IRKÇI İSRAİL'DE KOALİSYON KRİZİ TIRMANIYOR (ANALİZ)

Idit Silman'ın iktidardaki Yemina partisinden beklenmedik şekilde ayrılmasıyla Siyonist işgalci rejim İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in koalisyon hükümeti bir adım daha uçuruma yaklaştı. 

Görüntülenme: 1008 Tarih: 08 Nisan 2022 10:01
IRKÇI İSRAİL'DE KOALİSYON KRİZİ TIRMANIYOR (ANALİZ)

Yaklaşık 10 ay önce 13 Haziran 2021'de sekiz partiyle kurulan iktidar koalisyonu, Idit Silman'ın istifasından önce meclisteki 120 sandalyenin 61'ini elinde tutuyordu. Knessett'teki kalan 59 sandalye de iktidar koalisyonu dışındaki rakip ve muhalefet partilere veya Araplara aitti.

Silman'ın Bennett ile koalisyondan ayrılması, yönetim kabinesini 60'a, muhaliflerin  60'a yükselmesine neden oldu. Bu durumda Naftali Bennett ve Yair Lapid'in kabinesi tasarılarını ancak koalisyon dışındaki partilerin özellikle de Arap Ortak Listesi gibi partilerin oylarıyla onaylayabileceğine yol açtı. 

Anlaşmaya göre Bennett, Ağustos 2023'e kadar İsrail Başbakanı olarak görevde kalacak ve ardından "Yeş Atid" partisinin lideri Yair Lapid, yasama süresinin sonuna kadar Siyonist Rejim İsrail'in Başbakanı olacaktı.  Ancak mevcut durumda bunun için bir umut kalmadı.Bir anlaşma düşünülemez ise bu koalisyonunun oluşturulmasından iki yıl önce   Lapid ve Bennett'in düştüğü tuzak ve karanlık siyasi belirsizlik tüneline yeniden girilmesi muhtemeldir. 

Şimdi de sorulması gereken soru şu ki, Bennett ve Lapid'in kırılgan koalisyon hükümetini bir adım daha uçuruma yakınlaştıran ve önüne belirsiz bir yol koyan faktörler nelerdir?

Görünüşe göre, Likud partisinin rakip partisinin lideri Binyamin Netanyahu,İdit Silman'ı kandırarak Bennett koalisyonundan ayrılmasını istemiş ve ona bir sonraki kabinede Sağlık Bakanlığı görevini teklif etmiştir. Ancak Silman'ın İsrail'in Yahudi Kimliğine ters düşmesi dolayısıyla  yönetim koalisyonundan ayrılmasına dair bildirisi onun da birçok İsrailli sağcı gibi, Bennett yönetiminin tekrarlanan güvenlik başarısızlıklarından memnun olmadığını ve Netanyahu'nun fırsatçılık aramasının yolunu açtığını gösteriyor.

Bennett yönetimi, Şarm El-Şeyh, Akabe ve El-Nakab toplantılarını yaparken, hükümetinin Filistin sorununu ilgilendirmeden bazı Arap ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmeye çalıştığını iddia etmeye çalıştı, ancak sadece bir hafta içinde üç Siyonist karşıtı  operasyon gerçekleştirdi. 1948 işgali altındaki toprakların sınırlarının derinliklerinde Be'r el-Saba, Al-Hadira ve Beni Barakdar'da yapılan feda eylemlerinde ve operasyonlarında 11 İsrailli öldürüldü ve 19 kişiyi de yaraladı.

Zaten uzlaşma görüşmelerinde Siyonist rejim İsrail , İranofobi projesine başvurarak ve kendini uzlaşmacı bir taraf olarak  ön plana çıkarmaya çalışsa da  ancak bu feda ve şehadettalep eylemler ve  operasyonlar rejimin kendi güvenliğini bile sağlayamadığını göstermiştir. Her üç operasyonun da İsrail içinde ve Filistin Özerk Teşkilatı'nın kontrol ve güvenlik sınırları dışında gerçekleştiği göz önüne alındığında, bu operasyonların engellenememesinin sorumluluğu tamamen İsrail rejimin kendisine aittir ve bu başarısızlığı daha da kötüleştiren şey, bu operasyonların farklı zaman dilimlerinde ortalama olarak iki günden bir gerçekleşmesidir. Halbuki bu süre zarfında Siyonist rejimin askeri ve güvenlik güçlerinin tam teyakkuzda olduğu bilinmektedir. Bu operasyonlar Filistinliler arasında birlik ve dayanışma yaratırken, Siyonistler arasında bölünmelere ve ihtilaflara neden oldu ve nihayetinde kırılgan Bennett ve Lapid koalisyon hükümetinin çöküşünün yolunu açtı.

Buna rağmen, madalyonun diğer yüzünü gösteren başka bir olasılık daha var ki, o da İsrail'in geçmişteki girişimlerine işaret ediyor. İsrail ne zaman sorumluluklarından ve yükümlülüklerinden kaçmak istese ya da bir yükümlülüğü kabul etmek istemese, genellikle "Kendine zarar verir". Ardından yönetim ve parlamentonun dağılmasıyla birlikte durumu kurutmak için bir süre siyasi bir boşluğun arkasına saklanır.  İsrail, barış  görüşmelerinin başarısızlığı için veya bu görüşmelerin  uzatılmasını istediği için nihayetinde bu yöntemi defalarca kullandı. Şimdi de tüm sabotajlara baş vurarak  aynı yöntemi Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP görüşmelerine karşı kullanmak istiyor. Bu gerçekleşirse Biden yönetimi de yeni bir İsrail engeli ile karşı karşıya kalacaktır. 

Parstoday

Yorumlar