NİMROD COHEN GAZZE TÜNELLERİNDE YAŞADIKLARINI ANLATTI

img
NİMROD COHEN GAZZE TÜNELLERİNDE YAŞADIKLARINI ANLATTI

Nimrod Cohen, Gazze Şeridi ile arasındaki sınır hattı yakınında konuşlu bulunduğu askeri mevzinin çöküş anından başlayarak esir alınması ve Gazze içine götürülmesine kadar yaşadıklarını anlattı.

Şihab'ın haberine göre, son dönemde ayrıntıları ortaya çıkan dikkat çekici bir tanıklıkta, Aksa Tufanı Operasyonu’nun ilk saatlerinde Kassam Tugayları mensuplarına esir düşen işgal askeri Nimrod Cohen, Gazze Şeridi ile arasındaki sınır hattı yakınında konuşlu bulunduğu askeri mevzinin çöküş anından başlayarak esir alınması ve Gazze içine götürülmesine kadar yaşadıklarını anlattı. Cohen’in, işgal ordusuna ait bir tankın içinden çıkarılıp yere yatırılarak Gazze’de esarete götürülürken çekilen ve operasyonun ilk saatlerinde en çok paylaşılan görüntülerden biri haline gelen fotoğrafıyla tanınması dikkat çekiyor. Kendi anlatımına göre Cohen, Gazze’ye yönelik savaşın son aşamalarına kadar esarette kaldı; kapsamlı esir takası anlaşması kapsamında serbest bırakılmasının ardından, operasyonun ilk gününde perde arkasında yaşananlara ışık tutan ayrıntıları paylaştı.

Ani çöküş
Cohen, İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine verdiği röportajda, operasyon günü sabaha karşı yaklaşık saat 05.00’te uyandığını; Gazze ile arasındaki sınır hattında konuşlu, en tahkimli ve güvenlik açısından en hassas noktalardan biri olduğu varsayılan mevkide, Golani Tugayı’ndan askerlerle birlikte iki tank mürettebatından biri olarak görev yaptığını söyledi. Tank mürettebatlarının nöbet esnasında uyuduğunu ve bunun askeri hazırlık prosedürlerinin açık ihlali olduğunu belirten Cohen, askerlerin ilk havan mermileri ve patlama sesleriyle uyandığını, bunun da birlik içinde büyük bir şaşkınlık ve karmaşaya yol açtığını aktardı. Sınır hattının aşılmasıyla birlikte yakındaki bazı askeri noktalarla iletişimin anında koptuğunu ifade eden Cohen, saha komutasının ilk dakikalarda saldırının boyutunu kavramakta yetersiz kaldığını, bunun da mevzinin hızla çökmesine ve kısa sürede düşmesine katkı sağladığını dile getirdi.

Kritik dönüm noktası
Cohen, içinde bulundukları tankın daha önce teknik arızalar yaşadığını, alarm sonrası hareket ettiklerinde motor ısısının hızla yükseldiğini ve saatte 10 kilometreden fazla ilerleyemediğini söyledi. Bu durumun tankı açık alanda kolay bir hedef haline getirdiğini belirtti. Tankın mevzilendiği anda bir roketle doğrudan vurulduğunu aktaran Cohen, sürücü asker Shaked Dahan’ın şarapnel parçalarıyla yaralanarak bilincini kaybettiğini, kule sisteminin de devre dışı kaldığını ve ateş açmanın ya da karşılık vermenin mümkün olmadığını ifade etti. İsabet anının mürettebatın kaderini belirleyen kritik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Cohen, tankın bir koruma aracı olmaktan çıkıp kapalı bir tuzağa dönüştüğünü, bu sırada bir direniş mensubunun kulenin üzerine çıktığını ve bunun mevzinin hızla ele geçirildiğini, askeri birliğin kuşatıldığını gösterdiğini kaydetti.

Son iki seçenek
Cohen, art arda yaşanan patlamalar sonucu tankın yoğun dumanla dolduğunu, kimyasal maddelere karşı koruma sisteminin de devre dışı kaldığını, bu nedenle içeride kalmanın boğulma ya da yanma riski nedeniyle an meselesi haline geldiğini anlattı. İki askerin tankın kapaklarından kaçtığını gördüğünü, kendisinin de çıkmayı denediğini ancak nefes alabilmek için bir tüp aramak üzere geri döndüğünü aktaran Cohen, topun dürbününden baktığında direnişçilerin botlarını kulenin üzerine tırmanırken gördüğünü, bunun alanın her yönden kontrol altına alındığını gösterdiğini söyledi. Kendini iki sert seçenekle karşı karşıya bulduğunu belirten Cohen, silahını çekip ateş açmanın neredeyse kesin ölüm anlamına geldiğini, silahsız çıkmanın ise hayatta kalma ihtimali sunduğunu ifade ederek ikinci seçeneği tercih ettiğini ve tanktan şok içinde sürüklenerek çıkarıldığını aktardı.

