SAMİRİ SİYONİSTLER 3

SAMİRİ SİYONİSTLER 3


 

BİSMİHİ TEALA

SAMİRİ SİYONİSTLER 3

 

1973 Yom Kippur (Kefaret Günü) Savaşı, üç hafta sürdü.Siyonistlere her türlü siyasi ve lojistik destek veren ABD ve batılı emperyalistlerin sayesinde, siyonist birlikleri, Süveyş Kanal’ını geçip Mısır’a girdiler ve Şam yakınlarına kadar ilerlediler.Siyonistler, yine toprak kazanımlarıyla karlı çıktılar.

Asıl büyük ihaneti, Mısır haini Enver Sedat, siyonist başbakanı Menahem Begin ile Eylül 1978 tarihinde, Camp David Antlaşma’sını imzalayarak, tarihe siyah bir leke olarak iz bıraktı.

Daha sonra, Ürdün Kralı Hüseyin ve siyonist başbakanı İzak Rabin, 26 Ekim 1994 tarihinde, ABD başkanı Bill Clinton’un gayretleri sonucu anlaşma yaptılar.

Bugüne kadar yapılan bütün antlaşmalar hep, siyonistlerin lehine ve Arapların aleyhine neticelendi.

12 Temmuz-14 Ağustos 2006 tarihinde, Lübnan’ın Güney Bölge’sinde Şii Hizbullah ile siyonistler arasında otuzüç gün devam eden savaş, Allah Tebarek ve Teala’nın lütuf ve gaybi yardımlarıyla Hizbullah’ın üstünlüğü ile son buldu.

Sözde kriz, Lübnan’ın güneyinde yerleşmiş Hizbullah Teşkilat’ının 12 Temmuz 2006 tarihinde iki siyonist askerini kaçırması ve sekizini öldürmesiyle başlamıştır. Buna ek olarak, Güney Lübnan’daki Hizbullah kahramanlarının, gasp edilmiş siyonist topraklarına Katyuşya füzeleri ateşlemesidir.

Siyonist- Hizbullah;arasındaki krizin diğer bir yüzü de şu idi: Bu topraklar, Filistinlilerin topraklarıdır.Siyonistler, başta İngiltere olmak üzere, batı emperyalizmiyle birlikte, bu Filistin topraklarını gaspettiler.Bununla da yetinmediler altmış seneden beri, o insanlara yapmadıkları işkence,darp kalmadı.Hem de bütün dünyanın gözleri önünde.İşte bu savaşın diğer bir nedeni de; deniz kumsalında denize giren Filistinli ailelere, siyonistler tarafından bir hava saldırısı olması ve bu olay otuzüç gün savaşından bir ay önce olmuştu.Yine 9 Haziran 2006 tarihinde, siyonistler Gazze Şeridi’ne yaptığı bir saldırı sonucunda, aynı aileden sekiz kişinin şehadetine sebep olmuşlardır.Bunun üzerine HAMAS, siyonistlerle yaptığı ateşkesi sonlandırmıştır.

12 Temmuz 2006 günü,yerel saate göre, sabah saat 09:05’te, Hizbullah kahramanları, Filistinli mazlumların yanında yer alarak; Güney Lübnan’daki mevzilerinden siyonistlere füze yağmurunu yağdırdı.Siyonistler karşılık verdi ise de, Hizbullah birlikleri tarafından püskürtüldü.Hizbullah, siyonistlerin kuzeyindeki yerleşim yerlerine 3970 adet roket attığından ve korkularından dolayı, siyonistler inlerde saklanmaya başladılar ve bir milyon siyonist yerlerini terk etti.

Asıl mesele, bölgede yükselen İran ve Hizbullah prestijine tahammül göstermeyen başta emperyalist ABD, O’nun güdümündeki batı emperyalist devletler ve onların yerli uşakları olan krallıklar, sultanlıklar ve sözde Cumhuriyet ve laik demokrasi ile idare edilen despot rejimlerdi.Onların asıl hedefi,önce Hizbullah’ı, sonra Suriye’yi ve daha sonra iyice çemberi daralan İran İslam Cumhuriyet’ini ortadan kaldırmaktı.Sonra oralarda kukla birer despot işbaşına getirmek,  daha sonra yer altı ve yer üstü kaynaklara el koymak,ülke insanlarını köle gibi çalıştırıp, İslami kültür kaynakları yerine gayri İslami bir hayat nizamına yönlendirmekti.Yine, sözde bu Arap baharı (!) ateşinin yakılmasının temelinde de, aynı hedef vardı.Ancak her seferinde dersini alan emperyalistler bir türlü akıllanmıyorlar.

