Şeyh Naim Kasım, Kudüs Günü vesilesiyle tüm Arap ve İslam halklarını ve dünyanın özgür insanlarını Filistin’in yanında durmaya çağırdı.
Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Kudüs Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada “Asf el-Me’kul” olarak adlandırılan mücadelenin meşruiyetini vurgulayarak Lübnan hükümetini saldırganlığa karşı harekete geçmeye çağırdı ve yerinden edilenlerin direniş seçeneğine bağlılıklarını ve direnişlerini takdir etti.
El Meyadin'in haberine göre, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, bugün Cuma günü Kudüs Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, bugün yürütülen mücadelenin bölge için varoluşsal bir tehdit oluşturan Siyonist saldırganlığa karşı meşru bir savunma olduğunu vurguladı.
Saldırıya neden şimdi karşılık verildi?
Roket atışlarının “işgali kışkırttığını” ve bu nedenle Lübnan’a saldırı düzenlendiğini söyleyenlere yanıt veren Şeyh Kasım, “15 ay boyunca süren saldırılar sizi kışkırtmadı mı?” diye sordu.
Şeyh Kasım, “Biz sağlıklı bir durumla karşı karşıya değildik, aksine 15 ay boyunca süren barbarca bir eylemle karşı karşıyaydık” diyerek, birçok kez fırsatın sona ereceğine ve saldırganlığın sürmesinin bir sınırı olduğuna dair uyarılar yapıldığını ifade etti.
Şeyh Kasım, liderliğin üç ayrı aşamada üç kez toplandığını belirterek, “Saldırıya karşılık verme konusunu istişare ettik. Ancak zamanlamayı uygun görmedik ve siyasi sürece ek bir fırsat verilmesi gerektiğine inanıyorduk. Şartların uygun olmadığını düşünüyorduk” dedi.
Bazı tarafların partiyle temas kurarak siyasi süreç için ek süre talep ettiğini belirten Kasım, son ayda İsrail içinde Lübnan’a karşı “büyük bir operasyon yapılması gerektiği” yönünde tartışmalar yürütüldüğünü ve işgal yönetiminin zamanlamayı değerlendirdiğini söyledi.
İran’a yönelik saldırı ve ümmetin lideri Seyyid Ali Hamaney’in şehadetinden sonra direnişin düşmanla yüzleşmek için şartların uygun olduğunu gördüğünü belirten Kasım, “Bir yandan bir yılı aşkın süredir saldırı sürüyor ve durmayacak gibi görünüyor. Diğer yandan imamımız ve liderimiz öldürüldü. Üçüncü olarak da İran’da yaşananlarla eş zamanlı bir mücadele yürütüldüğünde düşmanı zayıflatma imkânı doğuyor” ifadelerini kullandı.
Asf el-Me’kul: İsrail saldırganlığına karşı Lübnan mücadelesi
Şeyh Kasım, direnişin “Asf el-Me’kul” adı verilen mücadele kapsamında meşru hakkı çerçevesinde Lübnan’ı savunduğunu vurguladı.
Bu adlandırmanın Kur’an’daki Fil Suresi’nden ilhamla verildiğini belirten Kasım, amacın İsrail saldırganlığına karşı koymak ve tüm Lübnan’ı savunmak olduğunu ifade etti. Bunun yalnızca Lübnan’a ait bir mücadele olduğunu ve başka bir taraf için yürütülmediğini söyledi. Bu mücadelenin, Lübnan hükümetinin ne egemenliği sağlayabildiği ne de vatandaşlarını koruyabildiği bir dönemde ortaya çıktığını dile getirdi.
Kasım ayrıca bu mücadelenin, Hizbullah’ın “Uli’l Be’s” mücadelesinden çıkardığı derslerin ardından başlatıldığını belirterek, düşmanın artık hedeflerine ulaşma kapasitesine sahip olmadığını vurguladı.
Lübnan hükümetine: Karşılıksız tavizleri bırakın
Şeyh Kasım, Lübnan hükümetine seslenerek karşılıksız tavizler vermesinin ve herhangi bir İsrail yanıtı olmadan müzakere kartlarını “havaya savurmasının” savaşın uzamasına yol açtığını söyledi.
Hükümeti taviz vermeyi bırakmaya çağıran Kasım, aksi halde düşmanın daha fazla hırslanacağını belirtti. Lübnan’ın saldırıya uğrayan taraf olduğunu hatırlatarak “Haklı olan Lübnan’dır. Öyleyse neden taviz veriyorsunuz?” diye sordu.
