Hamas, yaptığı açıklamada, “İsrail”in Gazze’ye yönelik ablukayı sıkılaştırmayı sürdürdüğünü belirterek, bunu Filistin halkına karşı süren soykırım savaşının devamı olarak nitelendirdi.
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşması 200. gününe girerken, ilan edildiği dönemde eşlik eden uluslararası iyimserlik dalgası, Filistinlilere yönelik sistematik “İsrail” katliamları ve ihlallerinin sürmesi karşısında tamamen sönümlendi. Ateşkesin yürürlükte olmasına rağmen saldırıların farklı biçimlerde devam ettiği görülüyor. Geçen yıl Ekim ayında soykırım savaşını durdurmaya yönelik açıklama uluslararası düzeyde memnuniyetle karşılanmış olsa da sahadaki gelişmeler, ABD ve uluslararası himayede imzalanan “Şarm eş-Şeyh Anlaşması”ndaki yükümlülüklerden işgal güçlerinin kaçındığını ortaya koyuyor.
Şihab'ın haberine göre, Gazze’deki tıbbi kaynaklar, geçen yıl 10 Ekim’de ateşkesin ilan edilmesinden bu yana “İsrail”in öldürme makinesinin durmadığını belirterek, bu süreçte 824 Filistinlinin şehit olduğunu, 2 bin 300’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi. Bu veriler, ateşkese uyulduğu yönündeki iddiaları çürütürken, Gazze’nin farklı bölgelerinde doğrudan bombardıman ve ateş açma yoluyla sivillerin hedef alınmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Filistin Halkına Yönelik Soykırım Savaşı Sürüyor
İslami Direniş Hareketi Hamas ise anlaşma maddelerine, özellikle esirlerin ve cenazelerin teslimine ilişkin takvimlere tam bağlılığını yineleyerek, günlük ihlallerden işgal güçlerini sorumlu tuttu. Hareket, yaptığı açıklamada “İsrail”in Gazze’ye yönelik ablukayı sıkılaştırmayı sürdürdüğünü ve Refah Sınır Kapısı’nı neredeyse tamamen kapalı tuttuğunu belirterek, bunu Filistin halkına karşı süren soykırım savaşının devamı olarak nitelendirdi.
Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi, ateşkesin ilk altı ayında yaklaşık 2 bin 400 “İsrail” ihlali kaydedildiğini, bunların bombardımanlar, sivillerin doğrudan hedef alınması ve çeşitli saha ihlallerini kapsadığını açıkladı. Verilere göre, gıda yardımları ve yakıt girişinin gerçek ihtiyacın yüzde 37’sini dahi aşmaması, özellikle kuzey ve orta bölgelerde insani krizi derinleştirerek açlığı artırıyor.
Gazze'yi Yönetme Ulusal Komitesi İşlevsiz Hale Geldi
Siyasi düzeyde ise uluslararası mutabakatlarla kurulan “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi”, “İsrail” engellemeleri nedeniyle tamamen işlevsiz hale geldi. İşgal makamları, 12 üyeden oluşan teknokrat komitenin Gazze’ye girişine ve görevlerine başlamasına izin vermiyor. Bu durum, askeri ateşkes aşamasından idari ve sivil düzenlemelere geçişi fiilen engelliyor. Siyasi analistler, komitenin Kahire’de tutulmasının ve sahada çalışmasının önlenmesinin, anlaşmanın siyasi ve idari içeriğini boşaltmayı hedeflediğini belirtiyor.
Uzmanlar, “İsrail”in Gazze’de düzenli bir sivil yaşamın yeniden kurulmasını engellemeye çalıştığını, bunun da doğrudan askeri işgal bağımlılığının sürdürülmesi ve bağımsız bir Filistin yönetimi ihtimalinin zayıflatılması amacını taşıdığını vurguluyor.
Gazze'nin İmarı İçin 71.4 Milyar Dolara İhtiyaç Var
Yeniden imar dosyasında ise tablo son derece ağır. Birleşmiş Milletler, işgalin yıktığı yapıların onarımı için 10 yıl içinde yaklaşık 71,4 milyar dolar gerektiğini tahmin ediyor. Ateşkesin üzerinden 200 gün geçmesine rağmen, yaklaşık 61 milyon ton olduğu belirtilen enkazın kaldırılmasına yönelik fiili çalışmalar, ağır ekipman ve yakıt girişine getirilen “İsrail” kısıtlamaları nedeniyle başlayamadı.
