Muhsin Rızai, ateşkesin Lübnan'ın tamamında uygulanması gerektiğini belirterek, “ABD ve İsrail Lübnan’da hesap hatasına düştü” dedi.
Başkomutanlık Askerî Danışmanı, ateşkesin Lübnan'ın tamamında uygulanması gerektiğini belirterek, “ABD ve İsrail Lübnan’da hesap hatasına düştü” dedi.
Mehr Haber Ajansı'nın haberine göre, İran İslam Cumhuriyeti Başkomutanı’nın askerî danışmanı ve sekiz yıllık Kutsal Savunma döneminde Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı olan Tümgeneral Muhsin Rızai, 7 Haziran'da Russia Today kanalına verdiği röportajda, Lübnan’daki mevcut durumun yapay bir ateşkes olduğunu belirterek, ABD ve İsrail’in Lübnan’da hesap hatası yaptığını vurguladı.
Tümgeneral Rızai, Russia Today muhabirinin ABD ile yürütülen müzakereleri nasıl değerlendirdiğine ilişkin sorusuna verdiği yanıtta, “Trump’ın sorunu istikrarsızlığı ve çelişkili açıklamalarıdır. Bu durum ABD’ye yönelik güvensizliğimizi daha da artırmıştır” dedi.
Müzakerelerin tam olarak hangi aşamada olduğu yönündeki soruya ise Rızai, “Şu anda mesajlar Pakistan aracılığıyla karşılıklı olarak iletiliyor. Ancak görüşmelerde hâlâ belirsizlikler var. Trump müzakere kurallarına uymuyor ve aşırı taleplerde bulunuyor. Müzakerelerde şeffaflık olmalıdır” yanıtını verdi.
Kuvvetler Arası Ekonomik Koordinasyon Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Trump’ın İran’ın anlaşma istediği yönündeki iddiasının doğru olup olmadığına ilişkin soruya şu cevabı verdi:
“Müzakerelerde ciddiyiz, ancak kendimizi savunma konusunda daha da ciddiyiz ve zayıf bir pozisyondan müzakere etmiyoruz. İran bu görüşmelerde ABD’nin anlaşmalara sadık kalmayan, hukuk tanımayan ve dünya halklarının haklarını ihlal eden gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Tıpkı savaş meydanında onların kanlı ve çirkin yüzünün dünya tarafından görülmesi gibi. Bu da zaferimizin boyutlarından biridir. Uluslararası hukuk çerçevesinde İran halkının hakkı teslim edildiğinde anlaşma yaparız. Ancak ben bir anlaşmaya iyimser bakmıyorum; çünkü Trump istikrarlı değil, ayrıca İsrail’in etkisi altında ve müzakere adamı değil.”
Tümgeneral Muhsin Rızai, İran’ın müzakereler yoluyla neyi hedeflediği ve yaptırımların kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı’nı açıp açmayacağı yönündeki soruya şu yanıtı verdi:
“Hürmüz Boğazı bizim yönetimimiz altındadır ve bu tutumumuzdan asla geri adım atmayacağız. Hürmüz Boğazı serbest ticaret için açıktır, ancak güvensizlik ve askerî geçişler için kapalıdır. Haklı haklarımızı elde etmek amacıyla müzakereleri sürdürüyoruz. Ancak görüşmeler sonuçsuz kalırsa, savaş ilanı anlamına gelen deniz ablukasına katlanmayacak ve onu kıracağız.”
“Uranyum zenginleştirmeden vazgeçmeyeceğiz”
ABD’nin İran’ın nükleer programına ilişkin tutumu ve taleplerine yönelik soruya cevap veren Rızai, şunları söyledi:
“Uranyum zenginleştirmeden vazgeçmeyeceğiz. Bu, uluslararası hukuk çerçevesinde bizim hakkımızdır ve aynı zamanda sermayemizdir. Bu teknolojiyi elektrik üretimi, tarım ve tıp dâhil birçok alanda kullanıyoruz. Zenginleştirilmiş maddeler konusunda da kararı kendimiz veririz ve hiçbir baskıyı kabul etmeyiz.”
