Numan Amr: 'Batı Şeria, “sessiz ilhak” ve zorunlu göçü hedefleyen “beş boyutlu bir saldırıyla” karşı karşıya.'
Araştırmacı ve siyaset analisti Numan Amr, işgal altındaki Batı Şeria'da son dönemde yaşananların münferit ihlallerin ötesine geçtiğini ve İsrail işgal makamları ile yerleşimci grupların iş birliğiyle yürütülen “beş boyutlu sistematik bir saldırı” niteliği taşıdığını belirtti. Amr, bu saldırının amacının “sessiz ilhak”ı dayatmak ve Filistinlilerin yaşamını günlük bir cehenneme çevirerek onları zorunlu göçe sürüklemek olduğunu vurguladı.
Amr, Şihab Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, koordineli saldırının birbirini tamamlayan çeşitli eksenler üzerinden yürütüldüğünü ve Batı Şeria'nın fiilen kantonlara ve kapalı bölgelere ayrıldığını ifade etti.
İlk eksenin, ordu ve istihbaratın uyguladığı baskı olduğunu belirten Amr, bunun günlük baskınların artırılması, keyfi tutuklamalar, köy ve beldelerin giriş kapılarının kapatılması ve vatandaşların hareketini kısıtlayan askerî kontrol noktalarının yaygınlaştırılması şeklinde ortaya çıktığını söyledi.
İkinci eksenin ise yerleşimci saldırıları ve çoban yerleşim noktalarının genişletilmesi olduğunu kaydeden Amr, Batı Şeria'da yerleşimcilerin saldırılarının arttığını ve bunun “çoban yerleşim karakolları ve çiftlikleri” kurma amacı taşıdığını belirtti.
Amr, Hebron vilayetinin bu genişlemenin en çarpıcı örneğini oluşturduğunu, burada söz konusu yerleşim çiftliklerinin sayısının yaklaşık 400'e ulaştığını ifade etti.
Üçüncü eksenin yerleşimci milislerin kurumsallaştırılması olduğunu belirten araştırmacı, dört çeker araçlara sahip silahlı yerleşimci milislerin oluşturulduğunu ve bunların sözde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir tarafından doğrudan desteklendiğini ve resmî koruma altında faaliyet gösterdiğini söyledi.
Amr, “Bu milisler, modern silahlar ve arazi araçlarının gücüyle bir grubun diğerine üstünlük kurduğu, İsrail ordusu ve hükümetinin tam desteğini alan bir iç denetim mekanizmasına dönüştürülmüş bir çatışma modeli yaratmaya çalışıyor” dedi.
Dördüncü eksenin kapılar ve geçiş yolları üzerindeki kuşatma olduğunu belirten Amr, işgal altındaki Batı Şeria'yı parçalayan binin üzerinde askerî kapının bulunduğunu açıkladı. Bu kapıların üç kategoriye ayrıldığını ifade eden Amr, bazılarının askerlerin isteğine göre sabah açılıp akşam kapatıldığını, bazılarının sürekli kapalı tutulduğunu, bazılarının ise işgal istihbarat subaylarının keyfi kararlarına bağlı olarak açılıp kapandığını söyledi.
Beşinci eksenin ise yerleşim karakollarının yasal hale getirilmesi olduğunu belirten Amr, İsrail parlamentosu tarafından kaçak yerleşim karakollarının yasallaştırılması sürecinin hızlandırıldığını ve bu yönelime hizmet eden yasal düzenlemelerin kolaylaştırıldığını ifade etti.
Siyaset analisti, bu koordineli saldırının iki tehlikeli stratejik hedef taşıdığını vurguladı. Bunlardan ilkinin, yerleşim faaliyetlerinin yasallaştırılması ve İsrail parlamentosunun desteğiyle sahada fiilî bir durum olarak kalıcı hale getirilmesi yoluyla “sessiz ilhak”ın gerçekleştirilmesi olduğunu belirtti.
İkinci hedefin ise, vatandaşlar üzerinde sistematik baskı kurularak onları kademeli olarak C bölgelerinden B bölgelerine, ardından A bölgelerine taşınmaya zorlayan ve nihayetinde ülkeyi tamamen terk etmelerine zemin hazırlayan bir göçe zorlama ortamı oluşturmak olduğunu ifade etti.
Amr, “Bu uygulamalara günlük baskılar, sürekli şiddet ve vatandaşların topraklarına ve geçim kaynaklarına ulaşmasının engellenmesi eşlik ediyor. Bu durum Batı Şeria'yı gerçek anlamda kapalı bölgelere, kantonlara ve büyük hapishanelere dönüştürdü” dedi.
Araştırmacı Nu'man Amr, Batı Şeria'nın artık “sürekli bir çatışma hali” içinde bulunduğu uyarısında bulunarak, Filistinlilere ait üretim araçlarının (hayvanlar, tarım ürünleri ve araçlar gibi) her an el konulabildiği yeni bir tam kontrol dönemine girildiğini ve bunun işgal ordusunun gözü önünde ve doğrudan desteğiyle gerçekleştiğini söyledi.
www.kudusgunu.com