İsrail işgal makamları, Mescid-i Aksa’ya yönelik tam ve kapsamlı ablukasını art arda 37’nci gününde de sürdürerek, “olağanüstü hal” gerekçesiyle binlerce kişinin mescidin avlusuna ulaşmasını engellemeye devam ediyor.
Kudüs Valiliği, bu uygulamanın 1967’de kentin işgalinden bu yana en sert tedbir olduğunu belirterek, Mescid-i Aksa'nın neredeyse tamamen cemaatsiz kaldığını, içeride yalnızca İslami Vakıflar Dairesi’nden çok sınırlı sayıda görevlinin bulunduğunu açıkladı.
Şihab'ın haberine göre, bu kısıtlamalar altında Kudüs ve işgal altındaki iç bölgelerde yaşayan yüzlerce kişi, askeri kontrol noktaları ve beton bariyerleri aşmalarına izin verilmemesi nedeniyle cuma namazını Eski Şehir çevresindeki sokak ve caddelerde kılmak zorunda kaldı. Selahaddin Caddesi ve Nablus Kavşağı gibi önemli noktalar açık hava mescitlerine dönüşürken, cemaat, ağır askeri kısıtlamalara rağmen mescitlerine ulaşma haklarını vurgulamak amacıyla yerde namaz kıldı. Bu kısıtlamaların, son tırmanışın başlangıcından bu yana dokuzuncu kez uygulandığı belirtildi.
Filistinli ve dini çevrelerde, bu askeri sıkılaştırmanın 2-9 Nisan tarihleri arasında kutlanacak Yahudi Hamursuz Bayramı ile aynı döneme denk gelmesi nedeniyle endişeler artıyor. Kudüs merkezli kuruluşlar, sözde “Tapınak gruplarının” bu durumu fırsat bilerek geniş çaplı baskınlar düzenleyebileceği ve mescidin avlularında “kurban kesme” planlarını hayata geçirmeye çalışabileceği uyarısında bulundu. Bu adımın, bölge genelinde ciddi bir gerilimi tetikleyebileceği ifade edildi.
Öte yandan gözlemciler ve dini kurumlar, işgalin sahada yeni bir durum dayatmayı, kutsal mekanlar üzerindeki İslami egemenliği sona erdirmeyi ve ibadet özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği bu gelişmenin tehlikesine dikkat çekti. Söz konusu çevreler, uluslararası toplumu ve insan hakları kuruluşlarını sessiz kalmamaya ve Kudüs’teki mevcut tarihi statüyü düzenleyen tüm uluslararası anlaşmaları ihlal eden bu İsrail uygulamalarını durdurmak için acil müdahalede bulunmaya çağırdı.
www.kudusgunu.com