Kuvvetler Arası Ekonomik Koordinasyon Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, Trump’ın İran’a hiçbir şekilde para verilmeyeceği yönündeki açıklamalarına rağmen Tahran’ın mali kaynakların serbest bırakılması talebinde ısrarcı olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bloke edilmiş varlıklarımızın serbest bırakılması konusunda ciddiyiz ve bunlar ödenmelidir. Savaş tazminatları konusunda ise Amerikalılar dolaylı ödeme yapılacağını söylüyor. Sonuçta zararların karşılanması gerekir; ister doğrudan ABD tarafından ister dolaylı yollarla ödensin.”
Tümgeneral Muhsin Rızai, bir anlaşma için olumlu bir perspektif olup olmadığı ve Amerikalıların söylediği gibi anlaşmanın yakın olup olmadığı yönündeki soruya şu değerlendirmede bulundu:
“Ablukanın uygulanması demokrasiye ihanetti. Ateşkesi uzattılar ki ablukayı uygulayabilsinler. Müzakerelerin sonucunun ne olacağı Amerikan tarafına bağlıdır. Trump’ın ‘anlaşmaya yakınız’ demesi tek başına yeterli değildir.”
“ABD tüm mali kaynaklarımızı serbest bırakmalıdır”
İran’ın bir anlaşma için öngördüğü şartların ne olduğu sorusuna Rızai şu yanıtı verdi:
“ABD tüm mali kaynaklarımızı serbest bırakmalı, yaptırımlar kaldırılmalı, abluka sona ermeli, Amerikan güçleri bölgeden çekilmeli ve İsrail’i geri çekilmeye, bölgenin siyasi sınırlarını tanımaya ve Lübnan, Suriye ile diğer bölgelerden çekilmeye zorlamalıdır.”
Devrim Muhafızları Ordusu’nun eski komutanı, ABD’nin ateşkesi sürekli ihlal etmesi ve İran’ın, ateşkesin Lübnan ve Gazze’deki İsrail ateşkesiyle aynı akıbete uğramaması için nasıl bir strateji izleyeceği yönündeki soruya şu yanıtı verdi:
“Şu anda Basra Körfezi’nde sıcak bir ateşkesle karşı karşıyayız. Bu nedenle ABD’den gelecek her türlü adım İran tarafından kat kat güçlü bir karşılıkla yanıtlanacaktır. Dolayısıyla İran ile ABD arasında gerçek bir ateşkes söz konusu değildir. İnşallah savaşı öyle bir şekilde sona erdireceğiz ki İran’ın ve Basra Körfezi’nin güvenliği 50 yıl boyunca garanti altına alınsın. İran’ın sert tokadı, bir daha kimsenin İran’a saldırmaya cesaret edememesini sağlayacaktır. Biz ne savaş ne de barış durumunu kabul etmiyoruz. Savunma doktrinimiz kimseye saldırmamak üzerinedir; ancak bize saldırılırsa cevabımız ağır ve pişman edici olacaktır. Onlar bir daha İran’a saldırmayı düşünmeyecek hâle gelene kadar peşlerini bırakmayacağız. Saddam’a karşı da yaptığımız buydu. Bu nedenle ABD İran halkının meşru haklarını vermelidir; aksi takdirde ağır şekilde cezalandırılacaktır.”
“Lübnan’da ateşkes değil, yapay bir durum var”
Tümgeneral Rızai, Lübnan’daki ateşkes durumuna ilişkin olarak şunları söyledi:
“Lübnan’da mevcut olan durum bir ateşkes değildir. Ateşkes Lübnan’ın tamamında uygulanmalı ve İsrail tamamen geri çekilmelidir. Şu anda yaşanan şey yapay bir ateşkestir.”
Hizbullah’ın bu duruma vereceği tepkiyle ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:
“Hizbullah Lübnan’ı savunma konusunda tamamen yeterli kapasiteye sahiptir. İsrail tam olarak geri çekilmedikçe ve kapsamlı bir ateşkes sağlanmadıkça Hizbullah geri adım atmayacaktır. Elbette onlar bağımsızdır ve kararlarını kendileri alırlar. Ancak biz onların savunma kapasitesine tamamen sahip olduğuna inanıyoruz. ABD ve İsrail Lübnan’da hesap hatasına düşmüştür. Bu durumun sürmesi halinde Hizbullah’ın yakın gelecekte İsrail’e ağır darbeler vuracağını göreceklerdir.”
