IRAKLI ANALİST NECAH MUHAMMED ALİ IRAK'TA MUKTEDA SADR'IN NEYİN PEŞİNDE OLDUĞUNU ANLATTI (VİDEO)

Iraklı analist Necah Muhammed Ali, Mukteda Sadr'ın Irak'ta neyin peşinde olduğunu açıkça anlattı. 

Görüntülenme: 688 Tarih: 06 Ağustos 2022 03:55
IRAKLI ANALİST NECAH MUHAMMED ALİ IRAK'TA MUKTEDA SADR'IN NEYİN PEŞİNDE OLDUĞUNU ANLATTI (VİDEO)

'Bildiğiniz gibi Irak’da olaylar devam ediyor. Mukteda Sadr hâlâ bu krizi büyütmektedir. Krizi daha da çıkmaza sokmak istiyor.
Ben Instagram ve telegram da birşeyler yazdım. Lütf edip onu da okuyunuz. Neler oluyor, Mukteda Sadr neler yaptı, neler yapmakta? 
Gerçekten Mukteda Sadr yaptığı ve yapmakta olduğu işlerle, Irak'ı iç savaşa sürüklemek istiyor! Gerçekten de böyle...
Direniş grubu yani Kooordinasyon Çerçevesindeki dostlarımız yarın bir gösteri düzenleyecek. Kazimi hükümetini yasal olarak düşürmeye çalışacaklar.  
Çünkü Kazimi, parlamentonun şuanki başkanı Helbusi ve Mukteda Sadr anayasaya ve düzene karşı bir darbe komplosu kuruyorlar.
Mukteda Sadr kendisi açıkça taraftarlarına bu düzeni değiştirmek için yeşil bölgeye  gitme çağrısı yaptı ve parlamentoyu işgal ettiler. Düzeni yokmak istiyorlar. Önceki seçimlerde hile yapılmıştı. Bu seçimlerde, Mukteda Sadr taraftarlarından 800 bin  kişi oy kullanmaya gitti. Bu, yüksek seçim kurulunun açıklamasıydı.
Oysaki Koordinasyon Çerçevesi’nden 2 milyon 350 kişi oy kullandı. Dediğim gibi Mukteda Sadr'ın işine gelecek şekilde hile yapıldı. 
Ardından Mukteda Sadr 73 milletvekili çıkardı.
Örneğin Ammar Hekim, biliyorsunuz ben Ammar Hekim’i kabul etmiyordum. 
Ammar Hekimi'nin taraftarları bir önceki gün Hellani Meydanına geldiler ve Aşura’nın da gelmesi münasebetiyle bir miting yaptılar. Dediklerine göre bu mitingte büyük bir kalabalık toplandı.
Biliyorsunuz, seçimlerde kaç sandalye kazandı onlar? İki... İki
Bu ne anlama geliyor? Anlamı şu ki; Mukteda Sadr nasıl olursa olsun Şia üzerinde Şia’nın temsilcisi olarak iktidar kurmak istiyor.
Mukteda Sadr Şia’nın rehberi olmak istiyor, hatta merceiyeti saf dışı bırakmak istiyor.
Kendi beyanına ve itirafına göre diyor ki; ben hiçbir surette ne İran'a gittiğimde ne de Irak’da merceiyetin hakimiyeti altına girmedim.
Yani Sadr bağımsız olduğunu, bağımsız çalıştığını  söylemek istiyor. 
Ama Merceiyetin hakimiyeti altına girmedim dediği zaman, yani merceiyete itaat etmiyorum dediği zaman, bu nasıl Şiilik?
Şia mercein  sözünü dinler, hüküm verdiğinde itaat etmelidir.
Çünkü merceiyet  İmamı Zaman’dan niyabeten konuşur, niyabetu’l ammedir. Hatta İmam Sadık (a.s)  Ömer ibni Hanzala 'ya şunu söyler ; eğer merceiyetin sözüne itiraz ederseniz şirk sınırına kadar ulaşırsınız. 
Allah'a şirk.
Bakın ne kadar önemli.
Bu da diyor ki; ben merceiyetin  sözünü dinlemiyorum.
Eğer teveccüh edip telegram ve Instagram hesabımdaki yazıyı güzelce okursanız şöyle yazdım; Mukteda Sadr IŞİD ile savaşan devrimci güçleri silmek istiyor. 
Seçimlerden sonra, seçimlerin sonucu açıklandıktan sonra Sadr açıkça; ‘ben hükümeti belirlerim, Haşdi Şabi lağ edilmelidir’ dedi. 
Kendi sesiyle söylediği videosu var. Videoları hatta, bir iki kez de tekrar etti, tweet attı "Haşdi Şabi lağ edilmelidir" diye.
"Direnişin Silahı..." Tabi kendisi kabul etmiyor direniş demiyor, diyorki "militanların silahı..." ve kötü bazı şeylerde söylüyor "devlete verilmelidir "diyor.
Oysaki kendisinin en az üç tane milis gücü var; "Mehdi Ordusu (Ceyşul Mehdi)", "Yevmul Mev'ud (Vadedilen Gün)", güzelde isimleri var İmamı Zamanla da ilgili..., "Selam Tugayları" .
Selam Tugayları’nı  ne zaman kurdu?
Bakın! Bunun delilleri var. Resmi bir açıklama bu.
DAEŞ gelip Irak'ın yarısını ya da üçde birini işgal ettiği zaman kendisi televizyona çıktı ve bir bildiri okudu ve "ben taife ve fırka savaşına katılmayacağım, " dedi. DAEŞ'i Sünni olarak tanıttı ve dedi ki; " Ben o pis militanlar gibi"  bu kendi sözüdür ve daha sonra Haşdi Şabi oldu. "... Sünnilerle savaşmayacağım" dedi. ‘Ben nereye gideceğim... Ben Barış Tugaylarına, Selam Tugayları’na  yani barış tugayları... Bakın ismi bu, yani ben Barış taraftarıyım diyor. Bunu kurup nereye gitti? Gidip Samerra’da oturdu. Çünkü Samerra da İmamlar, Askeriye var ve orası para ve bağışlarla dolu ki kendinizde biliyorsunuz.
DAEŞ ile savaşmadı, hatta Samerra’nın etrafında Allah rahmet eylesin şehit Hamid Takavi’nin kurduğu Horasan Tugayları vardı. Iraklı bir Tugaydır. Şehit Takavi kurdu ve orada da şehit oldu; bu Tugay Samerra'nın etrafını kurtarıp Mukteda Sadr'a verdiler... Oturmuştu hiçbir şey yapmıyordu...
"Bununla birlikte Mukteda Sadr; DAEŞ'e karşı savaşan devrimci güçleri lağv etmek istiyor ve bu nedenle Amerika, İsrail, Suudi Arabistan ve direniş eksenine düşman diğer ülkelerle işbirliği yapıyor."
Siz  bir bakın, kim DAEŞ'e düşman?  Kim direnişin silahına düşman? 
Amerika ve İsrail...
Şu an nükleer enerji müzakerelerinde Amerika'nın şartı nedir, Amerika'nın şartlarından biri nedir? İran bölgeye müdahil olmasın... 
Amerika'nın İran'dan maksadı ne? Direniş Ekseni...
Direniş Ekseni yani Haşdi Şabi. Hatta şu an Avrupa’da yayınlanan gazete haberlerinde de Haşdi Şabi’nin  İran'a bağlı olduğu, Koordinasyon Çerçevesi’nin  İran'a bağlı olduğu yazılıyor.
Mukteda Sadr da geliyor İsrail, Arabistan ve Amerika'nın bulunduğu yerde yer alıyor.