Esarete giden yol
Cohen, direnişçilerin kendisini hızla bir araçla Gazze Şeridi içine götürdüğünü, yolun görece kısa olmasına rağmen korku ve bitkinlik nedeniyle kendisine uzun geldiğini söyledi. Varır varmaz üzerinin çıkarıldığını ve bağlandığını belirten Cohen, daha sonra bir tünele sokulduğunu ve burada diğer esirlerle karşılaştığını, görev yaptığı askeri nokta çevresinde yaşananların boyutunu o zaman daha iyi kavradığını ifade etti. Tünelde geçen ilk günlerin psikolojik açıdan en zor dönem olduğunu, şok duygusunun bilinmezlik korkusuyla iç içe geçtiğini, ilerleyen süreçte ise operasyonun ve Gazze çevresinde patlak veren çatışmaların seyrine dair daha geniş bir tabloyu anlamaya başladığını dile getirdi.

Tünelde Sinvar’la karşılaşma
Cohen, müzakere sürecinin başlarında şehit Yahya Sinvar’ın, yanında bazı kişilerle birlikte tutulduğu tünele geldiğini ve bunun kendisi ile diğer esirler açısından beklenmedik, sürpriz bir ziyaret olduğunu söyledi. İlk anda onu tanımadığını ancak beraberindeki heyetin niteliği ve esirlerle konuşma tarzından önemli bir lider figürü olduğunu kısa sürede anladığını belirten Cohen, Sinvar’ın yaklaşık on dakika kendileriyle oturduğunu aktardı. Sinvar’ın kendilerine evlerine dönene kadar beklemeleri gerektiğini söylediğini ifade eden Cohen, görüşmenin kısa sürmesine rağmen özellikle kaderlerine ilişkin korku ve belirsizliğin zirvede olduğu bir anda gerçekleştiği için psikolojik açıdan belirgin bir etki bıraktığını kaydetti.

Esaret içinde farklı bir tablo
Cohen’in tanıklığı, Gazze çevresindeki mevzilerde nöbet ve askeri hazırlık sisteminde yaşanan aksaklıkların boyutunu ortaya koyuyor; hizmet sırasında uyuma, tanklardaki teknik arızalar ve saldırının ilk dakikalarındaki yavaş tepki zincirleme biçimde mevzilerin düşmesine zemin hazırladı. Anlatı, ilk ciddi hazırlık testinde sahadaki askerlerin güveninin nasıl sarsıldığını, zırhlı ve tahkimli olması beklenen araçların ölümcül zayıflık noktalarına dönüştüğünü ve askeri noktaların art arda düşmesini hızlandırdığını gösteriyor. Buna karşılık tanıklık, Gazze’de esir dosyasının sahada disiplinli bir biçimde yönetildiğine ve kısa siyasi mesajlar verildiğine işaret ederek, İsrail’in esaret sahnesini tek taraflı ve parçalı sunan resmi anlatısıyla çelişen farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Aksa Tufanı Operasyonu 7 Ekim 2023’te başladı. Operasyon sırasında Filistinli direniş grupları, Gazze Şeridi çevresindeki askeri tahkimatları aşarak sınır hattına bitişik mevzilerden ve yerleşimlerden çok sayıda asker ve yerleşimciyi esir aldı. Operasyonun ardından işgalci güçler Gazze Şeridi’ne karşı geniş çaplı bir savaş başlattı; altyapıda büyük yıkım meydana gelirken on binlerce kişi hayatını kaybetti ya da yaralandı, ciddi bir insani kriz ve kitlesel yerinden edilme yaşandı. İlerleyen aşamalarda bölgesel ve uluslararası arabuluculuk çabalarıyla kademeli esir takası anlaşmaları yapıldı ve işgalci tarafa ait bazı esirler Filistinli esirler karşılığında serbest bırakıldı.

www.kudusgunu.com



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!