TAHİR EN-NUNU'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

img
TAHİR EN-NUNU'DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR

Tahir En-Nunu, Netanyahu’nun İran ve Lübnan karşısında giderek geri çekildiğini belirterek, İran’la yaşanan çatışmanın “İsrail’in” en güçlü aktör olmadığını ve ABD desteğinin de sınırsız olmadığını gösterdiğini söyledi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı'nın siyasi danışmanı Tahir en-Nunu, işgal güçlerinin müzakereleri yeniden sıfır noktasına döndürdüğünü ve yeni ifadelerle hazırladığı bir belgeyle tarafları daha önce müzakere edilmiş başlıklara geri götürdüğünü belirtti.

Şihab'ın haberine göre, El-Aksa Televizyonu’na açıklamalarda bulunan en-Nunu, işgal güçlerinin anlaşmaya bağlılık oranının yüzde 20 ila 30’u geçmediğini, buna karşın Filistinli grupların anlaşmaya neredeyse tamamen bağlı kaldığını söyledi. İşgal güçlerinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ifade eden en-Nunu, insani baskıyı kullanarak yeni denklemler ve sahadaki yeni gerçeklikler oluşturmak istediğini kaydetti.

Hareketin müzakerelerdeki tutumunun, ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşamanın uygulanmasının tamamlanması ve bunun başında da “sarı hat” olarak adlandırılan sınıra çekilmenin geldiğini vurgulayan en-Nunu, ancak işgal güçlerinin sarı hattın yüzde 9 ötesine ilerleyerek bunu “turuncu hat” olarak adlandırdığını söyledi.

En-Nunu, ilk aşama uygulanmadan ikinci aşama konusunda müzakerelere girilmeyeceğini vurgulayarak, iki aşamanın uygulanmasının birbirine bağlanmasını önerdiklerini ancak işgal güçlerinin kendi yükümlülüklerine bağlı kalmadığını ifade etti.

Hamas’ın 14 Nisan’dan bu yana Barış Konseyi ve temsilcisi Mladenov’dan üç farklı teklif aldığını açıklayan en-Nunu, ilk belgede hareketin tutumlarına uygun değişiklikler yapıldığını, ardından geçen mayıs ayında ikinci belgenin geldiğini ve Hamas’ın buna da yanıt hazırladığını belirtti.

Arabulucuların ve Mladenov’un Hamas’ın tutumunu övdüğünü ve bunu oldukça ileri bir pozisyon olarak değerlendirdiğini aktaran en-Nunu, tarafların maddelerin büyük çoğunluğu üzerinde uzlaşmasına rağmen işgal güçlerinin süreci yeniden başlangıç noktasına döndürdüğünü söyledi.

En-Nunu, ilk aşamada hastanelerin ve fırınların onarılmadığını, elektrik altyapısının yeniden inşa edilmediğini belirterek, anlaşmanın günlük 600 yardım tırının girişini öngörmesine rağmen yalnızca 80 ila 100 tırın girişine izin verildiğini ifade etti.

İşgal güçlerinin konteyner evlerin ve evlerin onarımında kullanılacak malzemelerin girişini engellediğini, birçok temel ihtiyaç maddesinin girişine de izin vermediğini belirten en-Nunu, bunun amacının sivil yaşamı yok etmek ve yaşanamaz bir gerçeklik oluşturmak olduğunu söyledi. İşgal güçlerinin siyasi hedeflerine ulaşmak için sivilleri kullandığını ve bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

En-Nunu, işgal güçlerinin müzakerelerde silahlar, tüneller, depolar, direniş mensupları, direniş yapıları ve silahlanma noktalarını gündeme getirdiğini belirterek, Filistin halkının tüm güç unsurlarını tasfiye etmeyi, direniş projesini sona erdirmeyi ve Filistinli grupların rolünü ortadan kaldırmayı hedeflediğini ifade etti.

Filistinli grupların, Şarm eş-Şeyh’te onaylanan plan doğrultusunda işgal güçlerinin çekildiği bölgelerde kalan ağır silahların idari komiteye teslim edilmesini kabul ettiğini açıklayan en-Nunu, işgal güçlerinin “direniş altyapısı” tanımının yalnızca grupları değil, direniş fikrini ve onu destekleyen tüm Filistin halkını hedef aldığını söyledi.

