Filistin, özellikle Gazze Şeridi, uzun yıllardır İsrail'in ağır ablukası altında olup, bu durum eşi benzeri görülmemiş bir insani krize yol açmıştır. Bölgedeki iki önemli güç, İran ve Türkiye, farklı stratejilerle Filistin davasına destek vermektedir. Bu makale, Gazze'deki insani durumu incelerken Türkiye ve İran'ın bu krize yönelik politikalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Gazze'deki İnsani Kriz
2007 yılından beri Gazze Şeridi'ne uygulanan abluka, bölgeyi adeta açık hava hapishanesine dönüştürmüştür. İlaç, gıda, temiz su ve enerji eksikliği, bölgede yaşayan iki milyon Filistinli için hayatı zorlaştırmaktadır. Uluslararası kuruluşların raporlarına göre, İsrail saldırıları binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açmış, hastaneler ve okullar gibi temel altyapılar yok edilmiştir.
Bu felaketin yanında, küresel güçlerin çifte standartlı politikaları ve uluslararası kuruluşların kayıtsızlığı krizi daha da derinleştirmektedir. İslam dünyasının bu duruma karşı aldığı tutumlar farklılık göstermekte olup, Türkiye ve İran bu bağlamda öne çıkan iki aktördür.
İran'ın Filistin'e Desteği
İran, uzun süredir Filistin direnişinin en büyük destekçilerinden biri olarak bilinmektedir. Bu destek, yalnızca diplomatik ve siyasi boyutta kalmayıp, Hamas ve İslami Cihad gibi direniş gruplarına sağlanan askeri ve mali yardımları da içermektedir. İran liderleri, Filistin meselesini dini ve insani bir sorumluluk olarak görerek İsrail'e karşı direnişin bir görev olduğunu vurgulamaktadır.
İran, uluslararası platformlarda İsrail'in politikalarını sürekli kınamış ve Filistin halkına destek vermiştir. Aynı zamanda Gazze'ye insani yardımlar ulaştırarak ilaç ve gıda tedarik etmeye çalışmıştır. Ancak, İran'a uygulanan ekonomik yaptırımlar bu yardımların etkinliğini sınırlamaktadır.
Türkiye'nin Filistin Politikası
Türkiye, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Filistin meselesine yönelik daha aktif bir tutum sergilemiştir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda İsrail'in saldırgan politikalarını kınamış, Filistin'e destek çağrısında bulunmuştur.
İnsani yardım alanında ise Türkiye, Türk Kızılayı ve Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) gibi kuruluşlar aracılığıyla Gazze'ye önemli yardımlar göndermektedir. Ancak, Türkiye'nin İsrail ile devam eden ekonomik ve diplomatik ilişkileri zaman zaman Filistin konusundaki politikasının eleştirilmesine neden olmaktadır. Türkiye, bir yandan Filistinlilere destek verirken, diğer yandan İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürmektedir ki bu durum bazı İslami çevreler tarafından eleştirilmiştir.
İran ve Türkiye'nin Politikalarının Karşılaştırılması
Her iki ülke de Filistin davasına destek vermesine rağmen, yöntemleri farklılık göstermektedir:
- İran, Filistinli direniş gruplarına doğrudan askeri ve stratejik destek sağlarken,
- Türkiye, diplomasi ve insani yardımlar yoluyla destek vermektedir.
- İran, İsrail ile tamamen düşmanca bir ilişki içindeyken, Türkiye diplomatik ve ticari ilişkilerini sürdürmektedir.
- İran'ın desteği, Filistin direnişinin askeri kapasitesini artırırken, Türkiye'nin yardımları daha çok altyapı, sağlık ve insani destek alanlarında yoğunlaşmaktadır.
Sonuç ve Öneriler
Gazze'deki insani kriz, küresel vicdanın ve özellikle İslam dünyasının büyük bir sınavıdır. İran ve Türkiye, farklı yöntemlerle Filistin'e destek verse de, bu çabalar tek başına yeterli değildir. İslam ülkelerinin, İsrail'in işgal politikalarına karşı daha koordineli bir strateji benimsemesi gerekmektedir. Aksi takdirde, Gazze halkı ablukalar, bombalamalar ve uluslararası kayıtsızlığın kurbanı olmaya devam edecektir.
Filistin'e desteğin etkinliğini artırmak için şu öneriler sunulmaktadır:
-İslam ülkeleri, Filistin'e insani yardımların kesintisiz ulaştırılabilmesi için ortak bir mekanizma oluşturmalıdır.
- Bölgesel diplomasi daha aktif hale getirilerek İsrail'e yönelik siyasi, ekonomik ve medya baskıları artırılmalıdır.
- İslam dünyasında kamuoyu bilinçlendirilerek sosyal medya ve medya platformları aracılığıyla İsrail'in işgal politikalarına karşı küresel bir farkındalık oluşturulmalıdır.
- İsrail ürünleri ve onu destekleyen şirketlere yönelik boykot kampanyaları yaygınlaştırılmalıdır.
Bugün, İslam dünyasının Filistin meselesinde birleşmesi her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. İslam dünyası, iç çekişmeleri bir kenara bırakıp Filistin'in özgürlüğü için ortak bir irade ortaya koyabilecek midir? Bu sorunun cevabı, Filistin'in geleceğini belirleyecektir.
Mustafa Aydın