Bekayi, açıklamalarının önemli bir bölümünde Lübnan’daki ateşkes ile bölgesel uzlaşılar arasındaki bağlantıya vurgu yaparak, “Lübnan’daki ateşkes, savaşı sona erdirmeye yönelik her türlü anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti'nin üst düzey askeri, parlamenter ve diplomatik yetkililerinin açıklamaları, ortak bir stratejinin şekillenmekte olduğunu gösteriyor. Bu stratejiye göre Lübnan, ateşkes denkleminin bir parçası olarak kabul ediliyor.
Mehrnews'ün haberine göre, İran ile ABD arasında sağlanan ateşkes, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik bir adım olarak kamuoyunun dikkatini çekerken, siyonist rejimin Lübnan’a yönelik geniş çaplı saldırıları Batı Asya’daki güvenlik dengelerini yeniden farklı bir aşamaya taşıdı. Yayımlanan raporlara göre, askeri operasyonların yoğunlaştırılması ve yerleşim bölgelerinin hedef alınması sonucu kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere binlerce Lübnanlı hayatını kaybetti veya yaralandı; ülkede yeni bir göç ve yerinden edilme dalgası yaşandı.
Lübnan’daki son gelişmeler yalnızca yerel bir kriz olarak değerlendirilmemekte; Tahran’a göre bu durum, daha geniş bir güvenlik sisteminin parçasını oluşturuyor ve bu yapıya yönelik herhangi bir saldırı, Lübnan sınırlarını aşan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle son günlerde İran İslam Cumhuriyeti'nin üst düzey askeri, diplomatik ve siyasi yetkilileri, koordineli ve net açıklamalarla siyonist rejimin eylemlerinin sürdürülmesine karşı uyarılarda bulundu.
Pezeşkiyan: Lübnan’daki ateşkes ihlalleri endişe verici
Cumhurbaşkanı, Lübnan’da ateşkesin tekrar tekrar ihlal edilmesini, Lübnan vatandaşlarının yerinden edilmeye devam edilmesini ve ABD’nin siyonist rejimin eylemlerine verdiği siyasi ve askeri desteği endişe verici olarak nitelendirdi. Pezeşkiyan, uluslararası toplumun bu süreci durdurmak için sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.
Arakçi: Lübnan’daki ihlal, tüm cephelerde ihlal anlamına gelir
Abbas Arakçi yayımladığı mesajda, İran ile ABD arasındaki ateşkesin “hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde” Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını ve belirli bir alan ya da cepheyle sınırlandırılamayacağını belirtti.
Arakçi, herhangi bir cephede yaşanacak ateşkes ihlalinin, tüm cephelerde ateşkesin ihlali anlamına geleceğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı ayrıca, ateşkesin herhangi bir şekilde ihlal edilmesinin sonuçlarından ABD ile siyonist rejimi doğrudan sorumlu tuttu. Bu tutum, siyasi açıdan Tahran’ın en önemli mesajı olarak değerlendirilirken, İran İslam Cumhuriyeti'nin Lübnan’daki gelişmeleri bölgesel güvenlik düzenlemeleri ve anlaşmalarının dışında görmediğini ortaya koyuyor.
Şikarçi: Lübnan’a karşı suçların sürmesi kabul edilemez
İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, siyonist rejimin Lübnan’a yönelik saldırılarını kınayarak bu rejimi “saldırgan ve çocuk katili” olarak nitelendirdi.
Şikarçi, Tel Aviv’in ateşkes ortamından yararlanarak Lübnan topraklarına saldırdığını ve binlerce masum sivili hedef aldığını söyledi.
Batılı ülkelerin yaklaşımını da eleştiren Şikarçi, bazı devletlerin ya sessiz kaldığını ya da bu eylemleri desteklemeyi sürdürdüğünü belirtti. Şikarçi, Lübnan halkına karşı işlenen vahşi suçların devam etmesinin İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri açısından artık tahammül edilemez olacağı uyarısında bulundu. Bu açıklama, Tahran’ın Lübnan’daki saha gelişmelerine ilişkin güvenlik uyarılarının seviyesini yükselttiğine işaret ediyor.
Düzenin Yararını Teşhis Konseyi Başkanı da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Lübnan Hizbullahı, en zor meydanlarda başı dik İran milletiyle omuz omuza duran halk direnişinin sembolüdür. Sadakati ve fedakârlığıyla tarihe kendi büyüklüğünü yazmıştır.
Bugün de Lübnan, işgalci siyonist rejimin saldırıları altında bulunurken, İran halkı direniş cephesinde Lübnan halkının yanında yer almakta ve direnişi canı pahasına seçen bir halka karşı vefa borcunu ödemektedir.”
Bekayi: Lübnan’daki ateşkes her anlaşmanın ayrılmaz parçasıdır
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de haftalık basın toplantısında bölgedeki son gelişmelere değinerek siyonist rejimi bölgesel ve küresel barış ile güvenliğe yönelik en büyük tehdit olarak nitelendirdi.
Lübnan’ın egemenliğinin sürekli ihlal edilmesine, ülke vatandaşlarının öldürülmesine ve yerinden edilmesine, ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin pasif tutumuna dikkat çeken Bekayi, uluslararası toplumun bu suçlar karşısında hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Bekayi, açıklamalarının önemli bir bölümünde Lübnan’daki ateşkes ile bölgesel uzlaşılar arasındaki bağlantıya vurgu yaparak, “Lübnan’daki ateşkes, savaşı sona erdirmeye yönelik her türlü anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca, İran İslam Cumhuriyeti’nin bakış açısına göre yalnızca siyonist rejimin değil, bu eylemleri desteklemesi ve İran’ın çıkarlarına yönelik bazı düşmanca tutumları nedeniyle ABD’nin de ateşkes ihlalinden sorumlu olduğunu ifade etti.
www.kudusgunu.com