Lübnanlı kaynaklar, Sur kentindeki sakinlere tahliye uyarısı yapılmasının ardından saatler içinde İsrail savaş uçaklarının kente yoğun saldırılar düzenlediğini, onlarca kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını bildirdi.
Mehr Haber Ajansı'nın En-Neşra'dan aktardığına göre, Lübnanlı kaynaklar İsrail savaş uçaklarının Sur kentine yoğun saldırılar gerçekleştirdiğini duyurdu.
El Cezire muhabiri de Sur kentindeki El-Bass Filistinli mülteci kampının bombalandığını bildirdi.
Habere göre İsrail ordusu, tahliye emri yayımlamasından yalnızca birkaç saat sonra Güney Lübnan’daki Sur kentine saldırı düzenledi ve herhangi bir kanıt sunmadan bölgede Hizbullah unsurlarının bulunduğunu öne sürdü.
Bu saldırı, Nebatiye’ye yönelik saldırıları da kapsayan tırmanışın bir parçası olarak değerlendirilirken, askeri operasyonların Lübnan içlerine doğru genişlediğine işaret ediyor.
İsrail savaş uçakları ayrıca Sarifa ve Haris beldelerini bombaladı. İsrail’e ait bir insansız hava aracı da Burc Kalaviye beldesini iki kez hedef aldı.
El Cezire muhabiri, İsrail ordusunun Sur bölgesindeki El-Mansuri beldesine topçu saldırısı düzenlediğini de aktardı.
Sur’a yönelik saldırıda 8 kişi şehit oldu, 32 kişi yaralandı
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Sur kentindeki El-Mesakin Mahallesi’ne düzenlediği saldırıda 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 32 kişinin yaralandığını açıkladı. Bakanlık, enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
İşgalci rejim kabinesinin Lübnan’a yönelik son düşmanca kararı
İsrail güvenlik kabinesi bugün yaptığı toplantıda, Lübnan topraklarından işgal altındaki Filistin’e füze atılması halinde siyasi onay beklenmeden Beyrut’un hedef alınmasını onayladı.
İsrail neden Sur ve Nebatiye’ye yönelik saldırılarını artırıyor?
Askeri analist Tuğgeneral Muhammed es-Samadi, El-Arabi televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail’in son tahliye emirlerinin Sur ve Nebatiye’yi de kapsamasının, İsrail askeri saldırılarının niteliğinde bir değişime işaret ettiğini söyledi.
Ürdün’ün başkenti Amman’dan El-Arabi televizyonuna konuşan Es-Samadi, İsrail’in sınır bölgelerine odaklanmak yerine Lübnan’ın iç kesimlerini hedef almaya başladığını, sahada elde ettiği kazanımların kendisine “çevreleme politikasından yoğun yıpratma politikasına geçme” imkânı verdiğine inandığını ifade etti.
Es-Samadi, bu tahliye emirlerinin sıradan uyarılar olmadığını, Hizbullah’ın askeri kapasitesini zayıflatmak ve kuzey yerleşim birimlerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla Güney Lübnan’daki güvenlik gerçekliğini kalıcı biçimde değiştirmeyi hedefleyen yeni bir askeri aşamanın habercisi olduğunu belirtti.
Sur ve Nebatiye gibi stratejik kentlerin tahliye planına dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Es-Samadi, bunun İsrail’in operasyonlarını genişletmeye ve daha geniş bir ateş bölgesi oluşturmaya hazırlandığını, aynı zamanda İran’a caydırıcı mesajlar gönderdiğini gösterdiğini kaydetti.
Analist, son aylarda Güney Lübnan’da İsrail’in kurduğu mevziler ve tahkimatlar da dahil olmak üzere sahadaki göstergelerin, Tel Aviv’in stratejik bölgelerde uzun vadeli askeri varlık oluşturmak istediğini ortaya koyduğunu söyledi. Ona göre Tel Aviv, Hizbullah’ın askeri kapasitesini ortadan kaldırmak ve uzun vadede tehdit kaynaklarını azaltmak amacıyla operasyonlarını genişletmeyi sürdürüyor.
Tel Aviv çatışmayı Sur’a taşımaya çalışıyor
Bölgesel ve uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed Hamiye ise İsrail’in Güney Lübnan’daki son tırmanışının, Hizbullah üzerindeki baskıyı artırmayı ve önceki dönemde oluşan güvenlik denkleminde değişiklik yapmayı amaçladığını savundu.
Sur kentinin önemi
Beyrut’tan El-Arabi televizyonuna konuşan Hamiye, Güney Lübnan’ın ikinci büyük kenti olan Sur’un özel bir öneme ve yüksek sembolik değere sahip olduğunu belirtti.
Kentte hâlâ on binlerce kişinin yaşadığını ve çevre köylerin sakinlerinin de burada bulunduğunu ifade eden Hamiye, bu nedenle kente yönelik tahliye uyarılarının yalnızca sahadaki gelişmelerle sınırlı olmayan siyasi ve askeri boyutlar taşıdığını söyledi.
İsrail, “Dahiye’ye karşı kuzey yerleşimleri” denkleminde başarısız oldu
Hamiye, İsrail’in kuzeydeki yerleşim birimlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla “Beyrut’un Dahiye bölgesi karşılığında kuzey yerleşimleri” denklemine dayalı bir güvenlik formülü dayatmakta başarısız olduğunu öne sürdü.
