Husam Bedran, Kudüs Ağı’na yaptığı açıklamada, Filistin tarafının yanıtında direniş silahının “genel bir ulusal mesele” olduğunun teyit edildiğini söyledi.
Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Hareketin Ulusal İlişkiler Dosyası Sorumlusu Husam Bedran, çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, direnişin silahı dosyasının Kahire’de gerçekleştirilen son müzakere turunda açık şekilde gündeme getirildiğini belirterek, bunun Filistinli fraksiyonlar ve güçlerin kısa süre önce sunulan yol haritasına ilişkin ortak Filistin yanıtının bir parçası olduğunu söyledi. Bedran, silah meselesinin “belirli bir gruba ait bir konu değil, Filistin halkının siyasi ve ulusal haklarıyla bağlantılı bir mesele” olduğunu vurguladı.
Şihab'ın haberine göre, Bedran, Kudüs Ağı’na yaptığı açıklamada, Filistin tarafının yanıtında direniş silahının “genel bir ulusal mesele” olduğunun teyit edildiğini ve bu dosyanın ele alınmasının, işgal altındaki halkların direniş ve kendilerini savunma hakkını güvence altına alan uluslararası hukuk ve sözleşmelerle uyumlu olması gerektiğinin ifade edildiğini belirtti. Bunun aynı zamanda Filistin halkının bağımsız devlet kurma ve onlarca yıllık işgal ile çatışmanın ardından kendi kaderini tayin hakkıyla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Müzakere sürecine ilişkin konuşan Bedran, Kahire’de yapılan son turun “bir ilerleme sağlamadığını ancak çıkmaza da girmediğini” ifade ederek, yürütülen görüşmelerin son aylarda gerçekleştirilen uzun müzakere ve siyasi temas zincirinin bir parçası olduğunu, bunların bazılarının kamuoyundan uzak şekilde sürdürüldüğünü söyledi. Hamas ve Filistinli grupların bir anlaşmaya varılması yönündeki çabaları “ciddiyet ve sorumlulukla” ele aldığını belirten Bedran, hareket açısından önceliğin “Filistin halkının, özellikle Gazze Şeridi sakinlerinin insanca ve güvenli bir yaşam hakkını güvence altına almak ve derinleşen insani acılara son vermek” olduğunu kaydetti.
Bedran, son turdaki “temel ve merkezi engelin”, işgal yönetiminin anlaşmanın ilk aşamasına ilişkin yükümlülükleri, özellikle Gazze halkına yönelik insani ve yaşam koşullarıyla ilgili maddeleri uygulamayı reddetmesi olduğunu söyledi. İşgal yönetiminin “bir sonraki aşamaya ilişkin açık taahhütler verme konusunda da gerçek bir hazırlık göstermediğini” ifade eden Bedran, Filistin tarafının ayrıca “işgal yönetimini üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeye zorlayacak gerçek güvenceler” konusunda ABD yönetiminden herhangi bir güvence almadığını belirtti. Bu güvencelerin yokluğunun son görüşmelerde tartışılan en önemli başlıklardan biri olduğunu kaydetti.
Hamaslı yetkili, hareketin “halkı için savaştığını ve halkı adına müzakere ettiğini” belirterek, “tehdit dili ile siyasi ya da askeri baskıların hareketin tutumlarını ve kararlarını etkilemediğini” söyledi. Bu kararların farklı Filistinli gruplarla koordinasyon ve istişare içinde alındığını ifade eden Bedran, hedefin “Filistin halkını korumak ve ulusal ile insani haklarını savunmak” olduğunu vurguladı.
Öte yandan Bedran, Fetih Hareketi’nin sekizinci kongresine de değinerek, kongrenin başarıyla tamamlanmasını temenni ettiğini ve kongreye ilişkin örgütsel ve idari düzenlemelerin “Fetih Hareketi’nin iç meselesi” olduğunu söyledi.
Bununla birlikte Bedran, kongrenin “Filistin iç cephesinin yeniden düzenlenmesi için gerçek bir fırsat” oluşturmasını umduğunu ifade ederek, Filistin davasının karşı karşıya olduğu siyasi ve sahadaki zorluklar ile Filistinlilerin “işgal yönetiminin siyasi ya da coğrafi aidiyet ayrımı yapmaksızın sürdürdüğü suçlar ve hedef almalarla” karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Hamas ile Fetih liderlikleri arasındaki temasların “en üst düzeyde” sürdüğünü belirten Bedran, sekizinci kongrenin ardından iletişim ve görüşmeleri güçlendirmeye yönelik karşılıklı çabaların bulunduğunu ve bunun “Filistin halkının tüm bileşenlerini kapsayan ulusal birliğe zemin hazırlayacak kapsamlı bir ulusal mutabakata” ulaşmayı hedeflediğini kaydetti.
Hareket içi seçimler konusuna da değinen Bedran, Hamas’ın “yerleşik tüzük ve kurallara göre çalışan kurumsal bir hareket” olduğunu ve karmaşık siyasi ile güvenlik koşullarına rağmen düzenli seçimlerini gerçekleştirdiğini söyledi. Mevcut aşamanın kapsamlı seçimlerden ziyade hareket başkanının seçilmesiyle ilgili olduğunu belirten Bedran, bu sürecin “kısa süre içinde” tamamlanmasını beklediğini ifade etti.
İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklular konusuna ilişkin ise Bedran, tutukluların yaşadığı koşulları “eşi benzeri görülmemiş” şeklinde nitelendirerek bunun “Filistinlilerin iradesini kırmayı amaçlayan açık bir İsrail hükümet politikası” olduğunu söyledi.
Tutuklular meselesinin Filistin halkı açısından en önemli ulusal ve insani konulardan biri olduğunu belirten Bedran, Hamas’ın bu dosyayı gerek müzakere turlarında gerek bölgesel ve uluslararası taraflarla yapılan siyasi görüşmelerde “önceliklerinin en üst sırasına” koyduğunu ifade etti. Bunun yanında tutukluları destekleyen hukuki ve medya faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü kaydetti. Bedran, tutukluların savunulması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi sorumluluğunun “yalnızca tutukluların omzunda olmadığını”, bunun “direnişin ve Filistin halkının tüm kesimlerinin ulusal görevi” olduğunu vurgulayarak, özgürlükleri ve onurları için mümkün olan tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini söyledi.
www.kudusgunu.com