NASIR EBU ŞERİF'TEN BÖLGE ÜLKELERİNE ÇAĞRI: İSRAİL İLE İLİŞKİLERİNİZİ KESİN

img
NASIR EBU ŞERİF'TEN BÖLGE ÜLKELERİNE ÇAĞRI: İSRAİL İLE İLİŞKİLERİNİZİ KESİN

Bölge ülkelerinin liderlerine seslenen Nasır Ebu Şerif, “İsrail ile ilişkilerinizi kesin ve karşılıksız normalleşme politikalarına son verin. Siyonist rejimin varlığı yalnızca Filistin ve İran için değil, tüm bölge için zararlıdır” dedi.

Gazze ve Batı Şeria’daki son gelişmeler ile İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen üçüncü dayatma savaşı konulu uzmanlık toplantısı, Filistin ve direniş alanında faaliyet gösteren uzman ve aktivistlerin katılımıyla Tahran’daki Filistin Halkını Savunma Derneği toplantı salonunda düzenlendi.

Qodsna muhabirinin aktardığına göre, toplantıya Tahran’daki Filistin İslami Cihad Hareketi Temsilcisi Nasır Ebu Şerif, Filistin’i Savunma Derneği Siyasi İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Hüseyin Ruyveran ile Filistin ve direniş alanında faaliyet gösteren çok sayıda uzman ve aktivist katıldı.

Toplantının başında konuşan Filistin’i Savunma Derneği Siyasi İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Batı Asya kıdemli analisti Hüseyin Ruyveran, son gelişmeler ve Ramazan Savaşı hakkında değerlendirmelerde bulundu. İran halkının ABD ve Siyonist rejim karşısındaki direnişini büyük bir olay olarak nitelendiren Ruyveran, İran’ın ABD ve Siyonist rejim karşısında elde ettiği zaferin Allah’ın nasip ettiği büyük bir zafer olduğunu söyledi.

Üçüncü dayatma savaşının her safhasında ilahi iradenin görüldüğünü belirten Ruyveran, bu zaferin Allah’ın iradesiyle gerçekleştiğini ve İran’ın zaferinin bölgesel ve uluslararası dengeleri değiştirdiğini ifade etti.

Ruyveran ayrıca, bugün toplumun farklı kesimleri arasında en üst düzeyde sosyal dayanışma ve birlik ruhunun görüldüğünü vurguladı.

Toplantının devamında konuşan Tahran’daki Filistin İslami Cihad Hareketi Temsilcisi Nasır Ebu Şerif, İran ile ABD arasında savaşın sona erdirilmesine ilişkin mutabakat metninin sonuçlandırılmasına değinerek, “Savaş sona ermedi. İslam ile küfür arasındaki mücadele kıyamete kadar sürecektir. Ancak bu gelişme büyük bir zaferin ön hazırlığıdır. Kur’an ayetlerine göre bu savaşta Siyonist rejimin itibarı büyük darbe almış ve bu durum nihai zaferin başlangıcı olmuştur” dedi.

Ebu Şerif, zaferin ilk işaretinin Siyonist rejimin itibar kaybı olduğunu belirterek, mutabakatın ilan edilmesiyle birlikte İsrail’in aldığı darbeyi tam anlamıyla hissettiğini, kendisini anlaşma çerçevesinin dışında ve yalnız hissettiğini söyledi.

Siyonist toplumdaki krizin derinliğini ortaya koyan çok sayıda unsur bulunduğunu ifade eden Ebu Şerif, İsrail’in meşruiyetinin aşınmasına ve Batılı nesiller arasında İsrail’e bakış açısının değişmesine dikkat çekti.

Avrupa’daki kamuoyu desteğinin değiştiğini belirten Ebu Şerif, “Almanya’da İsrail’e yönelik destek oranı eksi yüzde 44’e, İspanya’da ise eksi yüzde 55’e gerilemiştir. Aynı durum ABD’de de görülmektedir” dedi.

