Bu mahkemelerin, idari tutuklama ve ceza davalarına bakan mahkemeler de dahil olmak üzere, adil hukuki temellere dayanmadığını belirten Hasan Abd Rabbih, bu koşullarda idam kararlarının verilmesinin son derece tehlikeli bir tırmanış anlamına geldiğini dile getirdi.
Esirler konularında uzman Hasan Abd Rabbih, İsrail Knesset’inde sözde “Ulusal Güvenlik Komitesi”nin Filistinli esirlerin idamına ilişkin yasa tasarısının nihai değiştirilmiş metnini onaylamasının, işgalin geçen yıl kasım ayında tasarının ilk okumasının kabul edilmesinden bu yana başlattığı sürecin ileri bir yasama adımı olduğunu belirtti.
Abd Rabbih, Şihab Ajansı’na yaptığı açıklamada, tasarının içeriği ve uygulama mekanizmalarının artık daha net hale geldiğini, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki işgal hükümetinden geniş siyasi destek gördüğünü ifade etti. Söz konusu yasanın, askeri mahkeme heyeti içinde oy çokluğuyla idam kararlarının verilmesine imkân tanıdığını, oybirliği şartının aranmadığını belirten Abd Rabbih, yedi yargıçtan dördünün onayının hükmün verilmesi ve yürürlüğe girmesi için yeterli olacağını kaydetti.
Abd Rabbih, yasanın idam cezasının kısa bir süre içinde infaz edilmesini öngördüğünü, karara itiraz veya temyiz yolunun bulunmadığını, bunun da Filistinli esir ve tutukluların hayatı açısından ciddi bir tehlike oluşturduğunu vurguladı. Mevcut göstergelere göre tasarının gelecek hafta Knesset Genel Kurulu’nda ikinci ve üçüncü okumadan geçirilmesinin beklendiğini belirten Abd Rabbih, bu durumun yüzlerce esirin hayatını riske atacağını ifade etti. Ayrıca işgalin askeri mahkemelerinde adil yargılama standartlarının bulunmadığını ve en temel hukuki güvencelerin dahi sağlanmadığını söyledi.
Bu mahkemelerin, idari tutuklama ve ceza davalarına bakan mahkemeler de dahil olmak üzere, adil hukuki temellere dayanmadığını belirten Abd Rabbih, bu koşullarda idam kararlarının verilmesinin son derece tehlikeli bir tırmanış anlamına geldiğini dile getirdi.
Abd Rabbih, söz konusu yasa tasarısının “tamamen ırkçı” temellere dayandığını, yalnızca Filistinli esirleri hedef aldığını, buna karşılık Filistinlilere karşı cinayet işleyen hiçbir İsrailli ya da yerleşimciye uygulanmadığını belirterek bunun açık bir çifte standart olduğunu vurguladı.
Ayrıca bu yasanın Filistinli esir ve tutuklulara karşı bir intikam aracı niteliği taşıdığını, ayrımcılık ve kolektif cezalandırma politikasını pekiştirdiğini ve uluslararası hukuk ile sözleşmelere açıkça aykırı olduğunu ifade etti.
www.kudusgunu.com