Kasım, hükümetin görevinin direnişe karşı aldığı kararları iptal etmek, direnişi arkadan hançerlememek ve saldırganlığı durdurmak için birlik içinde hareket etmek olduğunu ifade etti. Daha sonra istedikleri konuyu gündeme getirebileceklerini söyledi.
Direnişten başka çözüm yok, aksi halde Lübnan yok olur
Düşmanın evleri çok tehlikeli bir şekilde yıkmaya başladığını, Karz-ı Hasen kurumunu hedef aldığını ve şehirleri tamamen boşalttığını belirten Kasım, “Direnişten başka çözüm yoktur, aksi halde Lübnan yok oluşa sürüklenir” dedi.
Direnişin uzun süreli bir mücadeleye hazırlandığını söyleyen Kasım, “Sahada sürprizlerle karşılaşacaklar ve düşman gücümüzü görecek. Tehditleri bizi korkutmuyor” ifadelerini kullandı.
Hizbullah direnişçilerini “ölümden korkmayan, doğrudan düşmanla çatışmaya hazır fedailer” olarak tanımlayan Kasım, onların mesajını övdü ve “Onlar bu toprağın tuzudur” dedi.
Direnişin her zaman karşı koymaya hazır olduğunu vurgulayan Kasım, gücünün üç unsura dayandığını belirtti: “Allah’a iman, hakka bağlılık ve irade ile hazırladığımız askeri güç.”
Kasım, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisini öldürme tehdidine de İmam Ali’nin “Kişiye eceli koruyucu olarak yeter” sözünü hatırlatarak yanıt verdi ve “Beni öldürme tehdidinin ne değeri ne de anlamı var. Asıl kendin için korkmalısın” dedi.
Kasım, Lübnan’da yaşananların sebebinin bu tehditler ve İsrail-Amerikan saldırganlığı olduğunu, direnişin ise yalnızca bir tepki olduğunu belirtti. Direniş olmasaydı Lübnan’ın 40 yıldan fazla süre ayakta kalamayacağını ifade etti.
Direniş halkının direnci: Onur ve izzet sahibi insanlar
Şeyh Kasım, düşmanın insanları direnişten uzaklaştırmak için sivilleri hedef aldığını ancak bunda başarısız olduğunu belirtti. Direniş projesine bağlı olan insanların onur, izzet ve şeref sahibi insanlar olduğunu söyledi.
Kasım, “Yerinden edilenler ve göç etmek zorunda kalanlar fedakârlık ve katkı konumundadır. Bu durumu kabul etmiş ve buna inanmışlardır. Biz onlardanız, onlar da bizdendir. Bu süreci aşmanın yolu sabır ve dayanmadır” dedi.
Direniş sözlüğünde yenilgi veya teslimiyet kelimesinin bulunmadığını vurgulayan Kasım, “Ne kadar fedakârlık gerekirse gereksin sahada güçlü kalacağız. Geri adım atmayacağız. Çünkü mesele varoluşumuzla ilgilidir. Bu sınırlı veya basit bir savaş değil, varoluşsal bir mücadeledir” dedi.
Bekaa’daki Nebi Şit kasabasında yaşananlara değinen Kasım, “Direniş olmasaydı İsrail ne yapardı? Nebi Şit’te evlere tek tek girer, insanları birer birer öldürür ve istediğini götürürdü. Bu nedenle durdurulması gereken şey direniş değil saldırıdır” ifadelerini kullandı.
Kudüs Günü: Filistin ve İran’la dayanışma çağrısı
Kasım, Kudüs Günü vesilesiyle tüm Arap ve İslam halklarını ve dünyanın özgür insanlarını Filistin’in yanında durmaya çağırdı. Bunun herkesin sorumluluğu olduğunu belirterek İran’la birlikte hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
Kudüs Günü’nü “iman ve ruhun günü, mazlumlara destek, bağımsızlık iradesi ve insan özgürlüğüne olan inancın ifadesi” olarak nitelendiren Kasım, İmam Humeyni’nin “Kudüs Günü küresel bir gündür, yalnızca Kudüs’e özgü değildir; mazlumların zalimlere karşı durduğu gündür” sözünü hatırlattı.
Kasım, bu günün Filistin’in özgürlüğüne çağrı yapan sembolik anlamının yanı sıra dünyanın tüm mazlumlarının kölelik ve zulümden kurtulması için de bir çağrı olduğunu ifade etti.
Kasım ayrıca Filistin’de süren mevcut savaşın, İsrail’e karşı verilen mücadelenin ve İsrail-Amerikan saldırganlığının bölgede ve dünyada yarattığı yayılmanın, 70 yıldan fazla süredir bölgenin istikrar bulmasına engel olan bu günahkâr yapının bir sonucu olduğunu vurguladı.
www.kudusgunu.com