NUCEBA HAREKETİ SÖZCÜSÜ NASIR EŞ ŞEMMARİ: BİR SONRAKİ SAVAŞ İŞGAL ALTINDAKİ FİLİSTİN TOPRAKLARININ DERİNLİKLERİNDE OLACAK

Nuceba Hareketi Sözcüsü, Suriye hükümetinin bölgenin kurtarılmasını talep ettiği anda muharebe birliğinin harekete geçmeye tamamen hazır olduğunu belirtti. 

Görüntülenme: 143 Tarih: 12 Haziran 2021 08:40
NUCEBA HAREKETİ SÖZCÜSÜ NASIR EŞ ŞEMMARİ: BİR SONRAKİ SAVAŞ İŞGAL ALTINDAKİ FİLİSTİN TOPRAKLARININ DERİNLİKLERİNDE OLACAK

Nuceba İslami Direnişi Hareketinin resmi sözcüsü, Lübnan’ın el-Ahd Haber Ajansı'na verdiği özel bir röportajda, Golan’ı Kurtarma Tugayları'nın özel yeteneklerini açıklayarak, bu muharebe biriminin Suriye hükümeti talep ettiği anda en kısa sürede bu bölgeyi kurtarmak için harekete geçmeye hazır olduğunu belirtti. 

Mühendis Nasır eş-Şemmari, Lübnan Hizbullahı ve Filistin direniş gruplarını, Siyonist orduya yenilgiyi tattırdıkları için takdir etti ve bir sonraki savaşın işgal altındaki toprakların derinliklerinde olacağı sözünü verdi.

Nasır eş-Şemmari, direniş ekseninin caydırıcı gücünün her zamankinden daha fazla olduğunu ve bölgedeki ABD, siyonist İsrail ve paralı askerlerinin çıkarlarını hedef almak için yeterli imkanlara sahip olduğunu açıkladı.

Nuceba Hareketi Sözcüsü Nasır eş-Şemmari’nin röportajın tam metni şöyledir:

Nuceba Hareket 2017'de Gola’ı Kurtarma Tugaylarının kurulduğunu açıkladı. Bu tugaylık kuruluşundan bu yana nasıl bir rol oynadı ve misyonu nedir?

 -Nuceba İslami Direnişi’nin temel amacı, Golan'ı özgürleştirme harekâtına sevgili Suriyeli kardeşlerimizle birlikte katılmaktır; Bu, zamanı her geçen gün biraz daha yaklaşan bir operasyondur. Nuceba hareketı bu Tugayı, Suriye'deki tekfirci teröristlerle mücadelenin yanı sıra, Arap topraklarını gasp eden rejimle mücadeleye adadı.

Bu tugayı, Golan Tepeleri harekâtının 0 saatinin başladığının duyurulmasından hemen sonra harekete geçmeye hazırdır; Tabii bu Suriyeli kardeşlerimizin kararına bağlıdır. İsrail'deki işgalci rejim karşısında her zaman Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız; Bu rejim, tüm işaretlerin yıkım saatinin yaklaştığını gösterdiği bir rejimdir.

Son savaş ve Kudüs'ün Kılıcı Operasyonu, Siyonist rejimin Filistin direnişinin füzelerine karşı koymaktaki zayıflığını ve yetersizliğini kanıtladı. Önümüzdeki savaşta işgalci rejime ne vadediyorsunuz? 

 -Bir süre önce, belki de güney Lübnan'ın kurtuluşundan bu yana, Hizbullah Genel Sekreteri Seyid Hasan Nasrallah, İsrail'in örümcek ağından daha zayıf olduğunu açıkladı. Bunu kanıtlayan en iyi grup, yenilmez ordu efsanesini yok eden ve Lübnan topraklarını pisliklerinden temizleyen Lübnan İslami Direnişidir. Lübnan direnişi bu zaferi 2006 savaşında da tekrarlayarak güç dengesi denklemini ve aynı zamanda düşmana meydan okuma denklemini kurdu.

Ancak bugün Filistin direnişi, Siyonist medyanın bu rejimin iç dayanışması ile ilgili iddialarının ve  direniş silahlarının geçemediğini iddia ettikleri Demir Kubbe adına yapılan yalanın doğru olmadığını kanıtladı.

Direnişin silahı, işgalci rejimin liderlerini sersemleterek bu rejimin güvenliğini sarstı ve İsrail ordusunu mağlup etti; Bu, aldatıcı medya tarafından desteklenen bir ordudur.

Orduya ve Siyonist rejime söz veriyoruz, “Derin güvenlik dönemleri sona erdi, Demir Kubbe'nin çok etkili olduğu yalanı herkese aşikar oldu, savaşı işgal altındaki topraklardan çıkarmak için hızlı ve ani operasyon tarih oldu ve bir sonraki savaş denizden nehre kadar işgal topraklarının derinliklerde olacaktır. Hiçbir nokta direnişin silahlarından güvende olmayacaktır; Bu silahlar daha gelişmiş, daha yıkıcı ve sayıları katlanarak artan bir silahtır ve önümüzdeki günler bu sözlerimizin kanıtı olacaktır.”

Hizbullah Genel Sekreteri Seyid Hasan Nasrallah, bölgesel savaş karşısında Kudüs denklemini oluşturmak için harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Bu konuda direniş ekseninin bir parçası olarak görüşünüz nedir? Ve bugün direnişin gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 -Kudüs, İran İslam Cumhuriyeti'nden Irak'a, Yemen'den, Suriye'ye, Lübnan'a, Filistin'e ve bölgedeki alçak, hain ve uzlaşmacı yöneticilerden ayrı olan tüm Müslüman milletlere kadar tüm direniş eksenlerinin ilk sembolü ve Müslümanların kutsal mekânlarından biri ve yüce hedefidir.

Direniş liderinin açıklamasından anladığım şey, Kudüs'e ve halkına yönelik herhangi bir saldırıya verilecek yanıtın işgal altındaki Filistin'le sınırlı kalmaması, direnişin elinin ve silahının ulaşabileceği her şeyi hedef alarak direnişin tüm coğrafyalarında olması gerektiğidir. Buna, caydırıcılığı daha yaygın ve güçlü kılmak için Siyonist rejimin, ABD'nin ve bölgedeki paralı askerlerinin çıkarları da dahildir. Bu şekilde Peygamberimiz’in (s.a.v.) “Biz tek bir vücut gibiyiz” hadisine şamil olabiliriz.

Ama direnişin tüm güç eksenine gelince, bilgilerime göre direniş ekseninin şu ana kadar düşmanla yaptığı tüm çatışmalarda yeteneklerinin yüzde birinden fazlasını kullanmadığını söyleyebilirim. Tabii tüm bunlarda Allah’ın yardımı ile zafere ulaştı. Çoğu savaşta ana gücümüzü kullanmayı başka bir zamana erteledik, çünkü o zaman düşmanla olan çatışmanın hacmi o silahlara ihtiyacımız olmayacak boyuttaydı ve o silahları doğru zamanda kullanmanın zafer üzerinde daha büyük bir etkisi olacağını anladık.

Düşmanlar artık geri çekilmekte, iç çekişmeler ve çatışmalar yaşamakta ve konumları her geçen gün değişmektedir; Ancak biz, cephemizdeki pozisyonumuza bağlıyız ve zaferin kesinliğine ve yakınlığına olan inancımız sarsılmadı ve Allah'ın izniyle ABD'nin bölgeden çekilmesini ve Siyonist rejimin yıkılmasını göreceğiz.

rasthaber

Yorumlar