Gaspçı siyonistlere, başta emperyalist ABD’nin, fitneci batı emperyalistlerin ve onların yerli uşaklarının tüm askeri lojistik, para ve her türlü yardımlara rağmen istekleri kursaklarında kaldı.Onlar plan üstüne plan yaptılar, ancak Allah’ın gaybi yardımları ve o şanlı ordunun kahramanca direnmeleri, emperyalistleri sükutu hayale uğrattı.

Siyonistler, Lübnan’a havadan ve karadan saldırılar düzenleyerek, Lübnan’ın limanlarını denizden ablukaya almasına rağmen, kahraman Hizbullah askerleri, tarihe şanlı bir destan yazdılar.Siyonistlere ve batılı emperyalizme unutulmayacak bir ders verdiler.

İran İslam Cumhuriyet’i Devlet’inin, Hizbullah’a verdiği füzelerle, siyonistlerin kuzeyini ateş çemberine aldılar.Siyonistler, neye uğradıklarına şaşırdılar. Diğer savaşlarda olduğu gibi, otuzüç gün sonra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 14 Ağustos 2006 tarih ve 1701 sayılı kararı ile, siyonistleri Hizbullah’ın pençesinden kurtardılar.Silahlar durduruldu.

_Sonuçta siyonistlerin başı bükük ve yenik bir biçimde, siyonistlerin Lübnan’a uyguladığı ablukayı kaldırmak mecburiyetinde kaldı.

_Litanni Nehri’ne kadar olan Güney Lübnan topraklarını terk etti.

_Krizin ilk günlerinde, siyonistlerin saldırılarından dolayı ölen, bin kadar Lübnanlı için uluslararası ağır eleştirilere maruz kaldı ve ikinci bir tokat yedi.Ancak son tokatımızı siyonistlerin suratına indirmedik.O da pek yakındır…

Siyonistlerin arasında basireti açık olanları istisna ederek, bu siyonist mahlukların tiyniyetlerinin ne olduğunu, nasıl aşağılık bir topluluk olduklarını, Kuran’ı Kerim’den ayetler getirerek,hep beraber okuyalım ve görelim:

Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve size (bir dönem için) alemlere üstün kıldığımı hatırlayın (Bakara 2:47)

Hani, Musa kavmine (şöyle) demişti: ‘’Ey kavmim, Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın, içinizden nebiler çıkardı, size yöneticiler kıldı ve alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi.’’ (Maide 5:20)

(Yine) bir zamanlar dağı, sanki bir gölgelikmiş gibi üstlerine yükseltmiştik. Onlar ise neredeyse tepelerine düşecek sanmışlardı. (Onlara demiştik ki): ‘’Size verdiklerimize sımsıkı sarılın ve onda olanı düşünün ki sakınasınız.’’ (A’raf 7:171)

Yemin olsun, Musa’ya hidayeti verdik ve İsrailoğullarına kitabı miras bıraktık.(Mü’min 40:53)

Yemin olsun, biz onları bir ilim olarak âlemlere üstün kıldık. (Duhan 44:32)

Yemin olsun, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve nübüvvet verdik, onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları âlemlere üstün kıldık. (Casiye 45:16)

Hani İbrahim (i gönderdik)… (En’am 6:74)

Ve ona İshak’ı ve Yakup’u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh’u ve O’nun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u hidayete ulaştırdık.Biz, iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız (En’am 6:84).

Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da…onların hepsi salihlerdendir (En’am 6: 85).

 İsmail’i, Elyasa’yı, Yunus’u ve Lut’u da…onların hepsini alemlere üstün kıldık (En’am 6:86).