Siyonist lobinin de zor durumda olduğunu kaydeden Ebu Şerif, bu lobiye yakın olmanın artık ABD’deki seçim adaylarına faydadan çok zarar verdiğini, bunun seçim sonuçlarını etkileyerek kayıplara yol açtığını söyledi. Siyonist lobinin artık bir tür zehir haline geldiğini ve faydadan çok zarar verdiğini ifade etti.

Ebu Şerif ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iç ve dış politikadaki zor durumuna ve İsrail toplumundaki sosyal krizlere değinerek, Netanyahu ve hükümetinin hem iç hem de uluslararası yargı süreçleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

İsrail ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu belirten Ebu Şerif, çok sayıda teknoloji uzmanının İsrail’i terk ettiğini ve on binlerce gencin işgal altındaki topraklardan ayrıldığını kaydetti.

İsrail içinde derin bir bölünme bulunduğunu ifade eden Ebu Şerif, İsrail medyasının da ülkenin iki siyasi yapıya ayrıldığını kabul ettiğini söyledi. Buna göre Likud ve Harediler bir tarafta, diğer siyasi partiler ise diğer tarafta yer alıyor.

Ebu Şerif, Siyonist rejimin siyasi ufkunu kaybettiğini ve Netanyahu’nun son üç yıldaki politikaları nedeniyle geleceğe ilişkin herhangi bir perspektifinin kalmadığını belirtti.

Siyonist rejimin büyük bir kriz yaşadığını söyleyen Ebu Şerif, New York Times yazarı Yahudi gazeteci Friedman’ın makalesi ve son anketlere göre Yahudilerin yüzde 30’undan fazlasının İsrail ile herhangi bir bağ kurmak istemediğini, hatta isimlerinin dahi İsrail ile anılmasını istemediğini ifade etti.

Gazze’deki son gelişmelere de değinen Ebu Şerif, Ekim ayından bu yana ateşkes anlaşmasının hükümlerinin uygulanmadığını ve ateşkesin sürekli olarak İsrail tarafından ihlal edildiğini söyledi.

Bu süreçte binin üzerinde kişinin şehit olduğunu belirten Ebu Şerif, anlaşmaya göre her gün 600 yardım kamyonunun Gazze’ye girmesi gerekirken bunun 200’ün altında kaldığını ifade etti.

Gazze’nin yeniden imar sürecinin neredeyse tamamen durduğunu kaydeden Ebu Şerif, İsrail’in “sarı hat” olarak bilinen bölgede kontrol alanını yüzde 35’ten yüzde 60’a çıkardığını ve bu bölgelerin İsrail’in kontrolüne geçtiğini söyledi.

Ebu Şerif, İsrail’in Hamas’ı tasfiye etmeyi ve direnişin silahsızlandırılmasını hedeflediğini ancak Filistinli direniş gruplarının bu talepleri reddettiğini belirtti. Direniş gruplarının, ikinci aşama hükümlerinin tam olarak uygulanmasının İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesine ve Gazze’nin idari yapısı ile yıkılan altyapısının yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu açıkladığını söyledi.

Trump belgesine göre ateşkesin temelinde teknokratlardan oluşan üst düzey bir yönetim heyetinin kurulmasının bulunduğunu ancak bu heyetin oluşturulmadığını belirten Ebu Şerif, Gazze’nin yönetim ve liderliğinin hâlen Hamas tarafından yürütüldüğünü ifade etti.

Mısır’ın da İsrail’in bir adım atması karşılığında Filistin tarafının da bir adım atmasını öngören bir plan sunduğunu söyleyen Ebu Şerif, Filistinlilerin bu planı kabul ettiğini ancak İsrail’in reddettiğini ve hiçbir adım atmadığını kaydetti.

