Şeyh Naim Kasım: İran halkını, direniş eksenini ve bağımsızlık ile özgürlük arayışındaki bölge ve dünya halkları ile ülkelerini bu büyük zafer dolayısıyla tebrik ediyoruz.
Hizbullah Genel Sekreteri: İran halkını, direniş eksenini ve bağımsızlık ile özgürlük arayışındaki bölge ve dünya halkları ile ülkelerini bu büyük zafer dolayısıyla tebrik ediyoruz.
Qodsna'nın El-Ahd haber sitesinden aktardığına göre, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Seyyid Hasan Nasrallah'ın türbesi yanında düzenlenen merkezi Aşura töreninde yaptığı konuşmada, bugün ümmetin şehitlerinin efendisi Seyyid Hasan Nasrallah'ın kabrinin yanı başında Aşura'yı andıklarını ve bu büyük makamın bereketinden istifade ettiklerini belirterek, onun bu anma törenlerinde manen hazır bulunduğunu, zira bu yolun ilham kaynağı, kurucusu ve inşa edicisi olduğunu söyledi.
Kasım, bu yıl hareketlerinin şiarı olarak “Hüseyin bizim yolumuzdur” sloganını belirlediklerini ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri, Hüseyin’in (a.s.) bir ekol ve aydınlık bir yol olduğunu, aydınlığın ise direniş, yakin, nur ve hidayet anlamına geldiğini belirterek, bu nedenle Hüseyin’in kendi yolları ve dosdoğru güzergâhları olduğunu söyledi.
Şeyh Kasım ayrıca konuşmasında, İmam Hüseyin’in (a.s.) ebediliği ve bu büyük anma geleneğinin devamlılığıyla ilgili dört unsur üzerinde duracağını açıkladı.
Kasım, Kerbela olayını liderin, Ehl-i Beyt’in ve yarenlerinin şehit edildiği tarihin en büyük hadiselerinden biri olarak nitelendirdi.
“Biz bu büyük imamın en yüce örneğiyle karşı karşıyayız” diyen Kasım, olayın kendisi, coşku, etkileri ve üstün örnekliğin İmam Hüseyin’in (a.s.) ebediliğini sağlayan dört unsur olduğunu ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri, “Hüseyin bizim yolumuzdur” dediklerinde bunun aynı zamanda “Muhammed bizim yolumuzdur” ve “İslam bizim yolumuzdur” anlamına geldiğini belirterek, bunun kalıcı ve üstün örneklik olduğunu, kendilerinin de Hüseyin’i (a.s.) yol olarak seçtiklerini vurguladı.
İran’ın zaferini tebrik etti
Şeyh Naim Kasım daha sonra bölgesel gelişmelere değinerek, İran halkını, direniş eksenini ve bağımsızlık ile özgürlük arayışındaki bölge ve dünya halkları ile ülkelerini bu büyük zafer dolayısıyla tebrik ettiklerini söyledi.
İran İslam Cumhuriyeti’ne de teşekkür eden Kasım, Lübnan sahasını, direnişi ve halkını fedakârlık yapma iradesiyle desteklediği ve İsrail rejimini saldırılarını durdurmaya zorladığı için İran’a minnettar olduklarını ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri, bu savaşın hedefinin İran rejimini devirmek olduğunu ancak ABD’nin güç gösterisinin kırıldığını ve Washington’un İran’a karşı sömürgeci planının başarısızlığa uğradığını söyledi.
Kasım, İran’a karşı yürütülen savaşın küçümsenmemesi gerektiğini belirterek, amacın İran rejimini devirmek ve devrimci İran’daki onurlu ve bağımsız yaşamı yok etmek olduğunu, ancak bu hedefin başarısız olduğunu ve gelişmelerin seyrinin değiştiğini ifade etti.
Şeyh Kasım, bölgedeki güç dengesinin değişeceğini söyledi.
Lübnan’daki gelişmeler
Konuşmasının başka bir bölümünde Lübnan’daki duruma değinen Kasım, Lübnan direnişinin İsrail rejiminin saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu ve işaretlerin, İsrail’in işgal edip kendi yapısına katabileceği güçsüz bir Lübnan istediğini gösterdiğini söyledi.
