MUHAMMED EL HİNDİ'DEN WASHINGTON ZİRVESİNE SERT ELEŞTİRİ

img
MUHAMMED EL HİNDİ'DEN WASHINGTON ZİRVESİNE SERT ELEŞTİRİ

Muhammed El Hindi: “Washington’da gördüğümüz şey, sahada yaşanan gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan bir tiyatro gösterisiydi. Öldürme ve yıkım, gösteri sırasında bile durmadı.”

Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Muhammed el-Hindi, birkaç gün önce ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi”nin ilk toplantısının sonuçlarını eleştirerek, “Washington’da gördüğümüz şey, sahada yaşanan gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan bir tiyatro gösterisiydi. Öldürme ve yıkım, gösteri sırasında bile durmadı” dedi.

Trump Bölgenin Geleceğini Kontrol Etmek İstiyor 

Paltodaytv'nin haberine göre,  Muhammed El Hindi, “Arabi21”e özel açıklamasında şunları söyledi: “Aslında olan şey, Trump’ın yıkılmış Gazze üzerinden milyarlarca dolar toplamaya karar vermesidir. Bu para Gazze’yi yeniden inşa etmek ve halkına yardım etmek için değil, Gazze’nin, Filistin’in ve bölgenin geleceğini kontrol etmek içindir.​​​​

Trump'a Güvenmiyoruz 

El Hindi sözlerine şöyle devam etti: “Gazze’nin öldürülmesi için İsrail’e silah veren, yardım, çadır ve prefabrik evlerin girişini engelleyen birinin Gazze’yi yeniden inşa etmek ve halkına yardım etmek için para toplayacağına inanmıyoruz. Kan sayacı durmadı; Trump’ın sözünü ettiği barış planı gölgesinde binlerce şehit ve yaralı var.”

El Hindi, sözde Barış Konseyi hakkında ise şu ifadeleri kullandı: “Bu konsey, mutlak yetkinin sahibi olan ABD Başkanı Donald Trump’ın konseyidir. Üyeleri arasında, Trump’ın yirmi maddelik planına göre ilan edilen ateşkese rağmen dört aydır Gazze’de suç işlemeye devam eden İsrail de bulunuyor. Bazı Arap ve Müslüman liderler de bu planı destekleyip etrafında toplanıyor.”

Arabulucuların Rolü Sona Erdi

El Hindi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu plan egemenliği Trump’a, güvenliği İsrail’e, belediye yönetimi gibi idari işleri ise Filistinlilere veriyor. Tüm ayrıntıları egemenlik sahibi Trump belirliyor. Teknokrat komitesinin ne zaman devreye gireceği, yardımların ne zaman gireceği, sınır kapılarının açılması ve yeniden imarın başlaması gibi konular onun kontrolünde. Arabulucuların rolü ise esir takası görüşmelerinin tamamlanmasıyla sona erdi.”

Hindi ayrıca şunları kaydetti: “Bu Barış Konseyi toplantısında, silahların teslim edilmesini yeniden imarın ön şartı olarak gören İsrail vizyonu dayatıldı. Trump yönetimi ise İsrail’in Gazze’den çekilmesi konusuna ve Batı Şeria’daki toprak gaspları ile yerleşim faaliyetleri gibi suçlarına sırtını döndü. Bu yönetim İsrail’in tüm suçlarını örtbas etti ve hem birinci hem de ikinci aşamadaki yükümlülüklerini görmezden geldi. Bu denklemi değiştirmek için Filistin tarafından bir çaba ya da bölgesel bir baskı da görülmedi.”

Toplantıda Filistin Tamamen Dışlandı

İslami Cihad Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı sözlerine şöyle devam etti: “Herkes Trump ile yapılacak görüşmeyi ve Washington’daki sözde Barış Konseyi toplantısını bekliyordu. Sanki tüm bu açıklanan plan ve hazırlıklardan farklı sonuçlar çıkacakmış gibi bir beklenti vardı.”

Hindi ayrıca şunları söyledi: “Filistin’in kaderinin konuşulduğu bu Washington toplantısından Filistin tamamen dışlandı. Bazıları Filistin devletinden söz ederken Batı Şeria ve Kudüs herkesin gözleri önünde gasp ediliyor.”

Perşembe günü Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk açılış toplantısında yaptığı konuşmada, Gazze Şeridi için kurtarma paketi kapsamında çeşitli ülkelerden 7 milyar dolardan fazla mali katkı toplandığını açıkladı. Bu gelişme, İsrail’in iki yıl boyunca sürdürdüğü ve geçen yıl ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasıyla sona eren soykırımın ardından yaşandı.

Gazze 18 Yıldır Abluka Altında 

ABD desteğiyle Gazze Şeridi’nde gerçekleştirilen İsrail soykırımının ardından ortaya çıkan Barış Konseyi’nin tüzüğünde ise, yaklaşık 2,4 milyon insanın yaşadığı ve 1,5 milyonunun yerinden edildiği Gazze’den söz edilmemesi dikkat çekti. Gazze, 18 yılı aşkın süredir abluka altında ağır insani koşullar yaşıyor.

