KATİL NETANYAHU ERKEN SEÇİM KISKACINDA

img
KATİL NETANYAHU ERKEN SEÇİM KISKACINDA

Siyonist israil’de iktidardaki Likud Partisi içinde son dönemde yoğunlaşan tartışmalar, Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğine ilişkin kaygıların arttığını ortaya koydu.

İsrail’de iktidardaki Likud Partisi içinde son dönemde yoğunlaşan tartışmalar, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğine ilişkin kaygıların arttığını ortaya koydu. İbrani medyası ve parti çevreleri, mevcut hükümete liderlik eden Netanyahu’nun son derece karmaşık bir süreçten geçtiğini değerlendiriyor.

Şihab'ın Walla’dan aktardığına göre Netanyahu, bu dönemde siyasi kampı içindeki artan görüş ayrılıkalarından Gazze, Lübnan ve İran’da yürütülen savaşların sonuçlarına ilişkin süregelen tartışmalara, ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerindeki gerilime kadar uzanan çok yönlü sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

Erken seçim çağrıları

Habere göre Likud içinde etkili ve önde gelen isimler, Netanyahu’ya erken seçim seçeneğini değerlendirmesi ve Knesset’i yasal görev süresi dolmadan feshetmesi yönünde baskı yapmaya başladı.

Bu çağrılar yalnızca koalisyondaki dini partilerle yaşanan krizlerden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda parti içinde, hükümetin “yapıcı güvensizlik oyu” mekanizmasıyla düşürülebileceği yönündeki endişeler de bulunuyor. Böyle bir senaryo, doğrudan seçime gidilmeksizin Knesset içinde alternatif bir hükümet kurulmasına yol açabilir ve Netanyahu’yu bir sonraki seçimlere başbakan sıfatı olmadan girmek zorunda bırakabilir.

Walla’ya göre bazı Likud yöneticileri, Netanyahu’yu parti içinde ya da müttefik Haredi partilerde bir isyan yaşanabileceği konusunda uyardı. Böyle bir durumda muhalefet alternatif bir parlamento çoğunluğu oluşturabilir.

Bu senaryo İsrail’de hâlâ düşük ihtimal olarak görülse de, iktidar partisinin koridorlarında dillendiriliyor olması, hükümet koalisyonunun istikrarına ilişkin kaygıların boyutunu ortaya koyuyor.

Bu kaygılar; dindarların askerlikten muaf tutulmasına ilişkin yasalar, dini eğitim mevzuatı ve laik çevrelerden giderek daha fazla eleştiri alan “Kaşrut” yasası gibi hassas dosyalardaki anlaşmazlıklarla daha da büyüyor.

Bu gelişmeler, Netanyahu’nun artık yalnızca muhalefetin değil, kendisini iktidara taşıyan siyasi kamp içindeki huzursuzluğun da yönetilmesi gereken bir lider konumuna geldiğini gösteriyor.

Kesin sonuç alınamaması

Siyasi meydan okumaların yanı sıra Gazze’ye yönelik savaş da İsrail iç siyasetindeki en tartışmalı dosyalardan biri olmaya devam ediyor.

Savaşın başlamasının üzerinden iki buçuk yıldan fazla süre geçmesine rağmen, İbrani medyasında hükümetin savaşın başında ilan ettiği hedeflerin tam anlamıyla gerçekleştirilemediği ve net bir askeri zafer elde edilemediği yönündeki değerlendirmeler artıyor.

İsrail basınında yayımlanan haber ve yorumlara göre Hamas, ağır kayıplara rağmen Gazze Şeridi’nde örgütsel yapısını ve operasyonel kapasitesinin önemli bölümünü koruyor. Buna karşılık hükümet, savaş sonrası Gazze’nin yönetimine ilişkin üzerinde uzlaşılan bir siyasi vizyon ortaya koyabilmiş değil.

Esirler dosyası da hükümete yönelik eleştirileri artırmayı sürdürüyor. Esir yakınları, Netanyahu’yu siyasi ve parti çıkarlarını esirlerin geri dönüşünün önüne koymakla suçluyor. Bu durum dosyayı, Netanyahu üzerindeki en önemli toplumsal ve siyasi baskı araçlarından biri haline getirdi.

Lübnan cephesinde ise kuzey sınırındaki geniş çaplı çatışmaları durduran düzenlemelere rağmen, İsrail’deki siyasi ve güvenlik elitlerinin bir bölümü savaşın stratejik hedeflerine tam olarak ulaştığı görüşünü paylaşmıyor.

İsrail medyası, Hizbullah’ın askeri ve örgütsel kapasitesinin önemli bir bölümünü koruduğunu ve savaşın kuzey sınırındaki güç dengelerini kökten değiştirmeden sona erdiğini savunan eski güvenlik yetkilileri, askeri komutanlar ve analistlere yer vermeyi sürdürüyor.