İşgal güçlerinin halk desteğini kırmayı ve Filistin halkının haklarını talep etmesini engellemeyi amaçladığını belirten en-Nunu, Gazze Şeridi’nde İsrail gündemini uygulayacak yeni bir yönetim modeli dayatılmak istendiğini ve bu yapının öncelikleri arasında herhangi bir Filistin ulusal projesinin yer almayacağını ifade etti. Ayrıca Batı Şeria ile Gazze arasındaki bağın koparılmasının hedeflendiğini söyledi.

Gazze halkına selam gönderen en-Nunu, Gazze’deki insanların gösterdiği direncin modern çağda benzeri görülmemiş bir acı ve sıkıntı karşısında ortaya çıktığını belirterek, bu direnişi bir mucize olarak nitelendirdi ve halkın direnişe bağlılığının büyük bir halkın göstergesi olduğunu söyledi.

Savaşın Gazze’de ne askeri ne de insani açıdan sona ermediğini ifade eden en-Nunu, Küresel Dayanışma Filosu aktivistlerine yönelik uygulamaların işgal güçlerinin saldırganlık ve öldürme politikalarına bağlılığını ortaya koyduğunu söyledi.

Netanyahu’nun yaklaşan seçimlerde başarılı olabilmek için son umudunu Gazze cephesine bağladığını savunan en-Nunu, İran, Lübnan ve Yemen’de yaşanan başarısızlıkların ardından Gazze’yi siyasi bir çıkış yolu olarak gördüğünü belirtti ve önümüzdeki dönemde daha fazla baskının yaşanabileceğini öngördü.

Hamas’ın sunulan belgeyi akılcı ve açık bir yaklaşımla değerlendirdiğini söyleyen en-Nunu, satır aralarında yer alan bazı unsurların çözüm üretmeye katkı sağlayabileceğini ifade etti. Filistinli grupların tutumlarının birlik içinde ve teşvik edici olduğunu vurgulayan en-Nunu, onlarla istişare edilmeden hiçbir adım atılmadığını belirtti.

İç siyasi gelişmelere ilişkin olarak ise, “Fetih ve Filistin Yönetimi liderliğiyle birçok kez görüşmeye çalıştık ancak bu girişimler karşı taraf tarafından reddedildi” dedi. Hamas’ın, FKÖ ve Filistin Yönetimi içindeki dar ve etkili bir grubun Filistin siyasi sistemini değiştirmeye ve grupları dışlamaya yönelik tek taraflı kararlarından şaşkınlık duyduğunu ifade etti.

Bireysel karar alma anlayışına karşı ortak bir ulusal tutum geliştirmek için çalıştıklarını belirten en-Nunu, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün tüm ulusal bileşenleri temsil edecek şekilde yeniden yapılandırılması ve yıkımdan korunmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Gazze’deki ve dışarıdaki Hamas liderlikleri arasında günlük koordinasyon ve iletişim bulunduğunu belirten en-Nunu, öncelikli hedeflerinin Gazze’ye yardım ulaştırmak olduğunu kaydetti.

7 Ekim’den bu yana yaşananların bölgesel ve küresel ölçekte büyük değişimlere yol açtığını ifade eden en-Nunu, Gazze’nin en önemli itici güç olduğunu ve stratejik ağırlığının dünya geneline yayıldığını söyledi.

İşgal ve abluka karşıtı gösterileri anlayışla karşıladığını belirten en-Nunu, şehitlere ve işgal mağdurlarına karşı gösteri çağrıları yapılmasını ise şaşkınlıkla karşıladığını ifade etti.

Batı Şeria’da yaşanan zorla göç, öldürme, topraklara el koyma ve Mescid-i Aksa baskınlarının Gazze’de yaşananlardan daha az tehlikeli olmadığını ancak yeterli medya ilgisi görmediğini belirten en-Nunu, bilinç aşındırma girişimlerine karşı mücadele edilmesi ve Batı Şeria’nın ciddi bir halk hareketiyle yeniden direniş çizgisine döndürülmesi çağrısında bulundu.

En-Nunu son olarak, Netanyahu’nun İran ve Lübnan karşısında giderek geri çekildiğini belirterek, İran’la yaşanan çatışmanın “İsrail’in” en güçlü aktör olmadığını ve ABD desteğinin de sınırsız olmadığını gösterdiğini söyledi. İşgal rejiminin dünya için en büyük tehdit olduğunu savunan en-Nunu, bu durumun sona ermesi gerektiğini ifade etti.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!