Allah Tebarek ve Teala bir zaman, onları ırki olarak değil, verdiği nimetlerle alemlere üstün kıldı.Çünkü o topluluk içerisinde onlarca nebi çıkardı.Onları, insanlar üzerinde yönetici olarak görevlendirdi.Ve alemlerden hiç kimseye vermediği özellikleri, lütufları verdi.Ayrıca onlara kitap miras olarak bırakıldı ve yine onlara hikmet verildi.Onlar, temiz ve güzel şeylerle rızıklandırıldı.Onlara ilim verilerek de, alemlerden üstün kılındı.Amaç,insanlara örnek kimseler olsunlar diye.Ve onlar uyarıldı; verdiklerimize sımsıkı sarılın diye.Ama onlar, alemlerin Rabbinden gelen yüzlerce ikramları, arkalarına attılar ve görün neler yaptılar neler:

Önce, Allah’a karşı ahitlerini bozdular. Hâlbuki Allah Tebarek ve Teâla onlardan kesin söz almıştı.

Yemin olsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen birşeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide 5:70)

(Ve yine) kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur’u üstlerine yükselttik ve onlara ‘’Bu kapıdan secde ederek girin’’ dedik ve onlara: ‘’Cumartesi (günü) haddi aşmayın’’da dedik ve onlardan kesin bir söz aldık (Nisa 4:154).

Bu Zalim Siyonistler:

Dediler ki: ‘’Allah oğul edindi.’’O, (bu yakıştırmalardan) yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur.  O’na gönülden boyun eğmişlerdir (Bakara 2:116).

Yahudiler: ‘’Üzeyir, Allah’ın oğludur’’ dediler.Hristiyanlar da ‘’Mesih, Allah’ın oğludur’’ dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklit ediyorlar. Allah, onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar? (Tevbe 9:30)

Yahudiler ve Hristiyanlar: ‘’Biz Allah’ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz’’ dedi. De ki: ‘’Peki ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azaplandırıyor? Hayır, siz O’nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır. Son varış O’nadır’’ (Maide 5:18).

Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilaha ibadet etmekten başka birşeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden beridir (Tevbe 9:31).

Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktiripte Allah yolunda harcamayanlar… Onlara acı bir azabı müjdele (Tevbe 9:34).

Ona: ‘’Allah’tan kork’’ denildiğinde, büyüklük, kibirlik gururu onu günaha sürükler, kuşatır.Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yaratıktır o (Bakara 2: 206).

O, iş başına geçti mi yeryüzünde fesad/ bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye, yok etmeye çaba harcar. Allah ise, fesadı/bozgunculuğu sevmez (Bakara 2:205).

Yemin olsun, ‘’Gerçek, Allah fakirdir, biz ise zenginiz’’ diyenlerin sözlerini Allah işitmiştir. Onların bu sözlerini ve enbiyayı haksız yere öldürmelerini yazacağız ve ‘’Yakıcı azabı tadın’’ diyeceğiz (Al-i İmran 3:181).

Onlara: ‘’Allah’ın indirdiklerine iman edin’’ denildiğinde: ‘’Biz, bize indirilene iman ederiz’’ derler ve ondan sonra olan (Kuran’)’I inkar ederler. Oysa o, ellerindeki Tevrat’ı doğrulayan bir gerçekti.(Onlara) de ki: ‘’Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah’ın nebilerini öldürüyordunuz?’’ (Bakara 2:91)

Onlardan bir kısmı ümmidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir sürü asılsız şeylerden başkası değildir ve yalnızca zannederler (Bakara 2: 78).

Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için ‘’Bu Allah katındadır’’ diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına (Bakara 2:79).

(Ve) dediler ki: ‘’Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir.’’ De ki: ‘’Allah katından bir ahid mi aldınız? Ki Allah asla ahdinden dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz birşeyi mi söylüyorsunuz?’’ (Bakara 2:80)

Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden bir bölümü, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabını arkalarına attılar (Bakara 2: 101).

