Oren Yiftachel, siyonist rejimin “etnokratik sistem” aşamasını geride bırakarak “apartheid rejimi”ne, yani ırk ayrımcılığı sistemine dönüştüğünü vurguladı.
İsrailli siyasi coğrafya uzmanı ve B'Tselem adlı insan hakları kuruluşunun eski yöneticisi , “Mediapart” internet sitesine verdiği röportajda, siyonist rejimin “etnokratik sistem” aşamasını geride bırakarak “apartheid rejimi”ne, yani ırk ayrımcılığı sistemine dönüştüğünü vurguladı.
Filistin Enformasyon Merkezi Farsça servisinin aktardığına göre, 1990’lı yıllarda “etnokrasi” kavramının teorisyenlerinden biri olarak bilinen Oren Yiftachel, bu kavramı görünürde seçimler, siyasi temsil ve vatandaşlık gibi demokratik kurumları koruyan; ancak uygulamada yapısal ayrıcalıkları hâkim bir etnik gruba tanıyarak diğer grupları ikinci planda bırakan sistemleri tanımlamak için kullanıyordu. Yiftachel uzun yıllar boyunca bu kavramın “İsrail”in siyasi yapısını tanımlamak için uygun olduğunu düşünüyordu.
Ancak İsrailli araştırmacıya göre artık bu kavram mevcut gerçekliği açıklamak için yeterli değil. Son kitabında, “İsrail”in tüm topraklar üzerindeki hâkimiyetini genişletmesi ve milyonlarca Filistinlinin bu rejimin egemenliği altına girmesinin, sistemin niteliğini değiştirdiğini yazdı.
Yiftachel, “İsrail, etnokrasiden apartheid sistemine geçti. Çünkü nüfusun geniş kesimleri devletin egemenliği altında bulunmasına rağmen eşit siyasi haklara sahip değil” dedi.
Farklı medeni statüler arasında ayrım yapan Yiftachel, “İsrail”de Yahudilerin tam haklara sahip olduğunu, İsrail vatandaşlığı taşıyan Filistinlilerin ise yalnızca sınırlı haklardan yararlandığını belirtti. İşgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin ise hayatlarını kontrol eden siyasi sistemin tamamen dışında bırakıldığını ifade etti.
İsrailli akademisyene göre bu haklar hiyerarşisi, tarihsel ırk ayrımcılığı rejimlerine benzeyen kurumsal ve sınıfsal bir yapı oluşturmuş durumda.
Yiftachel ayrıca coğrafyanın bu gerçekliği anlamadaki merkezi rolüne dikkat çekerek, mekânın hiçbir zaman tarafsız olmadığını söyledi. Şehirleşme, yerleşim inşası ve toprak kontrolü politikalarının güç ilişkilerinin bir yansıması olduğunu belirten Yiftachel, işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerin sürekli genişletilmesi ve Filistin bölgelerinin parçalanmasının, toprak hâkimiyetine yönelik uzun vadeli bir stratejiyi ortaya koyduğunu ifade etti.
Röportajda Yiftachel, 7 Ekim 2023 olaylarının ardından “İsrail”in politikalarının daha da sertleştiğine de işaret ederek, güç kullanımının ve baskıcı uygulamaların belirgin şekilde arttığını söyledi. Bu süreci “ileri kaçış” olarak nitelendirdi.
İsrailli akademisyen, siyonist rejimin bazı uygulamalarının savaş suçu kapsamına girdiğini belirterek, Gazze, Batı Şeria ve hatta “İsrail” içindeki bazı bölgelerde Filistinlilerin insani durumunun kötüleştiği uyarısında bulundu.
Yiftachel, uluslararası toplumun müdahalesi olmadan Filistin-İsrail çatışmasına kalıcı bir çözüm bulunamayacağını vurguladı. Güney Afrika, Kuzey İrlanda ve Balkanlar gibi örneklerin, gerçek dönüşümlerin ancak uluslararası baskı altında gerçekleştiğini gösterdiğini, bugün böyle bir baskının olmamasının mevcut durumun sürmesine katkı sağladığını ifade etti.
İsrailli akademisyen, “İsrail” içinde eleştirel seslerin hâlâ azınlıkta olduğunu kabul etmekle birlikte, içeriden değişim seçeneğine bağlı kaldığını ve bunun yeni siyasi ve toplumsal ufukların açılması için zor ama gerekli bir yol olduğunu söyledi.
www.kudusgunu.com