Hizbullah Genel Sekreteri, düşman tarafın başbakanının açıkça “Büyük İsrail”den söz ettiğini ve sahadaki gerçeklerin de İsrail rejiminin yayılmacı eğilimlerini doğruladığını belirtti.
Kasım, İsrail rejiminin Lübnan’daki projesinin Hizbullah’ı sosyal, askeri ve kültürel boyutlarıyla ortadan kaldırmak olduğunu ifade ederek, bunun Lübnan halkının büyük bir kesiminin katliam, zorunlu göç ve başka bölgelere sevk edilmesi anlamına geldiğini ve böylece Lübnan üzerindeki hâkimiyetin kolaylaştırılmasının amaçlandığını söyledi.
“Büyük İsrail” projesi başarısız olacak
Şeyh Naim Kasım konuşmasının devamında, Lübnan’ın karşı karşıya olduğu tehdidin varoluşsal bir tehdit olduğunu belirterek, hayatlarını, geleceklerini, çocuklarını ve yollarını savunduklarını, kendilerini savunma haklarının bulunduğunu söyledi.
Kasım, meselenin yalnızca suç niteliğindeki bir hedef olmadığını, bir suçla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, kadınları ve çocukları gelecekte öldürmeyi planlayan birinden değil, uluslararası destekle hareket eden, insanlıktan uzak ve şiddet yanlısı bir yapıdan söz ettiklerini belirtti. İsrail rejiminin bu hedefleri güttüğünün anlaşılması gerektiğini söyledi.
Hizbullah Genel Sekreteri, “Büyük İsrail” projesini boşa çıkardıklarını vurguladı.
Kasım, direnişi ve Lübnan halkını överek, Lübnan’a yönelik en tehlikeli projeye karşı koymak için ağır bedeller ödeyen bu direniş ve halkının büyük bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Direnmemeleri halinde birkaç yıl sonra Lübnan’dan geriye bir şey kalmayacağını belirten Kasım, direniş ve halkı sebat göstermeseydi Lübnan’ın kurtulmasının mümkün olmayacağını ifade etti.
Hizbullah destekçilerine seslenen Kasım, “Bu direnişi efsanevi olarak görüyorsunuz. Bu nedenle yenilgiye uğrayanlara kulak asmayın” dedi.
Kasım, anlaşma sonrasındaki mevcut şartların değerlendirilmesi çağrısında bulunarak, İsrail rejimini bölgeden çıkarmak için dört temel unsur doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Üç unsur sayesinde güçlü olduklarını belirten Kasım, bunların iman, irade ve kabiliyet olduğunu ifade etti. Direnişi ayakta tutanın yalnızca askeri unsur olmadığını, yenilmez bir irade ve kararlılık oluşturan iman faktörünün belirleyici rol oynadığını vurguladı.
Bazı savaşçıları defalarca yaralanmalarına rağmen cepheye dönmekten alıkoyamadıklarını belirten Kasım, direniş güçlerinin iradesinin kırılamayacağını ve onların yeniden sahaya dönmek için yarıştıklarını söyledi.
Silahsızlandırma planı uygulanmayacak
Şeyh Kasım ayrıca direnişin bilimsel kapasite ve yenilikçilik gücüne sahip olduğunu, sınırlı imkânlardan büyük kabiliyetler üretebildiğini, bunun yanında cesaret, beceri ve taktik üstünlüğe de sahip olduğunu söyledi.
Direnişin sahadaki varlığını pekiştirdiğini belirten Kasım, “El-Asf el-Me’kul” operasyonu sürecinde toplam 3 bin 185 operasyon gerçekleştirdiklerini, bunun günlük ortalama 30 operasyona denk geldiğini ifade etti.
Kasım, düşmana ait 518 askeri aracın hedef alındığını, 85 hava hedefinden 12 insansız hava aracı, 12 hava unsuru ve bir helikopterin vurulduğunu söyledi.
İsrail tarafındaki kayıpların 1347’ye ulaştığını belirten Kasım, yaralıların da etkileri bakımından ölülerle eşdeğer sayılması gerektiğini ifade etti.
Kasım, “Biz güçlüyüz ve bu gerçek gelecekteki hareketimizin temeli olmalıdır” dedi.