Kimi yahudiler, kelimeleri < konuldukları yerlerden > saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek ‘’Dinledik ve karşı geldik’’.İşit, ‘’İşitmez olası’’ ve <Raina> bizi güt’’ derler. Eğer onlar: ‘’İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve < Bizi güt> deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, AZ bir bölümü dışında, inanmazlar (Nisa 4:46).

Siz (müslümanlar), onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah’ın sözünü işitiyor, akıl (ları) erdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı (Bakara 2:75).

Allah’ın ayetlerini inkar edenler, nebileri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele (Al-i İmran 3:21).

Eğer seni yalanlarsa (ki yalanladılar), senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır (Al-i İmran 3:184).

Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve Cibt’e inanıyorlar ve diğer inkar edenler için; ‘’Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır’’ diyorlar (Nisa 4:51).

Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu apaçık bir günah olarak yeter (Nisa 4:50) – (Al-i İmran 3:78).

Yemin olsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından (yokluğunda) buzağıyı (ilah) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz (Bakara 2:92)-(Nisa 4:53).

Hani sizden misak almış ve Tur’u üstünüze yükseltmiştik (ve): ‘’Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin (demiştik). Demişlerdi ki: ‘’Dinledik ve isyan ettik’’.İsyanları yüzünden buzağı (aşkı) kalplerine sindirilmişti. De ki: ‘’İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?’’ (Bakara 2:93)

Ve onlar, Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular… (Bakara 2: 102)

Kendilerine kitap verdiklerimiz (yahudi- hristiyan), onu (Resulullah’ı), çocuklarını tanır gibi

tanırlar.Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler (Bakara 2:146).

Ve ‘’Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük’’ demeleri nedeniyle de (onları cezalandırdık). Halbuki onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (bir) benzeri gösterildi… Onu kesin olarak öldürmediler (Nisa 4:157).

(Bir de) inkara sapmaları ve Meryem’in aleyhinde büyük bühtanlar söylemeleri (Nisa 4:156).

Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haran yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün.Yapmakta oldukları ne kötüdür (Maide 5:62).

Yemin olsun, insanlar içinde, müminlere en şiddetli düşman olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun… (Maide 5:82)

Yoksa onların mülk’ten bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, (cimriliklerinden dolayı) insanlara < çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu> bile vermezlerdi (Nisa 4:53).

Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik (Nisa 4:54).

Yemin olsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azaptan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını görendir (Bakara 2:96).

Her kim Allah’a, meleklerine, elçilerine, Cibril’e ve Mikail’e düşman ise, (ki yahudiler düşmandır) artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır (Bakara 2:98).

Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah’ın ayetlerine karşı inkara sapmaları, nebileri haksız yere öldürmeleri ve ‘’Kalplerimiz örtülüdür’’ demeleri nedeniyle (yahudileri lanetledik). Hayır; Allah inkarları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar (Nisa 4:155-162).

Dediler ki: ‘’Bizim kalplerimiz örtülüdür.’’ Hayır; Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir.Bundan dolayı pek azı iman eder (Bakara 2:88-89)- (Bakara 2:159).

İşte bunlar Allah’ın lanetlediği kimselerdir. Allah’ın lanetlediğine hiçbir yardımcı bulamazsın (Nisa 4:52).

Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi srt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter (Nisa 4:55).

İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azap hazırlamışızdır (Nisa 4:151).

Allah’ın indirdiği Kitaptan birşeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (birşeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azap vardır (Bakara 2:174).

Onlar hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır.Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar! (Bakara 2:175)

Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar

_Allah’ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka-onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah’tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu.

Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve nebileri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) bu,isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır (Al-i İmran 3:112).

Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene –Allah’a derin saygı gösterenler olarak- (az da olsa) inananlar vardır.

Onlar Allah’ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir (Al-i İmran 3:199).

Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları veliler edinmeyin, onlar birbirlerinin velileridirler. Sizden onları kim veli edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez (Maide 5:51).

…bunlar hayvanlar gibi, hatta daha aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir (A’raf 7:179)

…onlar hayvanlar gibidirler, bel ki yolca onlardan daha da şaşkındırlar (Furkan 25:44)

Yemin olsun, sizden cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. İşte biz onlara: ‘’Aşağılık maymunlar olun ‘’dedik (Bakara 2:65).

