İşgalci İsrail, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasını günlük olarak bombardımanlar, yıkım operasyonları, ateş açılması ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinin hedef alınması yoluyla ihlal etmeyi sürdürüyor.
Uluslararası hukuk alanında iki uzman, İsrail işgalinin Gazze Şeridi'nde ateşkes ihlallerini durdurmaya yönelik gerçek bir uluslararası siyasi iradenin bulunmamasının, bu suçların sürmesi ve sona ermemesi anlamına geldiğini vurguladı. Uzmanlar ayrıca, Gazze Şeridi'nin yeniden uluslararası gündemin ön sıralarına taşınması için arabulucuların ve Arap ile uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Enis el-Kasım, İsrail işgalinin geçen ekim ayında ilan edilen ateşkese rağmen Gazze Şeridi'nde ihlallerini sürdürmesinin, Gazze halkının yaşadığı acıları hafifletmek amacıyla arabulucular üzerinde Arap ve uluslararası düzeyde geniş kapsamlı bir hareket başlatmaları için baskının artırılmasını gerektirdiğini söyledi.
El-Kasım, Şihab Haber Ajansı'na yaptığı özel açıklamada, Gazze'de yaşananların, tüm insan hakları kuruluşları aracılığıyla arabulucuların ve Arap ile uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesini, Gazze'nin yeniden dünyanın gündemine taşınmasını ve bölgede yaşananlara dikkat çekilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın "Gazze'de yaşananlara ilgisizliğini" eleştiren El-Kasım, Trump'ın şu anda tüm dikkatini Hürmüz Boğazı'na yönelttiğini söyledi.
Uluslararası hukuk uzmanı ve uluslararası "Avdi" Örgütü'nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölümü Direktörü Abdülmecid Merari ise, Gazze Şeridi'nde ateşkesin İsrail tarafından sürekli ihlal edilmesinin, bir ihlalden ziyade İsrail'in Gazze halkına karşı işlediği ve işlemeyi sürdürdüğü suçlar ile soykırımın devamı olduğunu belirtti.
Merari, Şihab Haber Ajansı'na yaptığı özel açıklamada, İsrail'in barış diye bir kavram tanımadığını ve suçlarını sürdürdüğünü belirterek, "Barış Konseyi"nin bu suçları ve soykırımı örtbas eden, İsrail'in imajını aklayan ve bu suçları meşrulaştırmaya çalışan bir yapı haline geldiğini söyledi.
Gerçek bir uluslararası siyasi iradenin bulunmamasının bu suçların devam etmesi anlamına geldiğini ifade eden Merari, bölgede ABD'nin zorbalığı, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayması ve uluslararası kurumlara başkaldırması nedeniyle, İsrail'i cezalandırmak ve hesap vermeye zorlamak yerine, görevini yaparak Filistin halkını korumaya çalışan kurumların cezalandırıldığını söyledi. Merari, buna UNRWA'yı, Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlarını ve uluslararası sloganlar ile kararların gerçek dışılığını ortaya koyan insan hakları kuruluşlarını örnek gösterdi.
Merari ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu tarafından alınan çok sayıda uluslararası kararın kâğıt üzerinde kaldığını, bunun bedelini ise nihayetinde Filistin halkı, Gazze Şeridi sakinleri ile Filistinli çocuklar ve kadınların ödediğini belirtti. Bunun nedeninin uluslararası ilgisizlik ve devletlerin sorumluluk üstlenmemesi olduğunu ifade etti.
Devletlerin, "Barış Konseyi"nin varlığına rağmen bu suçlara son vermekte ve Filistin halkını korumakta başarısız olduğunu söyleyen Merari, söz konusu konseyi "ABD Başkanı'nın kişisel çıkarlarını tatmin etmekten başka bir işlevi olmayan göstermelik bir kurum" olarak nitelendirdi.
İşgalci İsrail, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasını günlük olarak bombardımanlar, yıkım operasyonları, ateş açılması ve Gazze'nin çeşitli bölgelerinin hedef alınması yoluyla ihlal etmeyi sürdürüyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail'in ihlalleri sonucu 1.203 kişi hayatını kaybetti, 3.900 kişi yaralandı.
7 Ekim 2023'te başlayan saldırılardan bu yana ise toplam can kaybı 73.329'a, yaralı sayısı ise 174.009'a yükseldi.
www.kudusgunu.com