin Şerit'e karşı sorumluluklarını üstlenmesi ve açıklamalardan uygulamaya geçilmesi.
Dördüncüsü, acil yardım çalışmalarının hızlandırılması ve temel yardımların Gazze'ye girişinin sağlanması.
Beşincisi ise kampanyanın, ABD'nin Gazze'ye ilişkin planının uygulanmasındaki “sıfır ilerleme” olarak nitelendirdiği durumun sona erdirilmesi. Özellikle yardım ve yeniden imar dosyalarına dikkat çekildi.
Son olarak, etiketle bağlantılı içeriklerin, tasarımların ve videoların yeniden paylaşılması yoluyla dijital etkileşimin kapsamının genişletilmesi, mesajın ortaklaştırılması ve Gazzelilerin sesinin mümkün olan en geniş kitlelere ulaştırılması istendi.
Etiketten yükselen sesler
Etiket, Filistinli, Arap ve yabancı aktivistlerin yoğun katılımına sahne oldu. Buna, çok sayıda video, tasarım ve görsel içeriğin hazırlanması eşlik etti.
Paylaşımlarda tek bir temel düşünce öne çıktı: Sessizlik tarafsız bir tutum değil, ortaya çıkan sonuca ortak olmaktır.
Aktivist İbrahim Müslim, kuşatma ve açlığın ağır yükü altında inleyen Gazze Şeridi'ne dikkat çekerek paylaşımında “Vicdanlar nerede?” diye sordu. Bu ifade daha sonra onlarca paylaşımda kampanyanın kısa özeti olarak tekrarlandı.
“El-Mina” hesabı, yaşananların savaştan geriye kalan geçici görüntüler olmadığını, aksine dünyanın gözleri önünde günbegün ezilen bütün bir hayat olduğunu yazdı.
Muhammed Cundiye ise çocuklara odaklandı. Çocukların korku ve sürekli yerinden edilme yerine yiyecek, ilaç ve güvenliği hak ettiğini vurguladı.
Mahmud Âl Şerif ise kınamanın ötesine geçerek, uluslararası sessizliğin işgal güçlerine Gazze'de yaptıklarını devletleri, kuruluşları ve kurumları dikkate almadan sürdürmeleri için adeta bir koruma ve meşruiyet sağladığını değerlendirdi. Bu sessizliğin ne zaman sona ereceğini sordu.
Halid Sultan, etiketin kullanılmaya başlanmasından saatler önce binlerce çadırı su altında bırakan yağmur görüntülerini paylaştı. Bunu, “utanç” kelimesinin ne anlama geldiğinin somut bir karşılığı olarak değerlendirdi.
Facebook'ta aktivist Hanzala Salim, çocukların ve kurbanların enkaz altında kaldığı görüntüler karşısında sessiz kalınmasının Gazze Şeridi'nin yaşadığı acıların görmezden gelinmesi anlamına geldiğini belirtti. Kampanyanın sürdürülmesinin amacının, davayı dünya kamuoyunun gündeminde tutmak ve bunun geçici bir habere dönüşmesine izin vermemek olduğunu vurguladı.
Aktivist Farah Mahmud ise etiketin Gazze'deki kan kaybının devam ettiği bir dönemde gündeme geldiğini belirtti. Acı karşısında sessiz kalmanın tarafsızlık olmadığını ve Şerit sakinlerinin kendileri için harekete geçecek gerçek tutumlara ve seslere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Aynı bağlamda aktivist Hafs, zulmün devam ettiği bir ortamda sessiz kalmanın sorumluluktan vazgeçmek anlamına geldiğini değerlendirdi.
Rula Ebu Dalfe, Gazze'nin yıkım ve acının boyutu karşısında yalnız bırakıldığını belirtti. Mahmud Ammar ise bu sessizliğin daha ne kadar sürebileceğini sordu. Şerit'teki acıların “insanlık gözüyle” görülmesini ve acı görüntülerinin harekete geçmek için bir gerekçeye dönüştürülmesini talep etti.
Muhammed Ebu Vutfe ise kendi değerlendirmesine göre uluslararası sessizliğin devam etmesinin Gazze'de yaşananların sürmesine fiilen katkıda bulunduğunu belirtti.
Öfkeyi açıklayan rakamlar
Kampanyanın talepleri, sahadan belgelenmiş verilerle de destekleniyor. Bu veriler, dijital öfkenin neden bu kadar geniş kapsamlı bir dalgaya dönüştüğünü açıklıyor.
