Bu çerçevede Filistin İnsan Hakları Merkezi, Gazze Şeridi’nin eşi benzeri görülmemiş bir insani ve sağlık felaketiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
Yurt dışına yapılan tıbbi sevkler, Gazze’deki yıpranmış sağlık sisteminin kapasitesini aşan tedavi ihtiyaçları bulunan binlerce hasta için hayati bir can damarı niteliği taşıyor. Gazze’deki doktorlar ve sağlık yetkilileri, tıbbi sevk işlemlerinin tamamlanmasında yaşanan gecikmelerin yalnızca tedavinin ertelenmesi anlamına gelmediğini, özellikle beklemeye tahammülü olmayan kritik vakalarda birçok hastanın hayatta kalma şansını kaybetmesine yol açabileceğini belirtiyor.
Risk düzeyi
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Mahir Şamiye, Gazze Şeridi’ndeki tıbbi sevk dosyasının, tedavi için yurt dışına çıkması gereken hasta sayısının artması, buna karşın çıkış imkanlarının azalması ve hareket kısıtlamalarının ağırlaşması nedeniyle en karmaşık insani meselelerden biri olduğunu söyledi.
Şihab'ın haberine göre, Şamiye, 20 Mayıs 2026 itibarıyla kayıt altına alınan toplam tıbbi sevk sayısının 17 bin 757’ye ulaştığını, buna karşılık Gazze’den ayrılabilen kişi sayısının yalnızca 3 bin 226 olduğunu açıkladı. Bunların 1.204’ünün hasta olduğunu, geri kalan büyük çoğunluğun ise refakatçilerden oluştuğunu belirtti.
Bu rakamların, Gazze içindeki sağlık sisteminin kötüleştiği bir dönemde, gerçek tıbbi ihtiyaç ile bu ihtiyaca dışarıda yanıt verebilme kapasitesi arasındaki büyük uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.
Hastaların seçilme mekanizmasına ilişkin olarak Şamiye, seyahat listelerine dahil edilmenin bireysel ya da rastgele şekilde yapılmadığını, uzman doktorlardan oluşan danışma kurulunun vakaları risk derecesi ve acil tahliye ihtiyacına göre değerlendirdiğini söyledi.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı Hasta Hizmetleri Dairesi’nin, listelerin hazırlanması ve takibi konusunda doğrudan Dünya Sağlık Örgütü ile koordinasyon halinde çalıştığını belirten Şamiye, tüm isimlerin çeşitli inceleme ve denetim aşamalarından geçtiğini, böylece hiçbir çalışanın öncelik sıralamasını değiştirme veya sevk sürecine bireysel olarak müdahale etme imkanının bulunmadığını vurguladı.
Şamiye, krizin temel nedeninin hastaların hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, uzun güvenlik incelemeleri ve seyahat imkanlarının azaltılması olduğunu ifade etti. Refah Sınır Kapısı üzerinden hasta çıkışlarının en iyi ihtimalle haftada üç günü geçmediğini, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı üzerinden ise yalnızca bir gün tıbbi tahliyeye izin verildiğini belirterek, bunun binlerce vakanın birikmesine ve tedavilerinin gecikmesine yol açtığını söyledi.
Bu durumun devam etmesinin bekleyemeyecek durumda olan hastalar arasında her gün yeni can kayıplarına neden olduğunu vurgulayan Şamiye, seyahat işlemlerinin hızlandırılması, sınır kapılarının tamamen açılması ve 7 Ekim 2023 öncesindeki yurt dışı tedavi sisteminin yeniden devreye alınması çağrısında bulundu.
Şamiye ayrıca uluslararası ve insan hakları kuruluşlarından, hastaların tedavi hakkının güvence altına alınması için baskılarını artırmalarını istedi. Bunun yanı sıra Filistin büyükelçiliklerinin, Gazze’den ayrılan hastaların durumlarını takip etmede daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Gazze’deki sağlık durumunun iyileştirilmesi amacıyla hastanelere ilaç ve tıbbi ekipman sağlanmasının da yaşanan sıkıntıların önemli bir kısmını hafifletebileceğini söyledi.
İnsan hakları merkezi uyardı
Bu çerçevede Filistin İnsan Hakları Merkezi, Gazze Şeridi’nin eşi benzeri görülmemiş bir insani ve sağlık felaketiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Merkez, İsrail’in hasta ve yaralıların seyahatine yönelik sıkı kısıtlamalarını sürdürdüğünü ve binlerce kişinin hayat kurtarıcı tedavi için Gazze dışına çıkma hakkından mahrum bırakıldığını ifade ederek, 20 binden fazla hasta ve yaralının doğrudan risk altında olduğu uyarısında bulundu.