“Basra Körfezi bölgesinde bir aile gibiyiz”
Düzenin Yararını Teşhis Konseyi üyesi Rızai, son gelişmeler ışığında İran ile Körfez ülkeleri arasındaki karşılıklı güvenin nasıl yeniden inşa edilebileceği yönündeki soruya şu yanıtı verdi:
“Basra Körfezi bölgesinde yaşayan bir aile gibiyiz ve aramızdaki anlaşmazlıklar çözülebilir. Sekiz yıllık savaşın ardından, Saddam’a verdikleri desteğe rağmen, biz iyi niyet göstererek geçmişi geride bıraktık. İran her zaman komşularıyla dostluk ve kardeşlik temelinde ilişkiler kurmuştur. ABD bölgeden çıkarıldıktan sonra ortak iş birliği yapacağız ve bölgenin güvenliğini kendimiz sağlayacağız. Ramazan Savaşı boyunca da yalnızca Amerikan çıkarlarını hedef aldık.”
Körfez ülkelerindeki sivil bölgelerin hedef alındığı yönündeki iddialara ilişkin olarak ise Rızai şunları söyledi:
“Kuveyt Havalimanı’na saldırı yapıldığı iddiasına ilişkin görüntüler gündüz çekilmiş görüntülerdi ve bunun İran tarafından yapılmadığını gösteriyordu. Çünkü biz Kuveyt Havalimanı’nı gece saatlerinde ve 40 kilometre mesafeden hedef aldık. Ayrıca İran, düşman hedeflerini vurduğunu açıklamaktan çekinmeyen bir ülkedir. Süper güç olduğunu iddia eden ABD’nin mevzilerini vurduğumuzu açıklıyorsak, neden küçük bir ülkeye yönelik saldırıyı gizleyelim? Dolayısıyla Kuveyt Havalimanı’na yönelik saldırının İran tarafından yapılmadığı açıktır. Biz vurduğumuz her yeri açıklarız.”
Rusya ve Çin’in tutumlarına ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:
“Rusya ve Çin devlet başkanlarının tutumlarına, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki olumlu girişimlerine ve ayrıca İspanya gibi ülkelerin ya da tarihin doğru tarafında duran medya kuruluşlarının tavrına teşekkür ediyoruz. Dünya şunu bilmelidir ki ABD’nin savaşı yalnızca İran’a karşı değil, bölge ve dünya ülkelerine karşı da yürütülmüştür. Dünya halkları bu savaşın küresel sonuçlarını piyasalarda ve dünya ekonomisinde görmektedir.”
Kuvvetler Arası Ekonomik Koordinasyon Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, ABD’nin İran’daki iç farklılıkları ve huzursuzlukları körükleme çabalarına ilişkin bir soruya ise şu yanıtı verdi:
“ABD ve Avrupa’nın sorunu, İran halkını ve yönetimini doğru tanımamalarıdır. İran dokuz gün boyunca lider olmadan yönetildi ve bu durum İran’da devlet-millet kurumunun işlediğini göstermektedir. İran halkı bilinçlidir ve Kaçarlar ile Pehlevi dönemlerindeki aşağılayıcı günlere dönmeye asla razı değildir. Eğer bunu anlamış olsalardı, İran’a karşı savaşa girişmezlerdi.”
“Devrim Lideri, görevlerini güç ve enerjiyle sürdürüyor”
Tümgeneral Muhsin Rızai, Devrim Lideri’nin kamuoyu önünde görünmemesine ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:
“Bu durum ilgili kurumlar tarafından alınan güvenlik tedbirleri çerçevesinde uygulanmaktadır. Ayrıca bilinmelidir ki Devrim Lideri son derece cesur bir kişidir; sekiz yıllık savaşın bir savaşçısı ve vatan savunucusudur. Kendisi şu anda da görevlerini güç ve enerjiyle sürdürmekte ve yönetmektedir.”
www.kudusgunu.com