Muhammed Şahin, “Şehab” ajansına yaptığı açıklamada, “Sahada yaşananlar gerçek bir ateşkes taahhüdü olarak değerlendirilemez; bu, savaşın başka biçimlerde sürmesidir” dedi.
Siyasi analist Muhammed Şahin, “İsrail”in ateşkes anlaşmasını yürürlüğe girmesinden altı ay sonra neredeyse günlük olarak ihlal etmeye devam etmesinin, bu anlaşmayı savaşın sona ermesi olarak değil, askeri ve siyasi dengelerini yeniden düzenlemek için taktik bir araç olarak gördüğünü yansıttığını belirtti. Şahin, bu bağlamda rakamların herhangi bir siyasi söylemden daha açık konuştuğunu ifade ederek, Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi’nin 10 Ekim 2025 ile 14 Nisan 2026 tarihleri arasında yaklaşık 2400 ihlal tespit ettiğini, bunun da günlük ortalama yaklaşık 13 ihlale denk geldiğini aktardı. Bunun yalnızca anlaşma maddelerinin sınırlı ihlalleriyle ilgili olmadığını, fiilen ateşkes kavramının yeniden tanımlanarak farklı araçlarla askeri operasyonların sürdürülmesine zemin hazırlandığını gösterdiğini vurguladı.
Muhammed Şahin, “Şehab” ajansına yaptığı açıklamada, “Sahada yaşananlar gerçek bir ateşkes taahhüdü olarak değerlendirilemez; bu, savaşın başka biçimlerde sürmesidir” dedi. Saha verilerine göre 921 ateş açma olayı, 1109 bombardıman, hedef alma ve konutların yıkılması vakası ile “İsrail”e ait askeri araçların yerleşim bölgelerine yönelik 97 kara girişi kaydedildi.
Bu ihlaller sonucunda 754 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yaralandığı, kurbanların yüzde 99’unun çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil sivillerden oluştuğu belirtildi. Ayrıca enkaz altında hâlâ yaklaşık 10 bin cesedin bulunduğu, ağır ekipmanların girişine izin verilmemesi nedeniyle bunların çıkarılamadığı, Han Yunus’ta bazı ailelerin çocuklarının naaşlarını bir yıldır enkaz altından çıkarmayı beklediği gibi trajik insani manzaraların yaşandığı ifade edildi. Şahin, gelinen noktada yaşananların yalnızca kağıt üzerinde var olan “isimde ateşkes” olduğunu, sahada ise daha karmaşık biçimlerde soykırımın sürdüğünü dile getirdi.
Bu ihlallerin, arabulucular ve garantörler bulunmasına rağmen sürmesinin anlamına ilişkin olarak Şahin, ilk olarak “İsrail”in anlaşmayı ahlaki ya da siyasi bir yükümlülük değil, özellikle insani yardımlar konusunda bir baskı aracı olarak gördüğünü söyledi. Anlaşmaya göre 110 bin 400 yardım kamyonunun girmesi gerekirken yalnızca 41 bin 714 kamyonun girişine izin verildiğini, bunun yüzde 37’lik bir uyum oranına karşılık geldiğini belirtti. Yakıt konusunda ise kararlaştırılan 9 bin 200 kamyondan yalnızca 1366’sının giriş yaptığını, bunun da yüzde 14’ü aşmadığını ifade etti.
İkinci göstergenin, uluslararası garanti mekanizmalarının “İsrail” üzerinde herhangi bir bağlayıcı yaptırım uygulamada başarısız olması olduğunu belirten Şahin, bunun bu yaklaşımın sürdürülmesini teşvik ettiğini söyledi. Üçüncü olarak ise Gazze’de sivil polis teşkilatının hedef alınması yoluyla güvenlik kaosu oluşturulmaya çalışıldığını kaydetti. Gazze kentindeki En-Nafak Caddesi’nde bir polis aracının hedef alınması sonucu aralarında bir çocuğun da bulunduğu dört kişinin hayatını kaybetmesini örnek göstererek, bu tür saldırıların toplumsal istikrarın temel unsuru olan polis yapısını zayıflatmayı ve kaos ortamı oluşturmayı amaçladığını ifade etti.
Gazze Şeridi’nde ateşkesin geleceğine ilişkin olarak Şahin, göstergelerin olumlu olmadığını, son altı ayın “İsrail”in ateşkesi gerçek bir barış süreci olarak değil, çatışmayı yönetme ve şartlarını dayatma aracı olarak kullandığını ortaya koyduğunu söyledi. İşgalin, askeri hesaplarını yeniden düzenleyebileceği, güçlerini toparlayabileceği ve istihbarat toplayabileceği bir ateşkes istediğini, buna karşılık herhangi bir siyasi ya da insani bedel ödemek istemediğini dile getirdi. Uluslararası denetim mekanizmalarının, sivil-askeri koordinasyon merkezi de dahil olmak üzere, günlük ihlalleri durdurmada açık bir başarısızlık sergilediğini, arabulucuların da sahada gerçek bir yükümlülük dayatamadığını belirtti.
Buna karşılık Filistin direnişinin bu tabloya stratejik bir bilinçle yaklaştığını ve ihlaller arttıkça direncin de arttığını ifade eden Şahin, arabulucular ve garantörlerin ise İsrail’in tutumu karşısında etkisiz kaldığını söyledi. Şahin, ateşkesin geleceğinin arabulucuların yeni dengeler oluşturma ve anlaşmaya uyulmasını sağlayacak gerçek baskıyı kurma kapasitesine bağlı olduğunu vurgulayarak, Filistin halkının göstermelik değil, sivilleri koruyan, öldürmeleri durduran, sınır kapılarını açan ve yeniden inşa sürecini başlatan gerçek bir ateşkes istediğini, öldürmelerin sürmesine kılıf olan bir ateşkesi kabul etmediğini belirtti.
www.kudusgunu.com