TAHİR EN-NUNU: FİLİSTİN'DEKİ KRİZİN SEBEBİ İŞGALİN SÜRMESİDİR

img
TAHİR EN-NUNU: FİLİSTİN'DEKİ KRİZİN SEBEBİ İŞGALİN SÜRMESİDİR

Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Danışmanı Tahir en-Nunu, Filistin halkının işgal altında yaşadığını belirterek, uluslararası hukuk ve insancıl hukuk uyarınca işgal altındaki halkların özgürlüklerini kazanana kadar direnme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Danışmanı Tahir en-Nunu, Filistin halkının işgal altında yaşadığını belirterek, uluslararası hukuk ve insancıl hukuk uyarınca işgal altındaki halkların özgürlüklerini kazanana kadar direnme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Şihab'ın haberine göre, En-Nunu, “Filistin’deki krizin özü direnişin silahlarında değil, işgalin sürmesindedir” dedi ve işgalin sona ermesi ile bağımsız Filistin devletinin kurulmasının, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasının gerçek anahtarı olduğunu vurguladı.

Güvenlik ve istikrara ilişkin her türlü tartışmanın, işgalin sona erdirilmesi, kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsız Filistin devletinin kurulmasını kapsayan bütüncül bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade eden en-Nunu, bu başlıkların bölgesel ve uluslararası istikrarın “şifre kelimesi” olduğunu kaydetti. ABD Başkanı’nın planında da işgalin sona erdirilmesi ve Filistin devletinin kurulmasına dair ifadelerin yer aldığını hatırlatan en-Nunu, siyasi sürecin “çatışmanın köklerinden” koparılamayacağını ve parçalara ayrılamayacağını dile getirdi.

ABD’nin, aralarında Katar, Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu Arap ve İslam ülkelerinin katılımıyla bir barış konseyi kurulmasına yönelik çağrılarına değinen en-Nunu, bu ülkelerin varlığının önemli bir adım olduğunu ancak asıl belirleyici unsurun konseyin fiili rolü olduğunu söyledi. En-Nunu, özellikle devam eden İsrail saldırılarının durdurulması, Gazze Şeridi’nin yeniden imarı ve Filistinliler için onurlu bir yaşamın güvence altına alınmasının, nihai olarak da işgalin sona erdirilmesinin esas hedef olması gerektiğini vurguladı.

Gazze’de yaşananlar sürerken barıştan söz edilmesinin, başlıca garantör sıfatıyla ABD’ye “İsrail’i yalnızca ihlallerden değil, işlenen suçlardan dolayı durdurma” sorumluluğu yüklediğini belirten en-Nunu, gazetecilerin ve sivillerin hedef alınmasının uluslararası anlaşmalara ve barış planının kendisine açık bir meydan okuma olduğunu söyledi. İnsani yardım çalışanları ile gazetecilerin hedef alınmasını “tüm dünyaya meydan okuma” olarak nitelendiren en-Nunu, işgalcinin uluslararası hukukun üstünde hareket ediyormuş gibi davrandığını ifade ederek, uluslararası toplumu “orman kanunu ve kaos dili” ile hukuka ve anlaşmalara saygı arasında bir tercih yapmaya çağırdı. Bu bağlamda ABD yönetiminin, anlaşmanın hamisi olarak özel bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi.

En-Nunu, İsrail’in, ateşkes anlaşması sürecinde her ilerleme kaydedildiğinde saldırılarını tırmandırdığına dikkat çekerek, idari komitenin oluşturulması gibi siyasi adımların sahada gerilimin artması ve şehit sayısının yükselmesiyle karşılandığını söyledi. Bunun, kendi ifadeleriyle, “İsrail’in barış ve istikrar istemediği, aksine öldürme ve tahakkümü sürdürmeyi amaçladığı” yönünde bir mesaj olduğunu kaydetti.

Hamas’ın tüm yükümlülüklerini “yüzde yüz” oranında yerine getirdiğini belirten en-Nunu, hareketin tüm canlı esirleri belirlenen takvimlere uygun şekilde teslim ettiğini, naaşları beklentilerin ötesinde bir hızla iade ettiğini ve buna rağmen İsrail ihlallerine karşılık verme gücüne sahip olmasına karşın taahhütlerine saygı gereği karşılık vermediğini ifade etti. Anlaşmada ikinci aşamaya geçişin naaşların teslimine bağlandığına dair herhangi bir maddenin bulunmadığını vurgulayan en-Nuno, iki yıl süren saldırıların yol açtığı büyük yıkım nedeniyle yalnızca bir naaşa ulaşılamamasına yol açan teknik engellerin olduğunu söyledi. Bu durumun, beklentilerle kıyaslandığında “büyük bir başarı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

En-Nunu, buna karşılık İsrail’in, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü açılması, ağır ekipmanların, tıbbi malzemelerin ve yeniden imar materyallerinin girişine izin verilmesi gibi birinci aşamanın temel maddelerine uymadığını, bunların naaş dosyasıyla bağlantılı olmayan yükümlülükler olduğunu ifade etti.

Gazze Şeridi’nde İsrail kontrolünün genişletilmesine ilişkin olarak ise en-Nuno, işgalci rejimin önünde geri çekilmekten ve Gazze halkının topraklarına dönmesinden başka bir seçenek bulunmadığını belirterek, bunun “er ya da geç” gerçekleşeceğini, İsrail’in saldırıları ve Filistinlilerin acılarını uzatma girişimlerine rağmen bu sonucun kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

www.kudusgunu.com 



Makaleler

Döviz Kurları

Güncel

Hava Durumu

Link kopyalandı!