“Biz akan bir kanız; belirleyici silah ve sahadaki gücüz. Bedenleri Güney Lübnan toprağıyla, ruhları ise yerin ve göğün yaratıcısıyla bağlı bir halkız. Çocuklarımız şehitlerle bütünleşmiştir ve zafer vaadine sahibiz” ifadelerini kullandı.
Hizbullah Genel Sekreteri, kök söktürdüklerini ancak köklerinin kazınamayacağını, hayatlarının ve duruşlarının ancak ecel geldiğinde sona ereceğini söyledi.
Lübnan’ın egemenliğinin, toprakları ve hakları üzerindeki hâkimiyetinin pekişeceğine ve İsrail rejiminin bölgeden çıkarılacağına inandıklarını vurguladı.
Kasım ayrıca düşmanla yürütülen müzakerelerde tavan noktanın karşılıklı güvenlik olduğunu belirterek, silahsızlandırma başlığı taşıyan hiçbir planın kabul edilmeyeceğini söyledi.
“İsrail’in savaşta elde edemediğini müzakere masasında ona vermek için mi görüşeceğiz?” diye soran Kasım, düşmanın savaşla elde edemediğini siyaset yoluyla elde etmek istediğini ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri, 27 Kasım anlaşmasının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu anlaşmanın kara, hava ve denizdeki saldırıların durdurulmasına, İsrail’in çekilmesine, esirlerin serbest bırakılmasına ve yerinden edilenlerin geri dönüşüne yol açması gerektiğini söyledi.
Lübnan’ın egemenliğinin yeniden tesisi her müzakerenin merkezinde olmalı
Kasım konuşmasının devamında, üzerinde uzlaşılan beş madde çerçevesinde Lübnan ordusunun yalnızca Litani Nehri’nin güneyinde ve anlaşma hükümleri doğrultusunda konuşlandırılacağını belirtti.
Herhangi bir deneme bölgesi, İsrail için güvenli bölge ya da sarı, kırmızı ve yeşil bölgeler şeklinde bir ayrımın söz konusu olmadığını ifade etti.
İsrail rejiminin Lübnan’dan çıkması gerektiğini ve bunun gerçekleşeceğini vurgulayan Kasım, Lübnan’ın egemenliğinden ve tüm sorumlu taraflardan, düşman karşısında Lübnan’ın taleplerini ve söylemini netleştirmelerini ve bunları hiçbir iç dosya ya da meseleyle ilişkilendirmemelerini istedi.
Kasım, Lübnan’ın iç düzenlemeleriyle ilgili her konunun müzakerelerin dışında tutulması ve ülke içinde ele alınması gerektiğini belirterek, her türlü müzakerede temel talebin Lübnan’ın egemenliğinin yeniden tesis edilmesi olması gerektiğini söyledi.
Ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanı ve siyasi yetkililere, uzlaşı, diyalog, sakin tartışma ve iç mutabakatın sağlanması konusunda sorumluluk almaları çağrısında bulundu.
Kasım, iş birliğine hazır olduklarını ve bunu pratikte de gösterdiklerini belirterek, Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını kolaylaştırdıklarını, son 15 ay boyunca en yüksek düzeyde disiplin ve bağlılık sergilediklerini ve iş birliğine devam etmeye hazır olduklarını söyledi.
Bu kritik aşamada tek ses ve tek çizgide hareket edilmesi gerektiğine inandıklarını ifade etti.
Hizbullah Genel Sekreteri doğrudan müzakereler konusunda da uyarıda bulunarak, deneyimlerin bu tür görüşmelerin gerçek kazanımlar olmaksızın baskı altında taleplerin dayatılmasına yol açtığını gösterdiğini söyledi.
Doğrudan müzakerelerin tavizler zinciri anlamına geldiğini belirten Kasım, ABD ve İsrail’in Lübnan’a karşı koordineli hareket ettiğini, ülkeyi baskı altına aldığını, sesini kısmaya çalıştığını ve hatta onun adına açıklamalar yaptığını ifade etti.
Şeyh Naim Kasım konuşmasının sonunda, bu sürecin durması halinde herkesin birlikte hareket edeceğini belirterek, “Birlik içinde toprağımızı özgürleştirmemiz ve çocuklarımızın geleceğini inşa etmemiz ne kadar güzel olacaktır” dedi.
www.kudusgunu.com