“Filistin İçin Hukuk Ağı” tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, tıbbi tahliye onayı beklerken hayatını kaybeden hasta sayısı açıklamanın yayımlandığı tarihe kadar 1.826’ya ulaştı. Bu durum, tıbbi ihtiyaç ile buna yanıt verebilme kapasitesi arasındaki farkın giderek büyüdüğünü gösteriyor.
Açıklamada, acilen yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyan hasta sayısının 20 bin 368’e ulaştığı, bunların 5 bin 243’ünün 18 yaş altındaki çocuklardan oluştuğu belirtildi. Doktorların 2 bin 491 vakayı “son derece kritik” olarak sınıflandırdığı ve acil tahliye gerektiğini ifade ettiği aktarıldı. Ayrıca yoğun bakım ünitelerinde bulunan 981 hastanın son derece kritik durumda olduğu ve yeterli yerel tedavi seçeneklerinin bulunmaması nedeniyle ölümle mücadele ettiği kaydedildi.
Buna karşılık, Refah Sınır Kapısı’nın geçen 1 Şubat’ta yeniden açılmasından bu yana Gazze’den çıkışına izin verilen hasta sayısının yalnızca 1.242 olduğu, Kerem Ebu Salim Kapısı üzerinden ise sadece 142 kişinin tahliye edildiği belirtildi.
Merkez, bu rakamları ihtiyacın büyüklüğü karşısında “marjinal oranlar” olarak nitelendirdi. Söz konusu sayıların, tıbbi tahliye gerektiren toplam vakaların yalnızca yüzde 7,1’ine denk geldiği ve binlerce hastayı belirsiz bir sağlık kaderiyle karşı karşıya bıraktığı ifade edildi.
Sağlık sistemindeki çöküş derinleşiyor
Krizin, Gazze’deki sağlık sisteminin neredeyse tamamen çökmesiyle daha da ağırlaştığı belirtildi. Tıbbi altyapının hedef alınması, ilaç, ekipman ve yakıt girişinin uzun süre engellenmesi nedeniyle onkoloji, kalp cerrahisi ve diyaliz gibi hayati bölümlerde ciddi işlev kayıpları yaşandığı kaydedildi.
Gazze Kanser Merkezi Tıbbi Direktörü Dr. Muhammed İbrahim Ebu Neda ise Refah Sınır Kapısı üzerinden insani geçişlerin aksamasının ciddi sonuçları konusunda uyardı.
Ebu Neda, Şehab Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, bu durumun insani protokoller ve uluslararası insancıl hukuk kapsamında üstlenilen yükümlülüklerin doğrudan ihlali anlamına geldiğini, özellikle hastalar, yaralılar ve kırılgan gruplar açısından Gazze’deki sağlık ve insani krizi daha da derinleştirdiğini söyledi.
Tıbbi yardım, yakıt, araç ve yeniden imar çalışmalarında kullanılacak ekipmanların girişine yönelik kısıtlamaların sürmesinin, sağlık ve insani yardım kuruluşlarının faaliyetlerini doğrudan etkilediğini belirten Ebu Neda, bunun binlerce hastaya hayat kurtarıcı temel hizmetlerin sunulmasını zorlaştırdığını ifade etti.
Bu durumun hastaneler, su ve kanalizasyon tesisleri ile diğer hayati hizmetleri ciddi işletme sorunlarıyla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Ebu Neda, söz konusu kurumların tıbbi ve lojistik malzeme akışına tamamen bağımlı olduğunu ve bunun birçok temel sektörde hizmetlerin devamlılığını tehdit ettiğini vurguladı.
Ebu Neda, insani yardım, tıbbi malzeme ve yakıt akışının düzenli şekilde sağlanmasının yanı sıra hasta, yaralı ve sağlık personelinin geçişine yönelik sınır kapılarının tamamen açılmasının ertelenemeyecek insani bir zorunluluk olduğunu belirterek, mevcut durumun sürmesinin Gazze’deki sağlık felaketini daha da büyüteceği uyarısında bulundu.
Gazze Kanser Merkezi Tıbbi Direktörü, uluslararası toplumu insani yükümlülüklerin uygulanmasını sağlamak, sivilleri korumak ve temel ihtiyaçlarını uluslararası hukuk ve ilgili sözleşmeler çerçevesinde temin etmek için derhal etkili adımlar atmaya çağırdı.
www.kudusgunu.com