ŞEYH NAİM KASIM: BÜYÜK İSRAİL PROJESİNİ BOZGUNA UĞRATTIK

img
ŞEYH NAİM KASIM: BÜYÜK İSRAİL PROJESİNİ BOZGUNA UĞRATTIK

Şeyh Naim Kasım: “Büyük İsrail” olarak adlandırılan projeyi bozguna uğrattık ve bu projenin Beyrut’a ulaşmasını, Lübnan’ın güç ve kapasitesini elinden almasını engelledik.

Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Filistin meselesinin İslami, milli, Arap ve insani bir mesele olduğunu belirterek, Filistin meselesinin İslam ümmetinin birlik ekseni olması gerektiğini vurguladı.

Tesnim'in haberine göre, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım önemli bir konuşma yaptı. 

Konuşma, Hz. Muhammed’in (s.a.a.) ve Hz. İmam Cafer es-Sadık’ın (a.s.) mübarek doğum yıl dönümü ve aynı zamanda Vahdet Haftası münasebetiyle, Hizbullah tarafından Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlenen Merkezi Nebevi Festivali kapsamında gerçekleştirildi.

Konuşmanın öne çıkan başlıkları şöyle:

Filistin meselesi İslam ümmetinin birlik ekseni olmalıdır

Arzu edilen İslami birlik, Müslümanların güç ve dokunulmazlığını sağlayan, özellikle devletler ve halklar arasında gelişme ve iş birliğini gerçekleştiren birliktir.

Arzu edilen İslami birlik, ümmetin bağımlılıktan ve kendine yabancılaşmadan kurtulması, mezhepsel, dini ve siyasi fitne ve engellerle mücadele etmesi içindir.

İslami birlik, ümmetin gerçek düşmanına yönelmesi ve iç çatışmalardan çıkması anlamına gelir.

İslami birliğin iki sonucu vardır. Birincisi, fitneyi önlemek için birlik olmamız ve bu birliğin milli ve insani birliğe genişletilmesidir.

İkinci sonuç ise bölgenin tamamının geleceğini ifade eden temel mesele, yani Filistin meselesi etrafında birleşmek ve bütünleşmektir.

Filistin meselesi dini bir mesele değil, İslami, milli, Arap ve insani bir meseledir.

Filistin meselesi İslam ümmetinin birlik ekseni olmalıdır.

Arap ve İslam ülkelerini ve halklarını birliğe, düşmanların bölgemize girmesi ve kardeşlerinin yaşadığı acı ve sıkıntılar karşısında seyirci kalmamaya çağırıyoruz.

Bölgemizin ülkeleri arasında anlaşma ve uzlaşı sağlanarak bölgemizin güvenli hale getirilmesinin ve hegemonyaya son verilmesinin zamanı gelmiştir.

İran ve direniş güçleri Amerikan-Siyonist komplosuyla mücadele ediyor

İmam Musa es-Sadr bir sembol, önde gelen bir şahsiyet, bir örnek ve geniş bir vizyona sahip bir liderdi. Adaletin ve insanlığın temsilcisi olduğu için kaçırıldı.

Direniş İmamı Seyyid Musa es-Sadr’ın ve İslam ümmetinin Şehitler Seyyidi Seyyid Hasan Nasrallah’ın yolunu sürdüreceğiz.

Bölgeye hakim olmayı ve bölgeyi parçalamayı amaçlayan Amerikan-İsrail saldırgan bir projesi bulunmaktadır. İran ve direniş güçleri bu projeyle mücadele ediyor.

Düşmanlar saldırganlık için hiçbir fırsatı kaçırmadı ancak hedeflerine ulaşmayı başaramadılar ve hiçbir zaman da başaramayacaklar.

Filistin, Lübnan, İran, Yemen ve Irak’ta gerçekleştirilen büyük fedakârlıklar, bölgeyi hedef alan Siyonist-Amerikan projesini durdurdu.

