Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, sahadan kendisine ulaşan bir mesaja yanıt olarak Lübnan’daki İslami Direniş mücahitlerine bir mesaj gönderdi.
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, sahadan kendisine ulaşan bir mesaja yanıt olarak Lübnan’daki İslami Direniş mücahitlerine bir mesaj göndererek, İsrail-Amerikan saldırganlığına karşı mücadelenin en şerefli amellerden biri olduğunu vurguladı ve direnişin Lübnan’ı meşru şekilde savunmayı sürdüreceğini belirtti.
El Meyadin'in haberine göre, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, sahadan kendisine hitaben gönderilen mesaja yanıt olarak Lübnan’daki İslami Direniş mücahitlerine bir mesaj iletti.
Şeyh Kasım mesajının başında, “Sahadan gönderdiğiniz mesajınız bana ulaştı; cihadınızın bereketi her yere yayıldıktan sonra... Size sevgiyle ve gönülden gelen ifadelerle cevap veriyorum” dedi.
Kasım, “Sizin (mücahitlerin) İsrail-Amerikan saldırganlığına karşı mücadeleniz en şerefli amellerden biridir ve Yüce Allah katında ve insanın özgür, onurlu ve saygın yaşama hakkına inananlar nezdinde en yüksek mertebeye sahiptir” ifadelerini kullandı.
Mücahitlere hitaben, onların “zalim ve despotlardan geçici dünya nimetlerinin kırıntılarını dilenmenin aşağılığının üstüne çıktıklarını, Allah’ın kendilerine bahşettiği iman ve salihlik nimetine sarıldıklarını, böylece dünyanın kendilerine boyun eğdiğini” belirtti.
Kasım şöyle devam etti: “Cihad meydanlarınız, sizin savaşın kahramanları ve meydanın cesurları olduğunuzu göstermektedir. Kalpleriniz Allah’a bağlıdır; basiret ve cesareti O’ndan alırsınız. Örneğiniz, Peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) amcasına hitabında söylediği şu sözlerdir: ‘Ey amca! Allah’a yemin ederim ki, bu işi bırakmam için sağ elime güneşi, sol elime ayı verseler bile, Allah onu üstün kılıncaya veya ben bu uğurda helak oluncaya kadar asla bırakmam.’”
Mesajında mücahitlerin “vahşi Siyonist suçluluk, azgın Amerikan zorbalığı, saf kanların akışı üzerinden pay kapmaya çalışan Batı ve korkak ya da ihanet içindeki, bağımlılık ve zillet hayatı arayanların gevşekliğiyle” karşı karşıya olduklarını vurguladı.
Ayrıca onların “iman ve cihad nuruyla yeryüzünün şeytanlarıyla yüzleştiklerini, sarsılmaz olduklarını ve hiçbir sarsıntının onları etkileyemeyeceğini... nurlarının önlerinde yürüdüğünü ve kendilerine aziz bir gelecek ile apaçık zafer müjdesi verdiğini” ifade etti.
“Direniş meşru savunma konumunda”
Mesajının devamında Şeyh Kasım, “Hizbullah ve İslami direnişi, meşru savunma konumundadır; şiddetli mücadele savaşında, toprağı kurtarmak, teslimiyeti reddetmek, varlığı korumak ve vatanın bağımsızlığını savunmak için mücadele etmektedir” dedi.
Şeyh Kasım’a göre hak sancağı, “mücahitlerle birlikte yükselmekte, direniş ehlinin ve ona inananların cihadı, sabrı ve büyük fedakârlıklarıyla daha da yücelmektedir.”
Mesajda, “Tarih, bugün olduğu gibi sizin asil insani fedakârlık ve adanmışlık meşalesi olduğunuzu kaydedecek; en zor şartlarda, en yüksek güven ve zafere olan kesin inançla direndiniz ve düşmanların hedeflerine ulaşmasını engellediniz” ifadelerine yer verildi.
Kasım, “Düşmanlar şaşkınlık içinde; suç niteliğindeki baskı araçları ölümle tehdit ediyor, oysa ölüm Allah’ın elindedir... Sizi düşürecek bir güce sahip değiller, siz ise onları düşürecek ve yenilgiye uğratacak güce sahipsiniz... Siz bu toprakların hak sahiplerisiniz, gücünüzü Allah’tan alıyorsunuz ve O’nun şu vaadine güvenle zorlukların üzerine gidiyorsunuz: ‘Onlarla savaşın ki Allah onları sizin ellerinizle cezalandırsın, rezil etsin, size onların karşısında yardım etsin ve mümin bir topluluğun kalplerini ferahlatsın’ (Tevbe 14)” dedi.
Ayrıca, “Liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’e bağlılığımızla birlikte yolumuza devam ediyoruz; ümmetin şehit lideri İmam Hamaney’in izinde, İmam Humeyni’nin çizgisinde ve en yüce şehit Seyyid Hasan’ın yolunda ilerliyoruz” ifadelerini kullandı.
Direniş seçeneğinin ortaya koyduğu 5 başlık
Şeyh Kasım mesajında, diplomasiye 15 ay boyunca sabırla alan tanındıktan sonra saldırganlığa karşı koyma tercihinin bazı gerçekleri ortaya çıkardığını belirterek şunları sıraladı:
-
Direnişin ve direniş halkının sabır ve anlaşmalara bağlılıktaki cesareti.
-
Direnişin uygun zamanda saldırganlığı püskürtmedeki cesareti.
-
Savaş için yüksek düzeyde hazırlanmışlık; kapasitenin ve sınırlarının belirsizliği, yaygınlığı, belirli bir coğrafyaya bağlı kalma zorunluluğunun olmaması ve Lübnan’ın her noktasından ön cephelere esnek şekilde intikal edebilme yeteneği.
-
Düşmanın sürprizini boşa çıkarma, onun saldırı planını bilme ve buna karşı hazırlıklı olma.
-
Mevcut çözümün saldırganlığın durdurulması, işgal altındaki topraklardan çekilme, esirlerin serbest bırakılması ve köy ve şehir halkının yeniden imarla birlikte evlerine dönmesidir ve bunun mümkün olması.
Mesajın sonunda, “Direniş, ne kadar fedakârlık gerekirse gereksin, onur meydanında varlığını sürdürecektir” vurgusu yapıldı ve “Savaşı belirleyen sahadır” denildi.
Kasım, “Sevgili direnişçi mücahitler... Allah’a kesintisiz şükrediyorum ki sizinle birlikteyim. Fedakâr ve onurlu halkımızla birlikte, ölümden korkmayan şehadet ruhunuzdan ilham alıyor, birlikte kurtuluşun ve izzetin tadını almak için ilerliyoruz” ifadeleriyle mesajını tamamladı.
www.kudusgunu.com