MAHAN HAVA YOLLARI PİLOTU KUDÜS ORDUSUNUN ŞEHİT KOMUTANI İLE YAŞADIĞI İLGİNÇ HATIRAYI İLK KEZ ANLATTI (ÖZEL HABER)

MAHAN HAVA YOLLARI PİLOTU KUDÜS ORDUSUNUN ŞEHİT KOMUTANI İLE YAŞADIĞI İLGİNÇ HATIRAYI İLK KEZ ANLATTI (ÖZEL HABER)

Genç Gazeteciler Cemiyeti Haber Ajansı (YJC), Kudüs Ordusunun Şehit Komutanı hakkında çok ilginç bir hatırayı yayınladı.

Sizler için bu hatıranın geniş özetini yayınlıyoruz. Mahan Hava Yolları'nın tecrübeli pilotlarından Emir Esedullahi, Şehit Kasım Süleymani ile ilgili ilginç bir hatırasını şu şekilde anlattı: '2013 Haziran'ında 7 ton taşınması yasak yükle Şam'a uçmamız söylendi. Bu yüke ilaveten uçakta 200 yolcu da vardı. Yolculardan biri de Hacı Kasım Süleymani idi. Hacı, beni ismen ve yakından tanıyordu. Her zamanki gibi uçağa bindiğinde kabine girdi ve yanıma oturdu. Bağdat'a takriben 70-80 mil kala prosedür gereği Irak hava  sahasını kullanmak için kuleden izin istedim. Eğer izin verirlerse Irak hava sahasından Suriye hava sahasına geçecektik. Bazen izin vermediklerinde mecburen Bağdat havaalanına iniyorduk. Orada yükümüz kontrol ediliyordu ve eğer yasak yükümüz yoksa devam etmemize izin veriliyordu ya da Tahran'a geri dönmek zorunda kalıyorduk. O gün bize izin verdiler ve ben rahat bir nefes aldım. Tam Bağdat'a yaklaşırken kule ikinci bir mesaj göndererek Bağdat havaalanına inmemizi istedi. Olağanüstü bir durum olduğuna kanaat getirdim. Havaalanının Amerikalı askerlerin kontrolünde olması beni daha da endişelendirdi. Kuleye geçerli bir bahane uydurarak Tahran'a dönmek istediğimi ilettim. Fakat kuledeki görevli çok soğukkanlı bir şekilde bana, 'dönme yetkiniz yok, eğer dönmeye çalışırsanız uçağa vururuz' dedi. Hacı Kasım sessizce benim kule ile yaptığım konuşmaları dinliyordu. Onunla istişare ettim ve uçağı Bağdat havaalanına indirme kararı aldık. Uçuş mühendisimiz Rahimi bey yolcuların arasında oturuyordu. Ona seslendim. Ona Hacı Kasım ile elbiselerini değiştirmelerini söyledim. Hacı Kasım'a bir şapka ve gözlük de verdim. Böylece Hacı Kasım'ın tanınmasının önüne geçmek istiyordum. Bağdat havaalanına indik bizimle yarım saat hiçbir temas kurmadılar. Daha sonra motorları çalıştırıp öndeki aracı takip etmemi istediler. Ne söyledilerse yaptım. Yavaş yavaş hava alanının dışına doğru çıkıyorduk. Pistin sonuna kadar gittik daha önce hiç görmediğim bir yere geldik. Merdivenleri yanaştırdılar. Hacı Kasım'ı aradıkları konusunda zihnimde hiçbir şüphe kalmamıştı artık. Hacı Kasım'a ve yardımcı pilotum Emir Hüseyin'e kabin kapısını kitlemelerini ve kimseye açmamalarını tembih ettim. Aşağıda 3 Chevrolet marka araba beni bekliyordu. İki tanesinin üzerinde FBI logosu bir tanesinin üzerinde de Irak istihbaratının logosu vardı. 16-17 Amerikalı ve Iraklı arabalardan indiler. Onlarla İngilizce muhabbet etmeye başladım, şakalaştım ve doğallığımi hiç bozmadım. Onlardan 3-4 tanesi ellerinde kameralarla uçağa daldı ve kameraları koridorlara yerleştirdiler. Daha sonra kameraları tek tek yolcuların yüzüne tuttular (zoomladılar). Hareketleri normal değildi. Allah'tan kabine bakmayı istemediler. Amerikalılar daha sonra gitti ve Iraklılar kaldı. Benden uçağın kargo bölümünü açmamı istediler. Bir anda nefesim kesildi. Hacı Kasım'ı saklamayı başarmıştım fakat bu yasak yükü saklamam mümkün değildi. Neyse kargo kapısını açtım. Iraklılardan biri benimle içeri girdi ve 'şu kutuyu aç' dedi. Kalbim küt küt atıyordu. Elimi cüzdanımı attım ve çıkardığım dolarları Iraklıya gösterdim. Yüzünde sinsi bir tebessüm belirdi, tüm dolarları avucunun içine koydum. O da birkaç fotoğraf aldı ve 'hadi gidin' dedi. Bağdat'tan havalandık. Şam havaalanına indiğimizde bir araba Hacı Kasım'ı almaya gelmişti. Bana dedi ki, 'arabaya bin'. Havaalanındaki ofisine gittik. Bana dedi ki, 'beni bu şekilde saklamanı sana kim öğretti?' Dedim ki, 'Hacı aga ben 60 ay savaş meydanında bulundum ve bunları orada kendim öğrendim.'
Benim boyum Hacı'dan biraz uzundu. Dedi ki, 'başını eğ.' Alnımdan öptü ve şöyle dedi: 'Eğer ben Reis-i Cumhur olsaydım sana iftihar madalyası takardım.'
Dedim ki, 'Hacı Aga eğer sizi o elbisenin altında yakalamış olsalardı ilk önce benim defterimi dürerlerdi.  Ben sizin yerinize ölmeyi göze almıştım.'
Her zamanki mihriban tebessümü yüzünde belirdi ve gözyaşları yanaklarından süzülmeye başladı.

NOT: Facebook kullanıcılarının bu haberi ceza almadan paylaşabilmeleri için haberdde şehit Kasım Süleymani’nin fotoğrafını ve haberin başlığında ismini özellikle kullanmadık. 

kudusgunu.com

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...