Siyonist İsrail inzivaya sürükleniyor

Siyonist İsrail inzivaya sürükleniyor


Son günlerde korsan rejim İsrail elebaşları uluslararası konumlarından derin kaygı duyuyor. Siyonistler şimdi uluslararası alanda siyasi inzivalarının yeni bir aşamasına girdiklerini düşünüyor. Kuşkusuz bu durumda Tel aviv Amerika’ya ve özellikle Başkan Obama’ya yönelik baskı araçlarını kaybediyor. İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin İslamî İran’ın tüm değerlerini ve çıkarlarını ve milli güvenliğini gözetlediği bir sırada barışçıl ve ılımlı söylemi, Tel aviv’in Amerika’daki lobileri sayesinde yürüttüğü radikal, savaş çığırtanı söylemini adeta boşa çıkardı. Bu arada siyonist İsrail’in en önemli bölgesel müttefiki yani Arabistan’ın da hüsrana uğradığı ve Amerika’nın Suriye’ye askeri operasyon kararından vaz geçmesi ve bu ülkede süregelen krizi barışçıl ve diplomatik yollardan çözümlemeye çalışmasından sonra bir nevi içine kapandığı ve inzivaya çekildiği anlaşılıyor. Siyonist bir uzman, İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Ruhani’nin BM genel kurul zirvesinde adeta bir yıldız gibi parladığına ve bu parlayışını CNN’e verdiği mülakatta İran’ın Holokast’la ilgili tutumunu beyan ederken ve Amerika halkına İngilizce verdiği mesajda sürdürdüğüne işaret ederek, Ruhani’nin Tel aviv’i inzivaya ittiğini ve elindeki tüm kozları alarak küresel teamülde yeni bir yörünge ve yön belirlediğini kaydetti. Ancak bu yeni teamül Tel aviv’i derinden rahatsız etti ve kaygılandırdı. Ruhani’nin belirlediği yeni yön ve yörünge, olumlu teamül ve müzakereden ibarettir. Siyonist uzmana göre korsan İsrail Başbakanı Netanyahu şu anda derin bir inzivada bulunuyor, çünkü bugün dünyanın dikkati İran üzerinde ve müzakerelere yönelmiş bulunuyor. Şimdi ise Netanyahu’yu çok zorlu ve sıkıntılı günler bekliyor. Natanyahu bir kez daha Batı’yı İran’la ilgili kendince çizdiği kırmızı çizgi konusunda ikna etmesi gerekiyor. Oysa Netanyahu’nun çizdiği kırmızı çizgi ve siyonist İsrail’in talepleri ile 5+1 grubunun belirlediği kırmızı çizgi ve talepleri arasında derin bir uçurum bulunuyor, üstelik gelişmeler asla Tel aviv’in çıkarları doğrultusunda yaşanmıyor. Siyonist uzman, Amerika Başkanı Obama’nın İran ile nükleer müzakereleri Tel aviv ile Filistinli gruplar arasındaki uzlaşma müzakerelerine benzetmesi ise siyonistler için oldukça acı ve musibetvari bir benzetmeydi, ancak buna katlanmaktan başka çareleri de yoktu. Öte yandan her ne kadar Netanyahu İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin imajını zedelemek ve karalamak için debelendiyse, saplandığı bataklığa daha da saplandı. Nitekim Netanyahu’nun İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi BM genel kurul zirvesinde hilekarlıkla suçlaması ve kurt postunda kuzuya benzetmesi ve yine Ruhani’yi ılımlı söylemleri ve güven verici görünüşü ile uluslararası yaptırımları hafifletmeye çalışmakla suçlaması uluslararası arenada pek alıcı bulmadı, bilakis Tel aviv’in kamuoyu gözündeki konumunu daha da zayıflattı. Gerçekte korsan İsrail’i daha da inzivaya iten bir başka önemli konu, Suriye gelişmeleri ve Şam yönetiminin uluslararası kimyasal silahları yasaklayan konvansiyona katılması ve nükleer silahlarını uluslararası gözetime açmasıdır. Bu süreç Tel aviv’in nükleer silahlarını ve bu şom rejimin de NPT anlaşmasına katılma zorunluluğunu ciddi bir şekilde gündeme getirdi ve siyonist elebaşlarını yeni bir baskı sürecinin altına soktu. Kuşkusuz Tel aviv için bu tehlikeli durumu atlatmak kısa vadede mümkün olsa bile, uzun vadede imkansızdır. Bu durum aynı zamanda Rusya’nın elinde Amerika’ya baskı uygulamak için güçlü bir etken oluşturuyor. Çünkü şimdi artık Amerika Suriye’ye kimyasal silahlarını bahane ederek baskı uygulayamıyor, üstelik siyonist İsrail’in nükleer dosyasını açık tutuyor. Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin Ortadoğu bölgesinde başta nükleer silahlar olmak üzere konvansiyonel olmayan silahların yayılmasından sorumlu tuttu ve Suriye yönetimi korsan İsrail’in nükleer silahlarına karşı kimyasal silah üretmek zorunda kaldığını belirtti. Bu arada işgalci rejimin elebaşları ve Amerika yönetimindeki radikal ve şahin gruplar şimdi içinde düştükleri ve her geçen gün daha da derinleşen inzivadan kurtulmak için fırsat kolluyor ve bu süreçte karşı tarafın muhtemel radikal çıkışlarına umut bağladığı ve böylece uluslararası arenadan yeniden makbul gözükmeyi umduğu anlaşılıyor. Bu süreçte siyonist rejim tüm imkanları ile harekete geçtiği ve İran medyasını ve liderlerini rasat etmeye başladığı ve siyonistlerin kontrolü altında bulunan bölgesel ve uluslararası medya organları aracılığı ile İran’la ilgili her türlü haberi tahrif ederek beklediği fırsatı ele geçirmeye çalıştığı gözleniyor

Google+ WhatsApp