Onlar (yahudiler) sakındırıldıkları <şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca> onlara: ‘’Aşağılık maymunlar olunuz’’dedik (A’raf 7:166).

Bu aşağılık insanlar Allah’a verdikleri kesin sözü (misakı) bozdular, gönderilen elçilerin bazısını öldürdüler, kimini yalanladılar. Allah, oğul edindi diyerek şirke girdiler.Sonra ‘’Üzeyir, Allah’ın oğludur’’ dediler.Sonra dediler ki ‘’Biz Allah’ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz’’

Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini Rabler edindiler. Onlar ve onların bilginleri, insanların mallarını haksızlıkla yediler ve insanları, Allah’ın yolundan saptırdılar.Altın ve gümüşü, yani sermayeyi belli ellerde biriktirip, halkı sömürdüler. İşbaşına geldiklerinde, genleri değiştirerek, ekini ve nesli bozdular.Böylece hastalıkların çoğalmasına sebep oldular.Kendilerinin zengin, Allah’ın fakir olduğunu söylediler.Allah’ın indirdiklerini kenara itip, nefislerinin arzularına göre hüküm koydular.Kitabı tahrif edip, sonra bu söylediklerinin Allah katında olduğunu söylediler.Allah’ın kitabını arka plana attılar.Büyüklük ve kibirlilik ettiler.Kitaptaki kelimelerin yerlerini değiştirdiler. Tağuta ve Cibt’e inandılar.Yalan uydurdular.Açıktan günah işleyip, günaha teşvik ettiler.Onlar, buzağıyı ilah edindiler.Şeytanın söylediklerine uydular.Gerçeği gizlediler. Onlar, günahta, düşmanlıkta ve haram yemede yarışırlar. Onlar, müminlere en çok düşmanlık edenlerdir. Oldukça cimridirler.İnsanları kıskanırlar ve çok ihtiraslıdırlar. Allah’a, Enbiya’ya, Cibril’e, Mikail’e düşmandırlar. Onların bunca yanlışlarından ötürü kalpleri kapalıdır, gözleri kör ve kulakları sağır maymunlardırlar.Onlar, ilahi imtihanı kaybetmiş olarak ateşe atılacaklardır.

İşte bunun için, zalim siyonistlerin sözcüğünü okuduğumda ya da duyduğumda, tiksiniyor ve büyük bir nefret duyuyorum.Allah’ın lanet ettiklerine ben de lanet ediyorum. Tıpkı, şeytana, iblise, tağuta, Cibt’e ve sömürücü despot zalimlere karşı nefret ettiğim gibi, onlardan da nefret ediyorum.Basireti açık olan mustazaflar hariç, iblisin bütün özelliklerini taşıyan bu aşağılık insanları, çok iyi tanıyın. Onlar, bu özellikleriyle Allah’a, Allah’ın Resulü’ne, O’nun Ehl-i Beyt’ine, müslümanlara hatta bütün insanlığa düşmandırlar. Tabiatla, nesille, ekinle hatta herşeyin geniyle oynayan, terör estiren, kendilerinin dışındaki insanları öldürmekten zevk alan, ülkeleri sömüren kötü huylu kanser tümörünü iyice tanıyın. Çünkü bu aşağılık mahluklar insanlık tarihinin yüz karası zalimlerdir. Fesada inhirafa ve vahdeti bozan şeylere sebep olan, işte bu zalimlerdir.Bunlar, her türlü kötülüğün ana unsuru ve kaynağıdırlar. Bu fesat ağacının müntesipleri olan siyonistlerin, kıyamete yakın bir zamanda fitne ve fesadları ayukaya çıkacak; özellikle bölge müslümanlarına karşılık taşkınlıkları, zulümleri, topraklarını genişletme planları, sömürü zihniyetleri, dinleri yozlaştırma gayretleri, nesli bozma alışkanlıkları. Ve inanılmaz boyutlara varıncaya dek müslümanlar onlarla savaşacaklar. Hristiyan alemi ve diğer ülkelerden hiçbir kimse onları korumayacak ve ağır yükü sırtlarından atacaklardır.Siyonistlerin insanlık düşmanı olduğunu nihayet onlar da anlayacaklardır. Hayber’de onlara ilk dersi veren ve onları darmadağın eden Resulullah (s.a.a) gibi, O’nun şanlı Kaim’i de onları aynı akıbete uğratacaktır. O zaman kurtulanlar dünyanın her tarafına dağılacaklar ve bir daha ebediyen devlet kuramayacaklardır.Bu ilahi bir müjdedir. Müslümanların bu şanlı zaferini şimdiden tebrik ediyorum.

