GAZZE'DE BOZUK PARA KRİZİ

img
GAZZE'DE BOZUK PARA KRİZİ

Gazze’deki “bozuk para krizi”, ekonomik, sosyal ve siyasi boyutlarıyla halkın yaşadığı sıkıntıların yalnızca kaynak kıtlığıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda günlük ihtiyaçlarını karşılamalarını zorlaştıran bilinçli kısıtlamaların da etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Gazze’de yaşayan kadınlar, ihtiyaçlarını satın alırken her gün yeni bir zorlukla karşı karşıya kalıyor. Bu durum yalnızca piyasadaki kıtlık ve temel yaşam malzemelerinin teminindeki dalgalanmalar ya da halkın büyük bölümünün kötüleşen yaşam ve ekonomik koşulları ve temel gelir kaynaklarını kaybetmesi nedeniyle değil; aynı zamanda ailelerin çoğunun nakit paraya, özellikle de Gazze’de “bozuk para krizi” olarak adlandırılan madeni paralara sahip olmamasından kaynaklanıyor. Bu kriz, bölgedeki en önemli ve giderek derinleşen sorunlardan biri haline gelirken, birçok sektörü de felç ediyor. İlginç olan ise paranın tamamen yok olmaması, ancak gerektiği şekilde dolaşıma girememesi. Artık piyasa, vatandaşların alım gücünü paraya sahip olup olmamaya göre değil, sahip olunan banknotun türüne göre değerlendiriyor; aynı değerde olmalarına rağmen bazı banknotlar kabul edilirken bazıları reddediliyor.

Şihab'ın haberine göre bu durum, Gazze’deki kadınlar üzerinde yeni bir günlük baskı biçimi oluşturmuş ve en basit rutin işlemleri bile utanç verici durumlara dönüştürmüştür. Ev kadınları çoğu zaman bir ürünü gerçek değerinden daha fazla ödemek zorunda kalmakta ya da tamamen vazgeçmektedir. Aile içindeki en basit ihtiyaçlar bile bu krizden etkilenmiştir. Günlük ihtiyaçların karşılanmasında kullanılan küçük banknotlar artık nadir ya da bulunamaz hale gelmiş, bu da ekmek almaktan çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya kadar günlük hayatın tüm detaylarını doğrudan etkilemiş ve evin yükünü üstlenen kadınların üzerindeki baskıyı artırmıştır.

45 yaşındaki Emire Bedvan, her sabah yerinden edildiği bölgeye yakın seyyar pazarına giderek ailesi için günlük ihtiyaçları temin etmeye çalışıyor. Savaşın sona ermesinden bu yana her gün aynı rutini sürdüren Bedvan, Şehab ajansına yaptığı açıklamada, “Artık yağ, ekmek, salça ve bulyon gibi en basit ürünleri satın almak bile kolay değil. Fırınlar ve pazarlar küçük banknotlarla ödeme şartı koşuyor ve biz üç yıldır bu konuda ciddi bir kriz yaşıyoruz. Elinizdeki banknotu bozdurabilmek için ihtiyacınız olmayan şeyleri satın almak zorunda kalıyorsunuz ya da hiçbir şey almadan geri dönüyorsunuz” dedi.

Bedvan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazen 10 şekel tutarındaki ihtiyaçlarımı karşılayabilmek için ihtiyacım olmayan ürünleri almak zorunda kalıyorum. Sırf daha büyük banknotlarla satıldıkları için bunu yapıyorum.” Bu durumun yalnızca aile bütçesini değil, tüm günü etkilediğini belirten Bedvan, “Eve salça olmadan döndüğümde sadece suda pişmiş tatsız yemekler yemek zorunda kalıyoruz. Çoğu zaman elim boş dönüyorum ve çocuklarım yemek beklerken çaresizlik hissediyorum” ifadelerini kullandı.

Bedvan, bu krizin sadece ekonomik bir sorun olmadığını, Gazze’de ailelerin tüm yükünü taşıyan kadınlar için günlük bir yük haline geldiğini belirterek, “Keşke ihtiyaçlarımızı kolayca alabileceğimiz bir çözüm olsa. Her geçen gün bu sorun daha da ağırlaşıyor ve en basit işler bile büyük bir mücadeleye dönüşüyor” dedi.