Filistin meselesinin yalnızca Filistin’e ait olmadığını vurgulayan Ebu Şerif, İran’a yönelik savaşın da yalnızca İran’ı ilgilendirmediğini ve tüm bölge ile dünyayı etkilediğini söyledi.

Müslüman ve Arap ülkelerinin liderlerinin Filistin meselesini tali bir konuya dönüştürdüğünü belirten Ebu Şerif, buna karşın bölge halklarının Filistin’i merkezi mesele olarak gördüğünü ifade etti. Filistin’in, bölge ve İslam dünyasındaki her türlü siyasi hareketin pusulası olduğunu söyledi.

Siyonist rejimin güç dilinden başka bir dili anlamadığını belirten Ebu Şerif, İran’ın Lübnan konusunda ortaya koyduğu denklemin bunu kanıtladığını ve İran’ın tehditlerinin İsrail ile ABD’yi mutabakat anlaşmasını kabul etmeye zorladığını ifade etti.

İran İslam Cumhuriyeti’nin elde ettiği büyük başarı sayesinde önemli bir bölgesel güç ve aynı zamanda küresel ölçekte etkili bir ülke haline geldiğini belirten Ebu Şerif, İran’ın büyük İslami projeyi dünyada yönlendirebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Ebu Şerif, İran’ın Siyonist rejimi denklemin dışına ittiğini ve tüm Arap ülkelerinin İsrail’in hiçbir ülkeye fayda sağlamadığını gördüğünü ifade ederek, bölge liderlerinin İsrail projesinin kendi ulusal güvenlikleri açısından oluşturduğu tehdidi artık kavradığını söyledi.

Bölge ülkelerinin liderlerine seslenen Ebu Şerif, “İsrail ile ilişkilerinizi kesin ve karşılıksız normalleşme politikalarına son verin. Siyonist rejimin varlığı yalnızca Filistin ve İran için değil, tüm bölge için zararlıdır” dedi.

Nasır Ebu Şerif ayrıca, Siyonist rejimin bugün ABD için bir yük haline geldiğini ve sağladığı faydadan çok siyasi, askeri ve ahlaki maliyetler doğurduğunu söyledi.

ABD’de çok sayıda siyasetçinin, İsrail’e verilen koşulsuz desteğin siyasi, askeri ve ahlaki açılardan Amerikan çıkarlarına zarar verdiği sonucuna vardığını belirtti.

Ünlü Amerikalı sunucu Tucker Carlson’ın yakın zamanda yaptığı bir programda, Katar gibi bir ülkenin dahi ABD’ye İsrail’den daha fazla fayda sağladığını dile getirdiğini hatırlattı.

Bu yaklaşımın ABD’nin karar alma mekanizmalarında yerleşmesi gerektiğini söyleyen Ebu Şerif, ancak bunun özellikle İsrail yanlısı lobilerin Amerikan siyasetindeki güçlü etkisi nedeniyle kolay olmayacağını ifade etti.

Konuşmasının bir diğer bölümünde Batı Şeria’daki son gelişmelere değinen Ebu Şerif, İsrail’in yerleşim politikalarını sürdürdüğünü ve farklı bölgelerde kontrol alanını genişletmeye devam ettiğini söyledi.

Filistinlilere yönelik şiddet, yıldırma operasyonları ve güvenlik uygulamalarının sürdüğünü belirten Ebu Şerif, işgal rejiminin Batı Şeria’daki Filistin topraklarının daha büyük bölümünü ele geçirmek için sürekli çaba gösterdiğini ifade etti.

Bu sürecin durdurulması gerektiğini vurgulayan Ebu Şerif, Filistinlilerin bunu tek başlarına engelleme gücüne sahip olmadığını söyledi.

Nasır Ebu Şerif konuşmasının sonunda, İslam ülkeleri ve halklarının daha aktif rol üstlenmesi, etkili uluslararası kurumlar üzerinde baskı kurması ve Kudüs’ü işgal eden rejimi uluslararası hukuk ile yükümlülüklerine uymaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!