DR. MUHSİN SALİH YAZDI: ABBAS YÖNETİMİNİN GELECEĞİ YOKTUR

 

Görüntülenme: 145 Tarih: 14 Ocak 2022 13:19
DR. MUHSİN SALİH YAZDI: ABBAS YÖNETİMİNİN GELECEĞİ YOKTUR

2022 yılına girdik. Ancak biz maalesef siyaset, özgürlük için mücadele, kurumsal ve ekonomik kalkınma konusunda ufuksuz bir Filistin Yönetimi'yle karşı karşıyayız. Görüş, vizyon ve iradesi olmayan bir Filistin liderliğiyle karşı karşıyayız. Kısaca biz şimdiki konumu ve özelliğiyle geleceği olmayan bir yönetimle karşı karşıyayız.

Filistin Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas’ın 28 Aralık 2021 tarihinde işgalci İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz’ın Tel Aviv yakınlarındaki evinde yaptığı toplantı, 2021 yılına veda ettiğimiz günlerde Filistin Yönetimi'nin acziyetini ve başarısızlığını ortaya koyan işaretlerden biri oldu. Bu görüşme, Filistin Yönetimi'nin resmi yüzünü gösterdiği gibi, bu yönetimin güvenlik statüsünü ve konumunu da ortaya koydu.

Yerleşim birimi inşaatları tüm hızıyla sürerken, kutsal mekânlarla Mescidi Aksa’ya yönelik saldırılar artarken, Filistin köyleri yerleşimcilerin saldırılarına maruz kalırken, Mahmut Abbas, işgalcinin yüzüne direnişin patlamasını önlemeyi amaçlayan güvenlik koordinasyonunun devam edeceği hususunda Siyonist Bakan Gantz’a güvence veriyor. Barışçıl süreci canlandırma sözü ise, Filistin halkıyla ümmetin aklına saygı göstermeyen boş bir oyundan başka bir şey değildir.

Filistin Yönetimi (FKÖ ve Fetih liderleri) 2022 yılına siyasi bir ufka sahip olmadan giriyorlar. Bu basiretsizlik, Filistin içi çerçevede olduğu kadar, Filistin ulusal projesi çerçevesinde de sürüyor. 2021 yılında Filistin Yönetimi'yle FKÖ liderleri ulusal uzlaşı sürecini kapatarak ve Filistin evini düzenlemek için yapılması planlanan seçimleri engelleyerek kalan güven ve meşruluklarını da kaybettiler. Önce Filistin Parlamentosu seçimlerini, ardından Filistin Yönetimi'yle Filistin Ulusal Meclisi seçimlerini iptal ettiler. Filistinliler artık bu liderleri uzlaşı dosyasını idare edebilecek veya ona gözcülük edebilecek kişiler olarak görmüyor. Dolayısıyla geçiş süreci için bir liderlik veya Filistin halkının güvenebileceği bir tarafın ortaya çıkmasından başka çare kalmamıştır.

Filistin Yönetimi, Filistin halkı nezdinde inandırıcılığını kaybettiği ölçekte, İsrail ve Amerika tarafında onların nezdinde samimiyetini ispat etmeye çalışmıştır. İşgalci İsrail ile güvenlik koordinasyonunu maksimum düzeyde sürdürmüş, Filistin Yönetimi'nin topladığı vergilerden şehit ve esirlerin payına düşen parayı mideye indirmiştir. Direnişçi gösterilerini bastırarak, muhalefeti susturarak ve toplumsal protestoları zorla dağıtarak Batı Yaka halkı üzerine korku salmaktadır. Bu çabalarını insan hakları savunucusu siyasi aktivist Nizar Benat’ı öldürmekle taçlandırmıştır.

Yine bunlar 2021 yılını Lübnan’da çıkardıkları büyük bir fitneyle kapattılar. Bu yönetime bağlı ulusal güçler Lübnan’da Hamas mensubu şehidin cenaze törenine saldırarak üç kişiyi şehit etti, onlarcasını da yaraladılar. Bu saldırılar, Filistin tarihinde görülmemiş bir ahlaksızlıktır. Bu ahlaksızlık onların hanesine yazıldı.

Barış sürecinin çıkmaza girmesi ve ardından iki devlet çözümünün anlamını yitirmesinden sonra Filistin Yönetimi'yle liderleri yönlerini ve varlık gerekçelerini kaybettiler. İşgalci İsrail, barış sürecini daha çok Yahudileştirme, Kudüs ve Batı Yaka’nın geri kalan bölgelerinde yerleşim alanlarını artırmada kullandı. Aynı şekilde Filistin Yönetimi'ni kendisine koruma aracı yapma, Filistin halkını ezme, onun adına kirli dosyaları idare etme ve yine kendisi için beş yıldızlı bir sömürü aracı yapmayı başardı. Aynı şekilde dünyada siyasi olarak tanınmasına, Arap ve İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirmede onu aracı kıldı. Bunun sonucunda işgal rejimi daha çok istikrar ve ekonomik büyüme sağlarken, diğer taraftan İsrail şartlarına göre tasfiye etmek için Filistin davasını kuşattı ve yalnızlaştırdı….

Siyasi ufka ihtiyacı olan bu yönetim duvara toslamada ısrar ediyor. Onun barış sürecini başarısız kılacak bir reçetesi bulunmamaktadır. Barış süreci serabının arkasında umutsuzca koşmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Filistin evini düzenlemek için çözüm üretmek gibi bir derdi de yoktur. Onun ne özgürlük mücadelesi, ne de bütün Filistin halkını, enerjisini ve katmanlarını tek çatı altında toplayacak bir siyasi yapı inşa etme ufuk ve vizyonu vardır.

Bu başarısızlık ekonomik alanda da kendini gösteriyor. İçerde ve dışarıda Filistin halkının tecrübe, deneyim, enerji, imkan ve sermayelerinden istifade etmek için bir program ve projesi görünmemektedir. Bunları özgürlük projesinde değerlendirmek için ortada bir güç de yok.

Filistin Yönetimi'nin idari kısmına gelince, onun görüntüsü mali ve idari yolsuzlukları, işsizlik ve yandaşları burada görevlendirdiğini gösteriyor. Buradaki makam ve mevkileri Fetih mensuplarıyla doldurmuşlar. Ehliyetleri ve liyakatları ne kadar iyi olursa olsun direniş kokusu gelen kişileri buradan uzaklaştırıyor….

İşte bu şekilde biz, özgürlük için bir vizyona, değişim için bir iradeye sahip olmayan, başarısızlığı kanıtlanan süreçlere alternatif sunamayan bir liderlik ve yönetimle karşı karşıyayız. Fakat daha büyük felaket, bu liderliğin kimseye aldırış etmeden basiretsiz hareket etmesi, tecrübe edilmiş olanı denemeye devam etmesi, düşman da olsa başkasının sözde iyi niyetlerine güvenmede ısrar etmesidir. Bundan da daha kötüsü koltuğu bırakmayı reddetmesi, en azından Filistin evinin yeniden düzenlenmesi için ciddi ve şeffaf bir sürecin başlamasına yol aralamamasıdır. Bütün bunların yanında kendisinin bir de Filistin halkıyla direniş güçlerini bastırma konusunda kendisine verilen rolü sürdürmeye razı olmasıdır.

Bu liderlik artık Filistin halkı için bir yüktür. İster kabul etsin ister etmesin kendisi Siyonist projeye daha uygun şartların oluşmasına sebep oldu….

O nedenle Filistin halkı er ya da geç sözünü söyleyecek ve inisiyatifi (mutlaka) ele alacaktır.

Filistin Enformasyon Merkezi

Yorumlar