İsrail Teknokrat Komitenin Girişini Engelliyor
“İsrail”, teknokrat komitenin girişini bilinçli şekilde engelleyerek siyasi ve sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini önlemeyi ve askeri işgali sürdürmeyi hedefliyor. Enkazlar arasında bulunan patlamamış mühimmatlar da toparlanma sürecinin önünde ek bir engel oluşturuyor; bu durum, temizleme çalışmalarının yüksek maliyet ve hassas inceleme gerektirmesine yol açıyor.
Gazze'de İnsani Kriz Derinleşiyor
Bu sistematik engellemeler ticari faaliyetleri felç ederken, hastaneler ve su şebekeleri gibi hayati altyapılara erişimi de zorlaştırıyor ve yerinden edilmiş kişilerin yaşamını sürekli bir insani krize dönüştürüyor.
Anlaşmanın ikinci aşamasına ilişkin süreçte ise “İsrail”, Gazze’den tamamen çekilmeyi öngören bu aşamayı geciktirmek için “silahsızlanma” meselesini gerekçe olarak kullanıyor. “İsrail” konularında uzman araştırmacılar, bu şartın siyasi boyut taşıdığını, iç kaos yaratmayı ve Filistinlileri yerleşimcilerin ve ordunun saldırılarına karşı savunmasız bırakmayı hedeflediğini belirtiyor.
İşgalci İsrail’in 'Turuncu Hat' Oyunu
Sahadan gelen raporlar ve güncel haritalar, “turuncu hat” olarak adlandırılan uygulama üzerinden “İsrail”in Gazze içindeki coğrafi kontrolünü tehlikeli şekilde genişlettiğini ortaya koyuyor. Bu yeni düzenlemelere göre işgal güçleri Gazze’nin yüzde 11’ini daha fiilen ilhak ederek doğrudan askeri kontrol altındaki alanı toplamda yüzde 64’e çıkardı. Bu durum, iki milyondan fazla Filistinliyi son derece dar bir alana sıkıştırıyor.
Katil Netanyahu'dan İtiraf
“İsrail” Başbakanı Binyamin Netanyahu, son açıklamalarında Gazze topraklarının yarısından fazlasının ordusunun kontrolüne geçtiğini belirterek “askeri inisiyatifin” sürdüğünü vurguladı. Bu açıklamalar, Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın ordunun “sarı hat”tan bir milimetre dahi geri çekilmeyeceği yönündeki ifadeleriyle birlikte, “Şarm eş-Şeyh Anlaşması”ndaki çekilme taahhütlerini fiilen ortadan kaldırıyor.
Sivil Halk Hedef Alınma Riskiyle Karşı Karşıya
İşgal makamları, yeni kısıtlı alanları “yardım girişini kolaylaştıran koordinasyon bölgeleri” olarak nitelendirse de sahadaki gerçeklik, bu bölgelerin açık ölüm alanlarına dönüştürüldüğünü gösteriyor. Bu alanlarda bulunan yerinden edilmiş siviller, sınırların ani şekilde değiştirilmesi nedeniyle her an doğrudan hedef alınma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Hamas Arabulucu Ülkelere Çağrıda Bulundu
Hamas, başta Mısır, Katar ve Türkiye olmak üzere uluslararası arabuluculara ve garantör ülkelere, “İsrail”in anlaşmadan açık şekilde kaçınmasına karşı sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı. Hareket, işgal hükümetinin taahhütlerini uygulamasını sağlayacak kararlı bir tutum alınması ve sivillere karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılan açlık ve abluka politikasının sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ateşkes Anlaşması Kağıt Üzerinde Kaldı
Ateşkesin 200. gününde Gazze’de tablo, hayata geçirilmeyen uluslararası vaatler ile giderek ağırlaşan saha gerçekliği arasında sıkışmış durumda. Toprakların parçalanması ve yeniden imarın engellenmesi sürerken, Filistinliler kendilerini yalnızca isimlerin değiştiği, ancak işgal ve abluka gerçeğini değiştirmeyen “kağıt üzerinde” bir anlaşmanın içinde buluyor. Bu süreçte savaş makinesi can almaya ve kalan yaşam imkanlarını yok etmeye devam ediyor.
www.kudusgunu.com