İRAN'DA NELER OLDU?

img
İRAN'DA NELER OLDU?

Son olayların en önemli unsurlarından biri halktı. Halk, kargaşa çıkaranlardan kendini ayırdı. Çünkü amaç halk ile İran İslam Cumhuriyeti arasında bir ikilik oluşturmaktı ve bunda başarısız oldular.

Tesnim Haber Ajansı'nın haberine göre, Dr. Hamidrıza Mogaddemfar, “Be Ezaafe Yek” adlı televizyon programında şunları söyledi:
'Son günlerde şehit verdiğimiz değerli insanlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum ve bu büyük gün dolayısıyla da tebriklerimi sunuyorum. Bugün İran halkı iyi bir duygu ve zafer hissi yaşıyor. 12 günlük savaşta ABD temsilcisi Vitkoff’un adeta yalvarmasından sonra ateşkesin gelmesiyle nasıl bir zafer yaşandıysa, bu savaşta da kazanan biz olduk. Hatta bu zafer, 12 günlük sıcak savaştan daha büyüktür.

Yumuşak savaş, sert savaştan daha zordur. Dr. Galibaf, İnkılap Meydanı’ndaki törende bunun birleşik bir savaş olduğunu; sert savaş, terör, bilişsel savaş ve psikolojik savaşı içerdiğini söyledi. Bilişsel savaşın da kendine özgü karmaşıklıkları vardır. Bugün gerçekten halkta bir zafer duygusu oluştu. Düşman, bizim dinimizden, ülkemizden, direncimizden ve gücümüzden umudunu kesti.

Plan, önce bir protesto dalgası oluşturmak ve düşmanın da bunun üzerine binmesiydi. Sonraki senaryo ise örgütlenme, sızma, silah sokulması, grupların ülkeye girişi, planlama ve eğitim gibi aşamaları içeriyordu. Biz 12 günlük savaştan sonra böyle bir sahnenin beklentisi içindeydik; çünkü düşmanın o savaşta yenildiğine inanıyorduk ve bunun ardından mutlaka içeride bir kargaşa çıkaracaklarını öngörüyorduk.

Bu savaşta temel unsurlar devredeydi. Senaryonun ana ayaklarından biri olayların mutlaka sokakta yaşanması ve halkın da buna katılmasıydı. Ancak bu başarısız oldu. İmam Hameney'in aydınlatıcı konuşmalarından sonra halk bilinçlendi ve kargaşa çıkaranlardan kendini ayırdı. Nitekim cumartesi ve pazar günleri düşmanın çağrılarına itibar edilmediğini gördük.

Bu iki günlük olaylarda, isyan ve terörle gerçek sahne ortaya çıktı ve bunun halkın sahnesi olmadığı anlaşıldı. İslam Devriminin üzerinden geçen 46 yılda pek çok olay gördük, ancak hiçbir zaman bu düzeyde bir şiddet yaşanmadı. Bugün baş kesme gibi DAEŞ tarzı suç niteliğinde eylemlere tanık olduk.

Ülkemizde en laik ve en seküler insanlar bile Kur’an’a, semavi kitaplara, camilere ve imamzadelerin türbelerine saygı gösterir. Ancak gördük ki ülkede 18 imamzade türbesi ateşe verildi. En seküler insanlar bile zor duruma düştüklerinde imamzadelere sığınır, fakat bu teröristler camileri ve imamzadelerin türbelerini yaktı. Bu son derece benzersizdi ve ancak DAEŞ’ten beklenirdi.

Son olayların en önemli unsurlarından biri halktı. Halk, kargaşa çıkaranlardan kendini ayırdı. Çünkü amaç halk ile İran İslam Cumhuriyeti arasında bir ikilik oluşturmaktı ve bunda başarısız oldular. Bir diğer unsur “ölü üretme” stratejisiydi, ancak İslam sistemi bunu en baştan fark etti. Emniyet güçlerine ve Besic’e kesin talimat verilmişti: ne gerçek mermi ne de saçma kullanılmayacak, ağırlıklı olarak göz yaşartıcı gaz kullanılacaktı.

Hatta Besic’e, yaralanma ve hatta ölüm ihtimali olsa bile silah ve gerçek mermi kullanılmaması emredilmişti. Elbette askeri merkezlere yönelik saldırılar için özel talimatlar vardı ve o çerçevede hareket ediliyordu.

Bu birkaç günde, ana hedefi ölü üretmek olan eğitimli bir terörist grupla karşı karşıya kaldık. Amaç, bu ölümleri emniyet güçlerinin ve Besic’in üzerine yıkmaktı. Bu teröristlerin silah, saçma, keskin nişancı tüfekleri ve hatta el bombaları olduğunu gördük. Hatta bazılarının elindeki bombaların kendi ellerinde patladığına şahit olduk.

Onlar, eğer ölüler olursa geniş çaplı protestoların patlayacağını düşünüyorlardı, ancak güvenlik ve emniyet güçleri onların niyetini önceden okumuştu. Nihai hedefleri İran’ı Suriye’ye çevirmek, parçalamak ve içinden yedi ayrı ülke çıkarmaktı.

Bir diğer unsur da düşmanın bu kez son derece açık ve pervasız biçimde sahaya inmesiydi. Devrimin başından bu yana ABD ve İsrail birçok fitne ve senaryo hazırlamıştı; bunlardan biri de Saddam ve sekiz yıllık savaştı.

Düşmanın bu kadar pervasız davranmasının iki temel nedeni vardı. Birincisi, işin bittiğini sandılar ve büyük bir hesap hatası yaptılar. İkincisi ise çaresizlikti; çünkü 12 günlük sıcak savaşta yenilmişlerdi. Elbette düşmanla savaşımız bitmiş değildir; bu varoluşsal bir savaştır. İran dünyada adalet talep eden bir ülkedir ve ABD ile Siyonist rejim, İran’ı kendi zulümleri önünde bir engel olarak görmektedir.
www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!