AHMED ABDURRAHMAN DİRENİŞ EKSENİ'NİN GELECEĞİNİ YAZDI

img
AHMED ABDURRAHMAN DİRENİŞ EKSENİ'NİN GELECEĞİNİ YAZDI

El-Meyadin yazarı Ahmed Abdurrahman’a göre İran, Yemen, Lübnan, Irak ve Filistin’den oluşan Direniş Ekseni, tarihindeki en kritik dönemeçlerden birine girmiş durumda.

YDH'nin çeviri haberinde, Ahmed Abdurrahman'a göre bu meydan okuma yalnızca askeri değil, varoluşsal bir boyut da taşıyor. Önümüzdeki süreçte büyük bir çatışmanın patlak verme ihtimali yüksek görülürken, cephelerin sakinleşmesi düşük de olsa olası bir senaryo olarak masada duruyor.

Batı Şeria son yirmi iki aydır eksene katılımı ve Aksa Tufanı savaşındaki rolü nedeniyle ağır bir bedel ödüyor. Bu bedel yalnızca yerel ölçekte değil, bölgenin tamamında siyasi ve toplumsal etkiler yaratıyor.

Karşı blokun niyetleri ise artık gizlenmiyor. ABD öncülüğünde ve İsrail’in yönlendirmesiyle hareket eden bu güçler, bölge ülkeleri üzerinde tam kontrol kurma planını açıkça ortaya koymuş durumda. İsrail, genişleme stratejileri, darbeler ya da Amerikan-İsrail çizgisinde oluşturulan siyasi yapılar aracılığıyla hedefine ulaşmaya çalışıyor.

En büyük tehdit olarak görülen İran’a yönelik baskılar yoğunlaşmış durumda. Haziran ayında yaşanan doğrudan Amerikan müdahalesi, bu politikanın en belirgin örneği oldu. İran’ın buna verdiği sert yanıt İsrail’e ciddi kayıplar yaşattı ancak saldırının ayrıntıları hâlâ sansür altında. Ardından ekonomik yaptırımlar sıkılaştırıldı, iç istikrarı hedef alan girişimler arttı. Buna rağmen İran’ın toplumsal dayanışması, devletin direncinin en önemli kaynağı olarak öne çıkıyor.

Yemen’de ise askeri saldırılar, siyasi müdahaleler ve ekonomik abluka eşzamanlı yürütülüyor. İsrail’in öncülük ettiği bu saldırılara ABD, İngiltere ve bazı bölge ülkeleri de destek veriyor. Yemen’in Babülmendep üzerindeki stratejik konumu, direnişin elini güçlendiriyor. Ülke, İsrail’le işbirliği yapan ticari gemilere abluka uyguladı, hatta Amerikan savaş gemilerine karşı koyarak Washington’u ateşkes çağrısında bulunmaya zorladı.

Lübnan’da da benzer bir tablo dikkat çekiyor. İsrail sahada başarı sağlayamayınca ülke içindeki bazı grupların Hizbullah karşıtı tavrını kullanmaya çalıştı. Yabancı elçiliklerin de devreye girmesiyle halk-ordu-direniş üçlüsünü zayıflatmaya dönük girişimler arttı.

Irak cephesinde görünürde sakinlik hâkim olsa da Gazze savaşı sırasında İsrail’i sarsan Irak direnişinin yeniden hedef alınabileceği değerlendiriliyor.

Gazze’de ise tablo çok daha ağır. Üç yıla yaklaşan saldırılar on binlerce can kaybına, kitlesel yıkıma ve yaşam koşullarının çökmesine yol açtı. İsrail’in uzun süredir gündeminde olan tehcir planları bu koşullarda yeniden gündeme geldi. Ateşkes çabalarının sonuçsuz kalmasıyla İsrail, “Zırhlı Gideon 2” adlı operasyonla Gazze Şehri’ni tamamen boşaltmayı hedefliyor. Bu operasyon, Refah, Han Yunus ve diğer bölgelerdeki zorla tahliyelerin devamı niteliğinde.

Bu koşullar altında Direniş Ekseni’nin önünde üç olasılık bulunuyor. İlki, nükleer ve balistik kapasiteden vazgeçip sahadan çekilmek. Ancak bu seçenek direnişin sonu ve bölgenin tamamen İsrail kontrolüne girmesi anlamına geliyor. İkinci ihtimal, gerginliği düşürmeye dönük taktiklerle cepheleri soğutmak. Bu, özellikle İran, Lübnan ve Yemen için uygulanabilir görünüyor ancak Gazze’de sahadaki dengeler buna izin vermiyor. Üçüncü seçenek ise eksenin topyekûn bir çatışmayı başlatması. Böyle bir durumda yeni cephelerin açılması, Irak’taki Amerikan varlığının hedef alınması ve bölgesel dengelerin kökten değişmesi ihtimali doğar.

Her ne kadar büyük savaş ihtimali giderek güçlense de, ikinci seçenek şimdilik en uygulanabilir yol olarak öne çıkıyor. Yine de önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler, bölgenin siyasi ve askeri dengelerini kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. Düşman blokun niyetleri artık gizlenmiyor; kimi zaman diplomatik ifadeler arasında, kimi zaman da alaycı bir gülüşün ardında kendini ele veriyor.



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!