ARDEŞEN'DE DÜNYA KUDÜS GÜNÜ MÜNASEBETİYLE BASIN AÇIKLAMASI DÜZENLENDİ (FOTO)

 

Görüntülenme: 259 Tarih: 06 Mayıs 2022 20:54
ARDEŞEN'DE DÜNYA KUDÜS GÜNÜ MÜNASEBETİYLE BASIN AÇIKLAMASI DÜZENLENDİ (FOTO)

Rize'nin Ardeşen ilçesinde Dünya Kudüs Günü münasebetiyle 29 Nisan Cuma günü Doğu Karadeniz Filistin Gönüllüleri tarafından basın açıklaması düzenlendi. 

Siyonist İsrail'i telin eden, Direniş Cephesi'nin şehitlerini öven sloganların atıldığı ve pankartların taşındığı eylemde basın açıklaması Kadir Kaptan tarafından okundu. 

Okunan bildirinin tam metni şu şekildedir: 

Kudüs günü nedir? Bismillahirrahmanirrahim.
İslam inkılabının büyük rehberi rahmetli İmam Hümeyninin  1979 da Müslümanların dikkatini Siyonist İsrail'in işgali ve zulmü altında inleyen Filistin halkına ve Kudüs'e çekmek için mübarak Ramazan ayının son Cumasını Dünya Kudüs günü olarak ilan etmesinin önemini bugünlerde daha da iyi anlıyoruz.
Bugün günlerden Kudüs, bugün zorba güçlere karşı ezilenlerin gasp edilmiş haklarını savunma,başını ABD,İsrail,İngiltere ve Suud'un çektiği kötülük cephesinden hesap sorma günüdür.
Kudüs günü, İslam'ın günü,müslümanların uyanma ve zülmedenlere karşı ayağa kalkma günüdür.
Değerli kardeşlerimiz,
Tarih boyu süre gelen hak ile batıl, zalim ile mazlum, müstazaf ile müstekbir savaşında, tarihsel bir dönüm noktasında bulunmaktayız.
İngiliz emperyalizminin eliyle İslam ümmetinin bağrına zehirli bir hançer olarak saplanan ve bir kanser uru olan Siyonist İsrail rejimi artık ömrünün sonuna doğru yaklaşmaktadır.
Emperyalizm, Filistin toprakları üzerinde bu işgal ve terör rejimini kurarken, aynı zamanda İslam dünyası üzerinde sultayı sürdürecek merkezi bir karakol oluşturmayı planlamıştı. Böylelikle, onlar, İslam dünyasını tamamen vesayet altına alacak ve bütün zenginliklerini sömürecek bir projeyi hakim kılmayı hesaplamışlardı.
Çünkü onlar Osmanlı’nın yıkılmasıyla İslam dünyasının tamamen dağıtıldığını, bütün direnç noktalarının kırıldığını ve her yerinde kendi işbirlikçilerinin yerleştiğini, artık İslam ümmetinin tekrar ayağa kalkmasının mümkün olmadığını düşünmüşlerdi.
Ama Alemlerin Rabbi olan Allah’ın bir kararı ve hükmü vardı; Düşman ne kadar azarsa azsın, ne kadar plan yaparsa yapsın, ne kadar saldırırsa saldırsın, bu Ümmet er geç uyanıp ayağa kalkacak, kendi kaderini kendi eline alarak işgal altındaki bütün İslam topraklarını, hususen Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmek için destansı bir direniş başlatacaktı…
Elhamdülillah İslam Ümmeti bu süreci yaşıyor artık… Yenilmez sanılan İsrail ordusu İslami direniş karşısında hayal dahi etmediği hüsranları yaşamakta, en gelişmiş silahlarla donatılan orduları yenilgilerle dağılmakta ve tarihin sayfaları İslami direnişimizin zaferlerini tespit etmektedir..
Dün sürekli saldıran, sürekli katliamlar yapan Siyonist düşman bugün direnişin çelikten yumrukları karşısında korkak ve zelilce sığınaklara kaçmakta ve ateşkeslerin arkasına sığınmaktadır.
Geçen yıl yine Ramazan ayı içerisinde “Kudüs’ün Kılıcı” savaşında bu Siyonist düşmanın nasıl hezimete uğradığını, her tarafının uzun menzilli füzelerle nasıl vurulduğunu ve kentlerinin nasıl da alev alev yandığını bütün dünya gördü. Artık bu düşman ilerleyen değil, kaçandır! Vuran değil vurulandır! Saldıran değil sığınaklara kaçandır…
İşte bu Rabbimizin yeryüzündeki müstazaf ve salih kullarına bir vaadidir ve Allah’ın vaadi haktır…
Rabbimize sonsuz hamdu senalar olsun ki, bugün artık Ümmetimizi bu aşamaya taşıyan bir cephemiz var.
Dünyanın tüm müstekbirlerine, Siyonist rejim ve onun tüm suç ortaklarına karşı Ümmetimizin haklarını ve onurunu ayağa kaldıran, Kudüs bayrağını en yükseklere dalgalandıran ve ümmetimize zaferlerle dolu Fethu’l Mübin’leri müjdeleyen bir cephe…
Bu cephe, ümmetimizi vahdet ve mukavemet hattında buluşturan, birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendiren, kaybettiğimiz izzetimizi bizlere yeniden kazandıran ve düşmanlarımızın oyunlarını bozup onlara hüsranlar yaşatan KUDÜS CEPHESİ’dir…
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “bir binanın yapı taşları gibi kenetlenip Allah yolunda savaşan müminler” tarifini yaparken, adımızı o zaman “bunyanun
mersus” olarak koymuştu.
İşte bugün varlığından, izzetinden ve zaferlerinden iftihar ettiğimiz Kudüs Cephesi, Rabimizin Kur’an’da tanımladığı “Bunyanu’n Mersus”dur…
Değerli kardeşlerimiz,
