Şeyh Ali el-Yusuf, Arap ve İslam dünyasına ve dünyanın özgür insanlarına açık bir mesaj vererek şu soruyu yöneltti: “Ne yapıyorsunuz? Arap ve İslam dünyası harekete geçecek mi?
Filistin Alimler Heyeti Kudüs Bölümü Başkanı Şeyh Ali el-Yusuf, Yahudilerin sözde “Çardak Bayramı” ile eş zamanlı olarak devam eden ihlallerin ve sözde yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarının, Aksa’yı ve tüm kutsal şehri Yahudileştirmeye yönelik uzun ve sistematik bir sürecin yeni bir halkasını oluşturduğunu belirtti.
Şeyh el-Yusuf, Şihab Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada, işgal güçleri ve sözde yerleşimcilerin “Kâhinler Duası”, “destansı secde”, toplu olarak yere kapanma, bitkiler ve adakların içeri sokulması gibi uygulamalarını “hurafeler ve kesinlikle reddedilen saldırılar” olarak nitelendirdi. El-Yusuf, bu uygulamaların Mescid-i Aksa’nın ve buradaki yapıların hukuki statüsünde, tarihsel ve mevcut durumunda değişiklik meydana getirmeyi amaçladığını vurguladı.
El-Yusuf, “Siyonistlerin yaptığı şey organize bir suçtur. Bununla fiili durum dayatma politikası uygulamayı, vesayet sahibi tarafların rolünü ve Vakıflar İdaresi’nin herhangi bir egemenliğini ortadan kaldırmayı, vakıfların tam kontrolünü ele geçirmeyi, namaz kılanları uzaklaştırmayı ve tüm kutsallarımızı ihlal etmeyi amaçlıyorlar.” dedi.
El-Yusuf, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirme mücadelesinin yeni ortaya çıkmış bir durum olmadığını vurgulayarak, köklerinin ve planlarının Kudüs’ün 1967 ve 1948 yıllarında işgal edilmesinden öncesine, özellikle de Balfour Deklarasyonu ve 1897 yılında İsviçre’de düzenlenen “Basel” Kongresi’ne kadar uzandığını belirtti. El-Yusuf, bu dönemde kutsal şehir üzerinde mutlak kontrol kurmaya yönelik saldırganlıkla dolu planlamaların başladığını ifade etti.
Şeyh el-Yusuf, Arap ve İslam dünyasına ve dünyanın özgür insanlarına açık bir mesaj vererek şu soruyu yöneltti: “Ne yapıyorsunuz? Arap ve İslam dünyası harekete geçecek mi? Mescid-i Aksa’yı savunmak için sahada tek başlarına mücadele eden Kudüs halkını, tüm bu geniş coğrafyaya yayılan ümmetin ortak mülkü olan Mescid-i Aksa’yı savunurken yalnız mı bırakacaksınız?”
Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarda, sözde “Tevrat Çardak Bayramı”nın üçüncü gününde tehlikeli bir tırmanış yaşandı. Sabah saatlerindeki baskınlar sırasında 1.271 işgalci Aksa’nın avlularına baskın düzenlerken, mescidin içerisinde toplu dualar yaptı, şarkılar söyledi ve alkış tuttu.
Ayrıca binlerce sözde yerleşimci, Mescid-i Aksa’nın batısındaki Burak Duvarı Meydanı’nda Talmudik ritüeller gerçekleştirdi.
İşgal hükümetinin Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Aksa’nın doğu bölgesinde Talmudik ritüellere öncülük etti. Ben-Gvir, Mescid-i Aksa’nın batı meydanında, Kubbetü’s-Sahra’nın yanında dans edip şarkı söylerken görüntülendi ve “Mabet inşa edilecek ve Siyon Şehri dolacak.” ifadelerini tekrarladı.
Baskınlara, sözde yerleşimcilerin “Rabbin evine gideceğiz” ve “Orada çekiçler yankılanacak” gibi Tevrat’tan ifadeler taşıyan tişörtler giymesiyle yürütülen açık bir kışkırtma kampanyası eşlik etti. Söz konusu tişörtlerde ayrıca Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve sözde “Mabet”in inşa edilmesi çağrısı yapan vinç ve ağır iş makinelerinin çizimleri yer aldı.
İşgalciler, sözde “Tevrat Bayramı” günleri boyunca Mescid-i Aksa’nın doğu meydanında “bitkisel adakların” sunulduğu ritüeli birkaç kez video ile belgeledi. Bu girişimle, sözde yerleşimcilerin doğu meydanında tamamen tek başına hareket etmesini pekiştirmeye ve burayı fiilen dayatılmış bir sinagoga dönüştürmeye yönelik yeni bir girişimde bulunuldu.
Sözde “Tevrat Çardak Bayramı”nın toplam süresinin yedi gün olduğu, bayramın 26 Eylül Cumartesi günü başlayıp 2 Ekim 2026 Cuma gününe kadar devam ettiği ve bu sürenin beş gününün baskın günlerine, yani pazar ile perşembe arasındaki günlere denk geldiği belirtiliyor.
www.kudusgunu.com