Asla yenilmeyeceğiz

Büyük fedakârlıklarda bulunduk ve yenilmeyeceğiz. Gerçek yenilgi, teslim olduğumuz ve kendi ellerimizle her şeyi onlara, yani düşmanlara, teslim ederek onların bizden her şeyi almalarına izin verdiğimiz zaman gerçekleşir.

Lübnan hükümeti, 27 Ekim anlaşmasını terk ederek ve düşmanla (İsrail rejimiyle) doğrudan müzakerelere girerek Lübnan için gurur kaynağı olmayan bir yol seçmiştir.

Lübnan hükümetinin yürüttüğü müzakereler savaşı durdurmadı, aksine savaşa meşruiyet kazandırdı. Bu müzakereler, düşmandan hiçbir taviz almadan gerçekleştirilen aşağılayıcı bir teslimiyettir.

(Lübnan hükümetine hitaben): Ülkenin egemenliğinden vazgeçmeniz için size kim yetki verdi? İktidar koltuklarınızda kalmak ve İsrail rejiminin suç ortağı Amerika’yı memnun etmek için bu müzakerelerin (Siyonistlerle uzlaşmanın) bedelini ülkenin cebinden ödüyorsunuz.

Direniş devam ediyor / “Büyük İsrail” projesini bozguna uğrattık

Amerikan-İsrail projesiyle karşı karşıya gelme sürecinde direniş, fedakârlıklar ne kadar büyük olursa olsun devam edecektir.

Büyük İsrail” olarak adlandırılan projeyi bozguna uğrattık ve bu projenin Beyrut’a ulaşmasını, Lübnan’ın güç ve kapasitesini elinden almasını engelledik.

Bugün düşman (İsrail rejimi), güney Lübnan’da Siyonist yerleşim birimleri kurmaya cesaret edemiyor; çünkü direnişin varlığı nedeniyle bölgedeki koşullar onun açısından istikrarsızdır.

İsrail, işgal ettiği toprakların ötesinde sınırlar çizmeye cesaret edemiyor; çünkü direnişten, halkından ve özgür insanlardan korkuyor.

Biz bir çatışma durumundayız ve direnmeye devam edeceğiz. 27 Ekim 2024 anlaşmasının uygulanmasını yalnızca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı çerçevesinde kabul ediyoruz, başka hiçbir şeyi kabul etmiyoruz.

“Çerçeve Anlaşması”na (Batı yanlısı ve Lübnan’ın İsrail rejimiyle iş birliği yapan hükümeti tarafından imzalanan utanç verici anlaşmanın adı) karşıyız ve bunun iptal edilmesini talep ediyoruz. Çünkü bu anlaşma şeriata aykırı, hukuka aykırı ve aşağılayıcıdır; Lübnan’ın egemenliğini yok etmekte ve hakları geri almamaktadır.

Böyle bir direnişe, böylesine fedakâr gençlere ve vatanları için canlarını feda eden bir halka sahip olanlar asla yenilmeyecektir.

İsrail rejimi, direniş, halkı, onurlu insanlar, şehitler ve fedakârlıklar karşısında herhangi bir kazanım elde edemez. Biz hedeflerimizi gerçekleştirmek için Kerbela anlayışına sahibiz.

Halkımızın fedakârlıkları büyüktür. Onların onurunu korumak, yolun devamlılığını sağlamak, sosyal yardımları sürdürmek, yeniden imar ve onarım çalışmalarını gerçekleştirmek için birlikte çalışacağız.

Başımız dik kalacak ve asla teslim olmayacağız. Bırakın istedikleri ve arzu ettikleri her şeyi yapsınlar.

(Güney Lübnan halkının direniş ve kararlılığını takdir ederek onlara hitaben): Ey halkımız, ey değerli kardeşlerimiz! Çok büyük zorluklara katlandığınızı ve fedakârlıklarınızın çok büyük olduğunu biliyorum. Biz ve siz aynı gemideyiz. Onurunuzu korumak için gücümüz yettiğince birlikte çalışacak ve birbirimize yardım edeceğiz.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!