Bütün bu tarihi hakikatler karşısında küresel emperyalizm ve siyonizm, bir kanser uru olan bu işgal rejimini ebedi ve nihai hüsrandan kurtarabilmek için her geçen zaman yeni planlar yapmakta, yeni tuzaklar kurmakta ve yeni kumpaslarla Kudüs Cephesi’ni yenilgiye uğratabilmenin peşinde koşmaktadırlar.
Dünün Camp David gibi ihanet ve zillet anlaşmalarını yenileyerek adına “yüzyılın Anlaşması” “İbrahim Sözleşmesi” diyerek Siyonist rejimi tanıyıp onunla her türlü ilişki ve işbirliği kurmanın adımlarını atmaktadırlar.
Adına “Normalleşme” dedikleri bu ihanet kulvarına her geçen zaman yenilerini katmakta ve böylelikle Filistin davasını sırtından bıçaklayıp siyonist rejimin geleceğini garanti altına alacak hesaplar yapmaktadırlar.
Başta Körfez Arap rejimleri olmak üzere bu ihanet halkasını genişleterek bunu da Müslüman halklar düzlemine yaymanın hesabını yapan emperyalist ve siyonistlerin bu şeytanca planlarını bozmak da en büyük görevlerimizdendir.
Siyonizmin karşısında durup onunla mücadele etmek ümmet olarak nasıl bir asli görevimiz ise, siyonizmle ilişki ve suç ortaklığına giren hainler karşısında da dik durup onların oyunlarını bozmak ve onların ihanetlerini deşifre edip etkisizleştirmek de asli görevlerimizdendir...
İslam dünyasında karşılaştığımız bu yeni ihanet dalgasına karşı, Kudüs Cephesi olarak hem sorumluluklarımızı kuşanmak, hem de birlik ve dayanışmamızı güçlendirmek durumundayız. Zira ümmetimizin adına Siyonist düşmanla cephenin ön hattında mücadele veren kardeşlerimiz de bizden bunu beklemektedirler. Zira bu ihanetle amaçlanan, öncelikle bu kardeşlerimizi sırtından vurmak ve onların destansı direnişlerini bitirmektir…
Bu vesileyle, bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak, “Siyonist rejimle normalleşme” adı altında ülkemiz üzerinden yeniden geliştirilen bütün ilişkilere, bu cümleden olmak üzere, siyonist rejim şeflerinin Türkiye’ye geliş gidişlerine şiddetle karşı çıkıyor ve öfkeyle reddediyoruz…
Siyonist İsrail rejiminin bu Ramazan ayında da Filistinli kardeşlerimize, Mescid-i Aksa’ya karşı nasıl barbarca ve alçakça saldırılar gerçekleştirdiğine bütün dünya şahit oldu…
Filistinli masum kadınların bile sokak ortasında nasıl da kurşunlanarak kana bulandığını, Mescid-i Aksa’da bir sabah vakti namaz kılanların üzerine kurşunlarla ve gaz bombalarıyla nasıl saldırılar düzenlendiğini, Mescid-i Aksa’nın içine Siyonist çizmelerle nasıl girildiğini, birçok kardeşimizin nasıl yaralandığını hepimiz gördük…
Böyle bir siyonist rejimle nasıl normalleşebiliriz? Böylesi kan içici bir terör rejimiyle ilişkiye geçmekten ülkemiz adına, Müslüman halklar adına nasıl bir fayda gözetebiliriz? Bütün Filistinli kardeşlerimiz ve bütün özgür halklar “Siyonist rejimle normalleşme”nin adını açıkça “Ümmete ve Kudüs’e ihanet” olarak koymuşken, bizler bu ilişkilerin ülkemiz üzerinden de geliştirilmesini nasıl kabul edebilir, vicdanlara ve kendi kendimize nasıl izah edebiliriz?
Siyonist İsrail rejimiyle tek bir ilişkimiz olur; o da, bu terör ve işgal rejimiyle her türlü ilişkiye son verip siyonist elçiliği kapatmak ve burayı Filistin elçiliği olarak ilan etmektir….
Bütün dünya bilsin ki, Türkiyeli Müslümanların iradesi, talebi ve duruşu budur.
Değerli kardeşlerimiz,
İslam Ümmeti’nin azılı ve azgın düşmanlarının tarih boyu sürdürdükleri oyunlarının başta geleni, Müslümanlar arasında ayrılık ve fitne ateşlerini yakarak, onların birliğini ve gücünü dağıtmaktır.
Bazı yerlerde mezhepçilik üzerinden, bazı yerlerde kavmiyetçilik üzerinden, bazı yerlerde grupçuluk üzerinden nasıl oyunlar oynadıklarını çok iyi biliyoruz ve ne yazık ki bunun acı sonuçlarını hep birlikte derinden yaşıyoruz.
Bugün siyonist rejimin ömrünü uzatabilmek için düşmanlarımızın sığındıkları tek silahın da böylesi yıkıcı fitneleri sürdürebilmek olduğunu görüyoruz.
Rabbimizin “Ümmet-i Vâhide” olarak tanımladığı Müslümanlar, Kudüs yolunda, Kudüs bayrağı altında ve Kudüs cephesi saflarında, düşmanlarımızın bu şeytanca planlarına fırsat vermemek ve onların tüm şeytanca hesaplarını boşa çıkarmak üzere, bir Kudüs Günü’nde bir kez daha Ümmet ve kardeşlik bilinciyle birbirimizle ahitleşmiş oluyoruz…
Bu işgal rejimi ortadan kalkıncaya, denizden nehire bütün Filistin kurtuluncaya ve hep birlikte Özgür Kudüs’te buluşuncaya kadar bütün varlığımızla direnişin yanında duracağımıza, maddi, manevi, fiili her alanda mücadele sahnesinde kalacağımıza, Kudüs cephesinin siperlerinden asla ayrılmayacağımıza söz veriyoruz…
 