Gazze’de konuşlandırılması planlanan uluslararası istikrar gücü hakkındaki görüşü sorulduğunda El Hindi şu yanıtı verdi: “Hangi ülkelerin katılıp katılmayacağından bağımsız olarak, bu gücün komutanı ve karar vericisi Amerikalıdır. ABD bu gücü Gazze’yi işgal etmek için konuşlandırmak istiyor. Yirmi bin askerin, toplam uzunluğu 50 kilometre olan Gazze sınırını denetlemek için gönderilmesi ne anlama geliyor? Bu, kilometre başına 400 asker demektir. Bu gözetleme mi yoksa işgal mi?”

İsrail Silahsızlandırmayı Dayatıyor 

El Hindi sözlerini şöyle sürdürdü: “Halkımızı kandırmamak gerekir. Gazze, Amerikan örtüsü altında daha fazla İsrail oyalaması ve şantajıyla karşı karşıyadır. Bölgesel düzeyde ise acizlik ve geri durma söz konusudur. İsrail güvenlik konusunda mutlak serbestlik denklemine bağlı kalıyor ve direnişi hedef almaya devam ediyor. Yeniden imar ve yardım konularını ise şantaj ve oyalama aracına dönüştürdü. Öncelik olarak silahsızlandırmayı dayatıyor; yani Gazze ve Batı Şeria’nın tamamen savunmasız bırakılmasını.”

Daha Fazla Direneceğiz 

Hindi şöyle devam etti: “Bu krizi aşmanın tek yolu daha fazla direnmek ve toprağa bağlı kalmaktır. Bunun dışında başka bir seçenek yok.”

İslami Cihad Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı ayrıca, İran ile ABD arasındaki muhtemel bir çatışmanın bölgedeki genel durum ve özellikle Filistin üzerinde belirleyici etkiler yaratacağını söyledi.

Seçimleri Destekliyoruz

Öte yandan Muhammed el-Hindi, Filistin yönetiminde yapılması planlanan reform girişimlerini de değerlendirdi. “İster seçimler ister anayasa ile ilgili olsun, Filistin yönetimini reforme etmeye yönelik çabalar Batı’nın taleplerine geç kalmış ve faydasız bir cevap niteliği taşıyor” dedi.

El Hindi şunları söyledi: “İlke olarak seçimleri destekliyoruz. Çünkü seçimler, halkın kendi temsilcileri aracılığıyla işlerini yönetebilmesi ve sorunlarını kendi çıkarlarına göre çözebilmesi için bir araçtır. Bu düzenlemelerin böyle olması için ulusal bir mutabakat ve açık bir zeminde, herhangi bir şart veya baskı olmadan gerçekleşmesi gerekir.”

Ulusal Diyalog Sürecine Katıldık

Sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bunların düşmanların dayattığı bir çerçevede, hakların gasp edilmesi ve imkânların heba edilmesi bağlamında, artık hükmünü yitirmiş anlaşmalara bağlılık üzerinden yapılması durumunda, bu süreç anlamsız yükümlülüklerin bir parçası haline gelir.”

Hindi ayrıca şunları ifade etti: “Biz kendi açımızdan, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün tüm Filistinlileri temsil edecek şekilde demokratik ve siyasi temeller üzerine yeniden yapılandırılması amacıyla yürütülen ulusal diyalog sürecinin tüm aşamalarına katıldık. Ancak Filistin yönetimi bu anlaşmaların tamamını görmezden geldi.”

Devamında şöyle dedi: “Daha sonra hiçbir temeli olmayan şartlarla ve herhangi bir ulusal uzlaşı ya da diyalog olmadan yeni bir çağrı yapıldı. Bu yaklaşım Filistin Kurtuluş Örgütü’nün reformu için bir giriş kapısı değildir; aksine daha fazla başarısızlık ve örgütün kuşatılması anlamına gelir.”

İslami Cihad Hareketi’nin Filistin Kurtuluş Örgütü’ne resmen katılma konusundaki tutumu sorulduğunda Hindi şu yanıtı verdi: “Biz, kurtuluş yapılarının, kurtuluş tüzüğünün ve kurtuluş araçlarının yeniden canlandırıldığı bir Filistin Kurtuluş Örgütü’nün parçası oluruz. Filistin’den ve Filistin halkının haklarından taviz verilmesini örten boş sloganların yer aldığı bir örgütün değil.”

El Hindi, “Gerçek bir ulusal diyalog başlatılması ve sahadaki gerçeklere cevap veren ulusal bir vizyon ile ulusal programın oluşturulması” çağrısında bulundu. Bu çerçevede seçimler ve gerekli reformların kararlaştırılması gerektiğini söyledi.

Filistin Yönetimi Modası Geçmiş Bir Söylem Kullanıyor 

Sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Dünya baş aşağı değişiyor, bölgemizi büyük bir fırtına sarsıyor. Düşman bu uluslararası çatışma ortamından yararlanarak halkımıza karşı en korkunç suçları işliyor. Buna rağmen Filistin yönetimi hâlâ modası geçmiş bir söylem kullanıyor ve bu gelişmelere hiçbir cevap vermiyor. Sanki gözlerini kapatmış şekilde kendi sonuna doğru ilerliyor.”

ABD desteğiyle İsrail işgali, 8 Ekim 2023’te Gazze’de soykırım niteliğinde bir saldırı başlattı. İki yıl süren saldırılar sonucunda 72 binden fazla Filistinli şehit oldu, 171 binden fazla kişi yaralandı. Kurbanların büyük bölümünü çocuklar ve kadınlar oluştururken, sivil altyapının yüzde 90’ı da yıkıma uğradı.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!