60 yaşındaki Rukiye el-Kürd ise saldırılarda çocuklarını kaybettikten sonra geride kalan 9 yetime bakmakla yükümlü olduğunu ve bozuk para krizi nedeniyle her gün büyük zorluk yaşadığını ifade etti. Rukiye, “Her gün fırın ve pazarların önünde bekliyorum. Yanımda biraz bozuk para oluyor ama çoğu zaman yeterli olmuyor. Elektronik ödeme yöntemlerini kullanamıyorum, benim için çok karmaşık” dedi.

Rukiye, “Bazen ihtiyacımız olmayan şeyleri almak zorunda kalıyorum. Bazen de hiçbir şey alamadan eve dönüyorum. Yetimler yemek beklerken kendimi çaresiz hissediyorum” diye konuştu.

Bu kriz, Rukiye gibi birçok kişi için günlük hayatı daha da zorlaştırıyor. “Bu durum hayatımızı savaştan bile daha zor hale getirdi. Ekmek, süt ve sebze gibi en basit ihtiyaçlar bile artık daha fazla planlama ve zaman gerektiriyor” dedi.

Ekonomist Ahmed Ebu Kamer ise Gazze’deki bozuk para krizinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi boyutları olan yapay bir kriz olduğunu belirtti. Ebu Kamer, bölgede gerçek bir para kıtlığı olmadığını, ancak likidite akışının çeşitli kısıtlamalarla kontrol altına alındığını ifade etti.

Ebu Kamer, İsrail’in nakit girişini kasıtlı olarak engellediğini, bankacılık ve finans sektörünü sekteye uğrattığını ve kara piyasayı teşvik ettiğini belirtti. Bu durumun, “savaş tüccarları” olarak nitelendirdiği az sayıda kişinin piyasayı kontrol etmesine yol açtığını söyledi. Bu kişilerin eski, yıpranmış ya da düşük değerli banknotları kabul etmediğini ifade eden Ebu Kamer, bu uygulamaların vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü artırmayı hedefleyen sistematik bir politika olduğunu dile getirdi.

Krizin, vatandaşların doğrudan zarara uğramasına neden olduğunu belirten Ebu Kamer, insanların 100 şekel karşılığında 70 ya da 80 şekel değerinde bozuk para almak zorunda kaldığını ve yıpranmış paraların kullanılamaması nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi.

Ebu Kamer, bu durumun İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü “ekonomik imha savaşı”nın bir parçası olduğunu ve yaklaşık iki yıldır devam ettiğini ifade etti. Bozuk paranın stoklanarak daha yüksek fiyatlarla satılmasının kara piyasanın bir göstergesi olduğunu belirten Ebu Kamer, paranın bir ticaret malına dönüşmesinin Gazze ekonomisinde benzeri görülmemiş bir çöküşe işaret ettiğini vurguladı.

Elektronik ödeme sistemlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Ebu Kamer, bu yöntemlerin yaygınlaşmasına rağmen Gazze’de nakit paranın yerini tutamayacağını belirtti. Sosyoekonomik koşullar nedeniyle geniş bir kesimin bu sistemleri kullanamadığını ifade eden Ebu Kamer, birçok sektörün hâlâ nakit ve özellikle bozuk para ile işlem yapmaya devam ettiğini söyledi.

Ekonomist Mahmud el-Keşaş ise çözüm olarak 1 ile 5 şekel arasında değişen küçük değerli plastik kartların geçici olarak bozuk paranın yerine kullanılmasını önerdi. Bu kartların sahteciliği önlemek için dijital kodlar veya QR kodlarla donatılabileceğini belirten Keşaş, pazarlar ve mağazalarda kolayca kullanılabileceğini ifade etti.

Keşaş, tüccarların bu kartları yetkili noktalar aracılığıyla banka bakiyesine veya elektronik cüzdanlara dönüştürebileceğini belirterek, bunun piyasada likiditeyi sağlayacağını söyledi. Kartların güvenliği için seri numarası ve resmi damga taşıması gerektiğini, ayrıca belirli bir kullanım süresi olmasının önemine dikkat çekti.

Ancak bu önerilerin uygulanmasında kullanıcı güveni, sahtecilik riski ve tüccarların kabulü gibi çeşitli zorluklar bulunduğunu ifade eden Keşaş, çözümün başarılı olması için resmi denetim, bilinçlendirme çalışmaları ve dijital altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Gazze’deki “bozuk para krizi”, ekonomik, sosyal ve siyasi boyutlarıyla halkın yaşadığı sıkıntıların yalnızca kaynak kıtlığıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda günlük ihtiyaçlarını karşılamalarını zorlaştıran bilinçli kısıtlamaların da etkili olduğunu ortaya koyuyor.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!