 
Değerli kardeşlerimiz,
Mübarek Ramazan ayının son Cuması Dünya Kudüs Günü’nde, Kudüs’ün özgür ve aydınlık şafaklarına doğru yürürken, bu topraklardan, Türkiyeli Müslümanlar olarak, Kudüs’ümüzün özgürleşmesi yolunda kendilerini feda ederek Rablerine kanat çırpan tüm Kudüs şehitlerini rahmet ve minnetle anıyoruz.
Özgür Mescidi Aksa ve 
Özgür Kabe'de buluşmak üzere yaşasın İslami birlikteliğimiz ve yaşasın Direnişimiz.
Biz Doğu Karadenizin direniş taraftarlarından,
 Direnişin imamına
Direnişin cephesine
Direnişin mevzilerine
Direnişin Askerlerine
Direnişin komutanlarına
Direnişin faziletine
Direnişin şehitlerine ve bütün Dünyadaki direniş destekçilerine selam olsun.
Buradan Komutanımız Hasan Nasrallahın sözünü bir kez daha Siyonistlere karşı haykırıyoruz.
BEKLE BİZİ İSRAİL BEKLEDİĞİN HER YERDE,
BEKLE BİZİ İSRAİL BEKLEMEDİĞİN HER YERDE.

Yorumlar