Başbakanlık Ofisi, Roman Gofman’ın Gazze saldırılarındaki “cesaretini” ve hızlı karar alma yeteneğini övdü; ayrıca Mossad’a atfedilen ve Hizbullah ile İran bağlantılı hedeflere yönelik yüksek riskli gizli operasyonlarda rol aldığını belirtti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, pazar günü yaptığı açıklamada, üst düzey atamalardan sorumlu komitenin onayının ardından Roman Gofman’ın gelecek haziran ayı başında Mossad Başkanlığı görevini devralacağını duyurdu. Açıklamada, “Üst düzey görevlere adaylıkları değerlendiren danışma komitesi bu akşam General Roman Gofman’ın Mossad Başkanlığına adaylığını onayladı” denildi. Netanyahu’nun Gofman’ı Aralık 2025’te aday gösterdiği hatırlatılan açıklamada, “Komitenin onayının ardından Netanyahu, Mossad’ın yeni başkanı General Roman Gofman’ın atama belgesini imzaladı. Gofman, 2 Haziran 2026’da göreve başlayacak ve görev süresi beş yıl olacak” ifadelerine yer verildi.
Seçiminin açıklanmasının ardından İbrani basını, 7 Ekim 2023’te Hamas mensuplarının ateşi altında kalan Gofman’ın güvenlik kameralarına yansıyan ve ayağından yaralandığı sırada olay yerinden uzaklaştığını gösteren görüntüleri yeniden yayımladı. Söz konusu görüntüler, İsrail tarihinin en kritik günlerinden birinde çatışma alanını terk ettiği gerekçesiyle eleştirilere neden oldu. Atama, resmi sürecin tamamlanması için üst düzey görevler danışma komitesine sunularak onaydan geçirildi.
Şihab'ın haberine göre, 1976 yılında Belarus’ta doğan Roman Gofman, 14 yaşında işgal altındaki Filistin topraklarına göç etti ve 1995 yılında zırhlı birliklerde askerlik hizmetine başladı. Nisan 2024’te, 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından başlatılan “Aksa Tufanı” operasyonunda yaralanmasının ardından Netanyahu’nun ofisinde askeri ataşe olarak görevlendirildi. O dönemde piyade ulusal eğitim merkezinin komutanıydı.
Arka plan ve özgeçmiş
Roman Gofman 1976 yılında Belarus’ta doğdu ve 14 yaşında işgal altındaki Filistin topraklarına göç etti. Hayfa Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve ulusal güvenlik alanında eğitim aldı, ayrıca bir süre Siyonist bir dini enstitüde öğrenim gördü. 1995 yılında zırhlı birliklerde başladığı askeri kariyerinde tank komutanlığından 7. Zırhlı Tugay komutanlığına kadar yükseldi.
2020 yılında Suriye sınırından sorumlu olan Başan (Golan) Tümeni komutanlığına atandı. 2015’te Batı Şeria’daki Etzion Bölgesel Tugayı’nın komutanlığını üstlendi, 2022 yazında ise kara kuvvetleri eğitim merkezinin başına geçti. 7 Ekim’deki yaralanmasının ardından iyileşerek hükümet faaliyetleri koordinatörlüğü ofisinde görev yaptı, Mayıs 2024’te Netanyahu tarafından askeri sekreter olarak atandı.
Tartışmalı tutum ve açıklamalar
1. Kara gücü kullanımındaki tereddüde eleştiri
Gofman, 2018 yılında Genelkurmay önünde yaptığı bir konuşmada, kara gücünün kullanımından kaçınılmasının ordunun sonuç alma kapasitesini zayıflattığını savunarak saldırgan bir yaklaşım sergiledi. “Düşmanlarla” mücadelede kara harekâtının gerekli olduğuna dair görüşleri, daha sonra Gazze üzerindeki askeri kontrolün sürdürülmesine verdiği destekle de örtüştü.
2. Gazze üzerinde askeri kontrol belgesi
Nisan 2024’te Gofman, Hamas’ın ortadan kaldırılmasının ardından Gazze Şeridi’nde güvenlik ve idarenin İsrail ordusunda kalması gerektiğini savunan bir iç belge kaleme aldı. Belgede, silahlı direnişin yeniden ortaya çıkmasının ancak askeri güçle engellenebileceği öne sürüldü. Ordu yönetimi ise belgenin kurumsal görüşü yansıtmadığını belirterek eleştirdi. Bazı eski yetkililer de Gofman’ı istihbarat deneyimi eksikliğiyle suçladı. Bu belge ve 2018’deki konuşması, Gofman’ın siyasi çözümler yerine uzun vadeli askeri yöntemlere eğilimli bir profil çizdiğini ortaya koydu.
3. İran nükleer programına ilişkin “Kıyamet Günü” senaryosu
Gofman, 2019 yılında Ulusal Güvenlik Koleji’ndeki eğitimi sırasında kaleme aldığı “Kıyamet Günü” başlıklı makalede, İran’ın 2025’te nükleer silaha yöneleceği varsayımından hareketle tartışmalı bir öneri sundu. Buna göre İsrail’in tek başına müdahale etmek yerine Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye’ye nükleer başlıklar aktararak uluslararası bir tepkiyi tetiklemesi ve büyük güçleri müdahaleye zorlaması öngörüldü. Senaryoda ABD’nin Suudi Arabistan’ı, Rusya’nın Mısır’ı ve Çin’in Türkiye’yi desteklemesi yer aldı. Gofman’ın bu yaklaşımıyla İran’ı geri adım atmaya zorlamayı ve nükleer sorumluluğu paylaşmayı hedeflediği belirtildi.
Muhalifler, bu atamanın Netanyahu’nun güvenlik kurumları üzerindeki kontrolünü artırma isteğini yansıttığını savunuyor. Netanyahu ise kararını “birden fazla adayla yapılan görüşmelerin ardından” aldığını belirterek, Gofman’ın “üstün mesleki yeteneklere” sahip olduğunu ve askeri sekreter olarak görev yaptığı dönemde “düşmanı derinlemesine tanıdığını” ve özellikle Mossad ile güvenlik kurumları arasında koordinasyon kabiliyetini gösterdiğini ifade etti.
Başbakanlık Ofisi, Gofman’ın Gazze saldırılarındaki “cesaretini” ve hızlı karar alma yeteneğini övdü; ayrıca Mossad’a atfedilen ve Hizbullah ile İran bağlantılı hedeflere yönelik yüksek riskli gizli operasyonlarda rol aldığını belirtti.
Destekçileri, Rusça bilmesinin Moskova ile ilişkilerde avantaj sağladığını ve Mossad’ın ana operasyon sahalarında İngilizce bilmenin zorunlu olmadığını savunarak bu durumu bir avantaj olarak değerlendirdi. Diğer bazı destekçiler ise Gofman’ın atanmasının, Hamas’ın son saldırısını öngöremeyen istihbarat zafiyetinin ardından Mossad’a daha saldırgan bir askeri zihniyet kazandırma isteğini yansıttığını ifade etti. Bazı yorumcular, bu atamayı 2002’de ordu kökenli Meir Dagan’ın Mossad’ın başına getirilmesine benzetirken, Netanyahu’nun benzer bir dönüşümü hedeflediğini belirtti. Atama, aşırı sağcı bakan Itamar Ben-Gvir başta olmak üzere hükümetteki bazı isimlerin de desteğini aldı.
www.kudusgunu.com