Birleşmiş Milletler tahminlerine göre Gazze Şeridi'ndeki enkaz miktarının yaklaşık 60 milyon ton olduğu tahmin ediliyor. Bu miktarın kaldırılması için yıllar ve ağır iş makineleri gerekiyor. Makinelerin ve bunların çalıştırılması için gerekli malzemelerin Gazze'ye girişine yönelik kısıtlamaların devam etmesi ise görevi daha da zorlaştırıyor.
Tahminlere göre yaklaşık 3 bin hasarlı bina, içinde yaşayanların hayatını tehdit ediyor. Gazze kentinde 16 Eylül'de hasarlı bir binanın çökmesiyle bu tehlike yeniden gündeme geldi. Söz konusu bina yerinden edilmiş ailelere ev sahipliği yapıyordu.
Ayrıca 2026 yılı boyunca incelenen 178 binden fazla konut birimine ilişkin Birleşmiş Milletler değerlendirmeleri, bunların yaklaşık yüzde 60'ının yıkılmış, ağır hasarlı veya oturulamaz durumda olduğunu ortaya koydu. Buna karşılık onarım çalışmaları, yıkımın boyutuyla kıyaslandığında hâlâ son derece sınırlı.
Bunlara ek olarak, 2026-2027 kışından önce 100 binden fazla çadırın yıprandığı ve değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor. On binlerce parça kereste ile binlerce barınma seti ve branda ise hâlâ Gazze Şeridi'ne giriş izni verilmesini bekliyor.
Bu rakamlar, etiketin arka planındaki sessiz tabloyu oluşturuyor. Aktivistler “makineler, vinçler ve karavanlar” talep ettiğinde sembolik talepler ortaya koymuyor. İhtiyacın boyutu ile fiilen girişine izin verilen malzeme ve ekipmanın miktarı arasındaki belirli bir boşluğa işaret ediyorlar.
“Sıfır ilerleme”
Kampanyanın öne çıkan özelliklerinden biri, söylemi soyut bir bütün olarak “dünyayı” sorgulamaktan çıkararak belirli kurumları isim vererek sorgulamaya taşıması oldu.
Kampanya, ABD'nin Gazze'ye ilişkin planının uygulanmasında yaşanan “sıfır ilerleme” olarak nitelendirdiği duruma dikkat çekti. Ayrıca Barış Konseyi'nin çalışmalarında yaşandığını düşündüğü aksaklığı eleştirdi.
Bu durum, yardım ve yeniden imarla bağlantılı zorlukların devam ettiği bir dönemde gündeme geldi.
Bu anlamda “Sizin Sessizliğiniz Utançtır” yalnızca kamuoyuna yönelik değil. Aynı zamanda Gazze Şeridi'ndeki geçiş sürecini teorik olarak yönetmekle görevlendirilen idari ve siyasi yapıya da yöneltiliyor.
Bu, Filistinli dijital kampanyaların söyleminde dikkat çekici bir dönüşüme işaret ediyor. Söz konusu kampanyalar çoğu zaman dünya vicdanına seslenmekle yetinirken, bu kez hesap sorulacak belirli bir adres gösteriliyor.
Filistin'deki etiket dalgası
#SizinSessizliğinizUtançtır, son iki yılda Filistinliler ve dayanışma gösterenler tarafından başlatılan bir dizi dijital kampanyanın devamı niteliğinde.
Her kampanya farklı bir baskı aracı kullandı. Temmuz 2026'da başlatılan #SizeYalanSöylediler kampanyası, savaşın sona erdiği izlenimini verdiği belirtilen medya dezenformasyonuna karşı başlatıldı.
#ÜnlüleriBoykot etiketi ile bağlantılı Batı merkezli BLOCKOUT kampanyası ise sessiz kalan ünlülerin etkileşimden mahrum bırakılmasını hedefledi.
“Gazze için sessizlik” girişimi de platformların algoritmalarını etkilemek amacıyla günlük dijital kesinti çağrısında bulundu.
Bu kampanyaların ortak noktası temel bir anlayışa dayanıyor: Dikkat çekme mücadelesi artık tali bir mesele değil. Gazze'nin platformların gündeminden kaybolması, Gazze'ye yardım konusunda hareketsiz kalmanın maliyetinin fiilen düşmesi anlamına geliyor.
Ancak mevcut kampanyayı farklı kılan, doğrudan belirli lojistik taleplerle bağlantılı olmasıdır. Vinç, karavan ve barınma malzemesi gibi taleplerin karşılanıp karşılanmadığı haftalar içinde ölçülebilir.
www.kudusgunu.com