DAMON HAPİSHANESİNDEKİ FİLİSTİNLİ HAMİLE ÜÇ ESİRİN SAĞLIK DURUMU KÖTÜ

img
DAMON HAPİSHANESİNDEKİ FİLİSTİNLİ HAMİLE ÜÇ ESİRİN SAĞLIK DURUMU KÖTÜ

Hanzala Esirler ve Özgürleştirilenler Merkezi, “Damon” hapishanesinde tutulan üç hamile Filistinli kadın tutsağın sağlık ve insani durumuna ilişkin ciddi uyarıda bulundu.

Merkez, Emine et-Tavil, Dana Cude ve Menar Karaca isimli Filistinli hamile kadın esirlerin, insanca yaşamın en temel koşullarından ve asgari insani ile tıbbi bakımdan yoksun şartlarda tutulduğunu açıkladı.

Şihab'ın haberine göre, Merkezden yapılan açıklamada, kadın esirlerin koğuş içinde aşırı kalabalık koşullarda yaşadığı, yerde uyumaya zorlandığı, gıda ve kıyafet sıkıntısı çektiği ve tamamen mahremiyetten yoksun bırakıldığı belirtildi. Bu durumun, hamileliğin kritik dönemindeki kadınlar ve anne karnındaki bebekleri açısından sağlık risklerini artırdığı ifade edildi.

İsrail makamlarını hamile kadın tutukluların hayatı ve güvenliğinden tamamen sorumlu tutan merkez, bu koşullarda tutulmalarının hem kadınların hem de ceninlerin yaşamını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.

Merkez, uluslararası insan hakları kuruluşları, Kızılhaç ve ilgili Birleşmiş Milletler kurumlarına acil çağrıda bulunarak, hamile kadın tutukluların derhal serbest bırakılması, kendilerine sürekli ve acil tıbbi bakım sağlanması, kadın tutuklulara yönelik tıbbi ihmal politikasının durdurulması, “Damon” hapishanesindeki ihlaller hakkında uluslararası soruşturma açılması ve uluslararası hukuk çerçevesinde asgari insani koşulların güvence altına alınmasını istedi.

Daha önce avukat Hasan Abadi de hapishaneye yaptığı ziyaretlerde, aynı odada altı kadın tutuklunun bulunduğunu, bunlardan üçünün hamile, birinin çocuk yaşta ve ikisinin ise tahliye beklediğini açıklamıştı. Abadi, “Odada sadece iki yatak bulunuyor, bu nedenle dört kadın yerde yatmak zorunda kalıyor. Oda içerisindeki tuvaletin kapısı yok. Koku ve buharlar içeride birikiyor, tamamen mahremiyetten yoksun bir ortam söz konusu. Bu koşullara herhangi bir insanın dayanması zor, hele ki hamileliğin ilk aylarındaki kadın tutuklular için daha da ağır” dedi.

Kalkilya’ya bağlı Kefr Sülüs köyünden 37 yaşındaki hamile tutuklu Emine Şahir et-Tavil, Ramazan Bayramı’ndan birkaç gün önce, 18 Mart 2026 tarihinde çocuklarının gözü önünde gözaltına alındı. Ardından Celame sorgu merkezine götürülen Tavil’in, burada yer altında bulunan tek kişilik hücrede 25 gün boyunca ağır koşullar altında ve dış dünyadan tamamen izole şekilde tutulduğu belirtildi.

Esirler Medya Ofisi’nin aktardığına göre, tutukluluk süresi nispeten kısa olmasına rağmen Emine et-Tavil altı ayrı baskın ve şiddet olayına maruz kaldı. Hapishane güçlerinin kadın tutukluların kaldığı koğuşun kapısına ses bombaları attığı, bunlardan birinde üçüncü ayında hamile olan Tavil’in patlamanın etkisiyle odanın sonuna savrulduğu ifade edildi. Açıklamada, “Eşi ve dört çocuğuyla birlikte olması gereken bu dönemde kendisini, tekrar eden cezalar ve sağlık durumuna uygun olmayan yemeklerle Damon cehenneminde buldu” denildi.

Avukat Hasan Abadi ile görüşmesi sırasında Emine’nin, diğer kadın tutuklular tarafından dikilmiş yamalı bir namaz kıyafeti giydiği belirtildi. Hapishanedeki ciddi kıyafet eksikliği nedeniyle kadın tutukluların, namaz vakitleri ve havalandırma sırasında namaz eteklerini dönüşümlü kullandıkları kaydedildi.

Hakkındaki dava süreci devam eden Emine et-Tavil’in mahkeme duruşmalarının İsrail makamlarınca sürekli ertelendiği, yalnızca sorgu sürecinde yaklaşık 9 kilo kaybettiği belirtildi. Ayrıca Tavil’in, görüşleri ve medya faaliyetleri nedeniyle tutuklanan beş kadın gazeteciden biri olduğu ifade edildi.

İsrail’in, Nablus’a bağlı Irak et-Tayeh beldesinden 35 yaşındaki Dana Anad Sebti Cude’yi de hamileliğinin ikinci ayında, 19 Nisan 2026 tarihinde gözaltına aldığı bildirildi. Yargılama süreci devam eden Cude’nin ilk olarak Şaron Hapishanesi’ne götürüldüğü ve burada geçirdiği ilk geceyi avukatı Hasan Abadi’ye “kabus gibi bir gece” sözleriyle anlattığı aktarıldı. Kirli bir odada baygınlık geçirdiği belirtilen Dana’nın, daha sonra hamilelik kontrolleri için hastaneye götürüldüğü ve ardından Damon Hapishanesi’ne nakledildiği ifade edildi.

Tutuklanmadan önce geçirdiği ameliyat nedeniyle Dana’nın cenininin görüntüsünü talep ettiği ancak hapishane yönetiminin bunu reddettiği kaydedildi. Dana’nın acil tıbbi bakım ve uygun beslenmeye ihtiyaç duyduğu belirtilirken, diğer kadın tutukluların kendi yemek paylarını Emine, Dana ve Menar’a verdiği aktarıldı.

Esirler Medya Ofisi’ne göre acı tablosu yalnızca Emine ve Dana ile sınırlı değil. İsrail ayrıca, Ramallah’tan 28 yaşındaki ve hamileliğinin ilk ayında olan Menar İbrahim Karaca’yı da tutuklu bulunduruyor. İki çocuk annesi ve eski tutuklu Musab Zellum’un eşi olan Karaca’nın, 30 Nisan 2026 tarihinde Beytunya beldesindeki evine düzenlenen baskın sonrası gözaltına alındığı, sorgunun ardından Damon Hapishanesi’ne gönderildiği belirtildi.

Açıklamada, Emine et-Tavil, Dana Cude ve Menar Karaca için esir kurumları ile insan hakları ve sağlık kuruluşlarının acil ve ciddi girişimde bulunması gerektiği vurgulandı. Hapishanelerde olağanüstü hal uygulamalarının sürmesi, avukat ziyaretlerine ağır kısıtlamalar getirilmesi, aile görüşlerinin engellenmesi ve baskıcı politikaların devam etmesinin, tutukluların serbest bırakıldıktan sonra dahi bedenlerinde açık şekilde görülen etkiler bıraktığı ifade edildi.

www.kudusgunu.com



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!