Mukteda Sadr'ın saldırısı kanun, düzen ve halkın köprüsü olan parlamentoya saldırısı, Mukteda Sadr'ın kanun ve anayasaya saygısının olmadığını ve rakiplerini yok etmek için kaba kuvvete başvurduğunu gösterir. Hatta silah da kullanır ki daha öncede bunu yaptı.
Buna göre inşaallah İran müdahale etmelidir, şimdiye kadar İran müdahale etmedi.
İranlılar şunu bilmelidir; Mukteda Sadr sizin asıl düşmanınızdır. Bazı siyasiler gibi, hadi gelsin yönetimde olsun demeyin.
Hayır hayır! Mustafa Kazımi Sadr’ın casusudur, Amerika'nın casusudur....
Yani ne diyeyim ki zira benden de şikayetçi olabilirler.
Ancak Mukteda Sadr ve Kazimi Hacı Kasım ve Ebu Mehdi Mühendis’in öldürülmesinde suç ortağıdırlar.
Gidin araştırın, gidin araştırın!
Irak Hizbullah'ın sözcüsü Kazımi’nin  parmağı olduğuna dair belgelerinin olduğunu söylüyor.
Bazı siyasetçiler İran'ın Mustafa Kazımi’nin kalmasını onayladığını söylüyorlar. Mustafa Kazımi İran ve Arabistan arasındaki ikili ilişkileri iyileştirdi diyorlar.
Her başbakan bunu yapabilir. Daha önce Adil Abdul Mehdi aynısını yapıyordu, kalmasına izin vermediler. 
Şunu da göz önünde bulundurmalısınız, eğer şu an İran ve Arabistan’ın ilişkisi işimize yaramıyorsa ben ilişkiyi ne yapayım... Evet Arabistan’la ilişkinizi düzeltin ancak İran'ın varlığının ve gücünün ve direniş ekseninin zayıflamaması şartıyla düzeltin bu ilişkiyi.
Bu konu hakkında düşünün, ve beni takip etmeye devam edin.
Allah'a emanet.

kudusgunu.com

Yorumlar