Ey mü’minler! Bu umut ile kıyam edin! Gazanız mübarek olsun!..

İşte o zaman mazlumların, mustazafların, sömürülenlerin ve özellikle Filistinlilerin hakkı yerde kalmayacaktır.Bugüne dek akıttıkları kanda ve dökülen gözyaşlarında boğulacaklardır. Başları eğik ve zillet içerisinde dünyanın bilinmez köşelerinde saklanacaklardır.

Daha önce de beyan ettiğimiz gibi, siyonistlere henüz son darbemizi vurmadık.Çünkü bugün onları muhatabımız almıyoruz. Bugünkü savaşımız ABD, İngiltere, Fransa ve diğer batılı emperyalistlere ve onlara hizmet eden yerli işbirlikçilerine karşıdır. Bu zavallılar, bütün dünyada çığ gibi büyüyüp gelişen Ehl-i Beyt (a.s)’ın aşıklarından ve bu hizbullahi aşıkların arkasında teknolojisiyle, gelişmesiyle ve hizbullahi ahlakı ile dik duran İran İslam Cumhuriyet’inden ve Güney Lübnan’da tarihe destan yazan Hizbullah’tan rahatsızlar. Bu batılı emperyalistler diyorlar ki: ‘’Bizim teknolojimizi bizden izin almadıkça, bizim kanatlarımız altında yaşamadıkça sizlere hayat hakkı tanımayacağız.’’ Suriye’deki çatışmaların altında da, bu gerçek yatmaktadır. Bu savaş, müslümanların savaşı değildir.Bu savaş, batı emperyalizmi ile İran İslam Cumhuriyet’inin savaşıdır.

Ey batı! Sen ölüm döşeğindesin. Kaim’ini şevkle, aşkla bekleyen dipdiri bir ümmet doğuyor. İstikbal bu şanlı ümmetin olacaktır. Sizler ve sizlere hizmet eden, halkı müslüman olan coğrafyaların kapıkulu krallarıyla beraber tarihin pis çöplüğüne atılacaksınız. O gün pek yakındır. İşte o gün, siyonistlerle hesaplaşacağımız gündür. Tıpkı Hayber’de şanlı Resul’ün sizi sürdüğü gibi, dünyanın her tarafına sürüleceksiniz ve bir daha asla devlet kuramayacaksınız.

Zira alemlere rahmet olarak gönderilen en son Resul’den Ebu Hureyre, Abdullah b. Ömer, Ömer İbn Hamza gibi raviler diyorlar ki; ‘’Allah Resulü Muhammed (s.a.a) buyurdular ki:

‘’Müslümanlarla yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın (kalbi taşlanmış topluluklar), ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç yahudiyi kovalayan kimseye, <Ey müslüman! Arkamda bir yahudi var, gel onu öldür> diyecek.Yalnız garkad ağacı, birşey söylemeyecek; çünkü o yahudilerin ağaçlarındandır.’’ (Buhari Cihad, 94, Menakı 25, Müslim, Fiten, 80, 81, 82, Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2)

Hiçbir ülke (veya şehir) olmasın ki, kıyamet gününden önce biz onu (ya) bir yıkıma uğratacağız veya onu şiddetli bir azapla azaplandıracağız; bu o kitapta yazılıdır (İsra 17:58)-(İsra 17:4-7).

Selam olsun zalimleri tanıyanlara!

Selam olsun zalimlerle işbirliğine yanaşmayanlara!

Selam olsun Allah için Kaim’in çizgisinde ve yanında kıyam edenlere!                       

Ahmet MUHTAR

Google+ WhatsApp