İran’ın çatışmaya dahil olmasıyla yeni bir denklemin ortaya çıktığını savunan Hamiye, Beyrut’un Dahiye bölgesinin hedef alınmasının İsrail’e yönelik saldırılarla karşılık bulacağını söyledi.
Bu durumun, Başbakan Benjamin Netanyahu hükümetini kuzey cephesinin korunması konusunda artan zorluklarla karşı karşıya bıraktığını belirten Hamiye, İsrail’in bu nedenle Güney Lübnan’daki askeri operasyonlarını genişlettiğini ve Sur gibi kilit bölgelere yönelik tehdit ve saldırıları artırdığını ifade etti.
İsrail neden Lübnan’da gerilimi tırmandırmaya devam ediyor?
Mada el-Karmel Merkezi İsrail Araştırmaları Programı Direktörü İmtas Şehade de İsrail’in Lübnan’daki gerilimi tırmandırmasının, Tel Aviv’in ABD ile İran arasında olası bir anlaşmayı engelleme çabalarının bir parçası olduğunu söyledi.
Hayfa’dan El-Arabi televizyonuna konuşan Şehade, İsrail’in Washington ile Tahran arasında sağlanabilecek herhangi bir uzlaşıyı kendi stratejik çıkarlarına zarar verecek bir gelişme olarak gördüğünü belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın defalarca İran ile yakın zamanda anlaşmaya varılacağını söylediğini hatırlatan Şehade, ancak bu açıklamaların henüz somut adımlara dönüşmediğini ve mevcut siyasi karmaşıklıklar nedeniyle bu söylemlere güvenmenin zor olduğunu ifade etti.
Şehade, İsrail’in savaş alanındaki gerilimi tırmandırırken aynı zamanda Washington-Tahran anlaşmasını engellemek amacıyla ABD yönetimi üzerinde sürekli baskı kurduğunu belirterek, Lübnan’daki son askeri hareketliliği de bu çerçevede değerlendirdi.
Ben-Gvir: Alışılmış çerçevenin dışına çıkmalıyız
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, güvenlik kabinesi toplantısında Lübnan’a yönelik adımların sertleştirilmesini talep etti.
Dün akşam gerçekleştirilen güvenlik kabinesi toplantısında Hizbullah’a karşı izlenecek yöntemler ele alınırken, toplantı son üç ayın en yoğun Güney Lübnan bombardımanlarının ardından yapıldı. Ancak gelen bilgilere göre kabine üyelerinin büyük bölümü saldırıların artırılması, bombardımanların yoğunlaştırılması ve yıkımın genişletilmesi yönünde görüş bildirdi.
Bu kapsamda Ben-Gvir de hava saldırılarının artırılması çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Alışılmış çerçevelerin dışına çıkmalıyız. Daha fazla bölgeyi işgal etmeli, onların kadınlarını ve çocuklarını tutuklayıp hapsetmeliyiz. Bu, üzerlerinde en büyük baskıyı oluşturacaktır.”
Direniş mensuplarının aile bireylerinin tutuklanmasının işgal altındaki Filistin topraklarında uzun bir geçmişe sahip olduğu belirtilirken, Batı Şeria’da savaşçıların kadın ve çocuklarının gözaltına alınmasının yıllardır baskı araçlarından biri olarak kullanıldığı ifade edildi.
Direniş eylemleriyle bağlantılı kişilerin evlerinin tamamen yıkılması ve sakinlerinin yerinden edilmesi de bölgede uygulanan toplu cezalandırma yöntemleri arasında gösteriliyor.
Bu açıklamalar, yayımlanan verilere göre İsrail ordusunun 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a yönelik geniş çaplı saldırılarında 3 bin 637 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin yaralandığı ve bir milyondan fazla kişinin yerinden edildiği bir dönemde geldi.
Saar: Hizbullah bizi yıpratma savaşına sürüklüyor
Aynı toplantıda İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da sahadaki duruma değinerek, Hizbullah’ın İsrail’i bir yıpratma savaşına çekmeye çalıştığını öne sürdü.
Silahlanmanın artırılmasından Lübnan topraklarının işgaline kadar
Aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi’nden Yitzhak Wasserlauf silahlanmanın artırılması gerektiğini savunurken, Dini Siyonizm Partisi’nden Orit Strock ise Lübnan topraklarının bir bölümünün işgal edilmesini istedi.
Güney Lübnan’a yönelik saldırılar sürüyor
El-Meyadin muhabiri, İsrail savaş uçaklarının Güney Lübnan’daki Vadi el-Hardali ile Bint Cubeyl’deki bir beldeyi bombaladığını bildirdi. Muhabir ayrıca Güney Lübnan’daki Eş-Şarkiyye beldesine yönelik saldırıda iki sağlık görevlisinin yaralandığını aktardı.
Güney Lübnan’daki Zehrani bölgesinde bulunan El-Misbah beldesi de İsrail hava saldırısının hedefi oldu.
El Cezire muhabiri, Güney Lübnan’ın Sayda kentindeki Ensariye beldesinin İsrail’e ait bir insansız hava aracı tarafından vurulduğunu bildirdi.
El-Hadath muhabiri ise Güney Lübnan’daki Ensariye’de bir aracın hedef alındığını aktardı.
www.kudusgunu.com