Ayrıca on binlerce yerleşimcinin kuzey bölgelerine dönüşü hâlâ güvenlik gelişmelerine bağlı olduğundan, Lübnan savaşı dosyası iç siyasi tartışmalardaki yerini koruyor.

Tartışmalı sonuçlar

Netanyahu son İran çatışmasını benzeri görülmemiş stratejik bir başarı olarak sunmaya çalışsa da, İsrail’de bu çatışmanın gerçek sonuçlarına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Hükümet İran’ın nükleer ve askeri altyapısına büyük zarar verildiğini savunurken, İbrani basınında bu sonuçların ne kadar kalıcı olduğu ve operasyonun uzun vadeli hedeflerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda sorular gündeme geliyor.

Son çatışmalar sırasında İran füzelerinin İsrail’in iç kesimlerine ulaşması da, ülkenin uğradığı zararlar ve hava savunma sistemlerinin gelecekte benzer senaryolara karşı etkinliği konusunda geniş çaplı tartışmalara neden oldu.

Bu nedenle İran dosyası, Netanyahu’nun umduğu gibi ulusal uzlaşı konusu haline gelmek yerine, güvenlik ve askeri politikalarının bilançosuna ilişkin tartışmaların bir parçası oldu.

Tartışmalar, İran savaşıyla ilgili siyasi ve askeri sonuçların değerlendirilmesine de uzandı. İbrani gazete ve internet sitelerinde yayımlanan analizlerde, savaşın Netanyahu’nun öne sürdüğü stratejik hedefleri gerçekleştirmeden sona erdiği ileri sürüldü.

Bu analizlerde İran’ın siyasi sistemini ve temel kapasitesini koruduğu, buna karşılık İsrail’in nihai şartlarını kabul ettiremediği ve bölgesel güç dengelerinde köklü bir değişim yaratamadığı ifade edildi.

İsrail medyasında yayımlanan kamuoyu yoklamaları da, İsraillilerin çoğunluğunun İran’ın hem savaştan hem de sonrasında imzalanan ABD-İran anlaşmasından daha güçlü çıktığına inandığını ortaya koydu.

Bu bağlamda Haaretz gazetesi, savaşın sonuçlarını Netanyahu’nun 7 Ekim saldırısından bu yana yaşadığı en büyük siyasi ve güvenlik başarısızlıklarından biri olarak nitelendirdi.

Bazı İsrailli analistler ise Tel Aviv’in Washington ile Tahran arasında yürütülen uzlaşı düzenlemelerinin dışında kaldığını belirterek, savaşın faydası ve İsrail’in elde ettiği kazanımlar konusunda ciddi soru işaretleri bulunduğunu dile getirdi.

Trump ile ilişkiler

İç baskılara ek olarak Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile mevcut ilişkilerinin niteliğinden kaynaklanan yeni bir meydan okumayla da karşı karşıya bulunuyor.

Son aylarda İsrail ve ABD medyasında yayımlanan haberlerde, Gazze savaşı, İran politikası ve bölgesel uzlaşı süreçleri başta olmak üzere birçok konuda iki taraf arasındaki görüş ayrılıkalarının arttığı belirtildi.

ABD’nin İsrail’e desteği sürse de, İsrail’deki siyasi çevreler Netanyahu’nun Beyaz Saray kararları üzerindeki doğrudan etkisinin Trump’ın ilk başkanlık dönemine kıyasla azaldığını ifade ediyor.

Ayrıca İsrailli siyasi çevreler, ABD yönetiminin iktidardaki sağ bloğun istemediği tavizleri gerektirebilecek bölgesel düzenlemelere yönelebileceğinden endişe duyuyor.

Çok cepheli kriz

Walla’nın değerlendirmesine göre tüm bu gelişmeler, Netanyahu’nun koalisyon içindeki anlaşmazlıklar, Likud içerisindeki artan baskılar, Gazze, Lübnan ve İran savaşlarının sonuçlarına ilişkin tartışmalar ile ABD yönetimiyle yaşanan gerilimlerin iç içe geçtiği çok boyutlu bir krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Bu çerçevede Likud içinde erken seçim seçeneğinin daha yüksek sesle dillendirilmeye başlanması, iktidar partisinde Netanyahu’nun geleceğine ilişkin kaygıların arttığının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İsrail siyasi çevrelerinde yapılan değerlendirmeler, Netanyahu’nun bugün karşı karşıya olduğu en önemli mücadelenin artık yalnızca askeri ya da güvenlik alanında değil, siyasi kampının bütünlüğünü koruma ve büyüyen anlaşmazlıkların iktidardaki konumunu doğrudan tehdit etmesini engelleme mücadelesi olduğunu ortaya koyuyor.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!