HİZBULLAH'IN FÜZE TEHDİDİ SİYONİST İSRAİL'İ HANGİ TEDBİRLERİ ALMAYA ZORLUYOR?

HİZBULLAH'IN FÜZE TEHDİDİ SİYONİST İSRAİL'İ HANGİ TEDBİRLERİ ALMAYA ZORLUYOR?

"İsrail'e yönelik tehditlerin düzeyinde, öncekine kıyasla belirgin bir büyüme görülse bile, önemli bir değişiklik yoktur. Yemenlilerin bu tehdit çemberine girdiğini gösteren işaretlerin yanı sıra, İran'dan başlayarak Irak, Suriye, Lübnan ve Gazze Şeridi'ne kadar ulaşan tehdit arenası, daha büyük bir dayanışma içerisinde karmaşık bir hale geldi. Bütün sahalardan daha çok, işgal edilmiş Filistin sınırına yakın olan askeri konuşlanmayı da kapsayan bu büyüme, bölgedeki Amerikan-İsrail saldırılarının ardından sahadaki karmaşadan çok etkilenmiş gibi görünmüyor.

Buna karşın Tehditlerin gelişmesi karşısında Tel Aviv açısından belirleyici bir değişiklik olmadı: Savaşlar arasında çatışma –sınırların ötesinde- güç siperlerine karşı koyabilmek için çalışırken, Amerika'nın bölgedeki askeri varlığını mevcut, daimi ve etkili tutmaya çalışmaya devam ediyor.

Hizbullah askeri yeteneklerini büyüterek caydırdığı İsrail'in saldırılarını engellemeye hazırlık yaparken, buna karşın İsrail ise bu büyümeye karşı koymak ve sınırlandırmak için ısrarcı davranıyor".

Bu satırlar, geçtiğimiz günlerde Tel Aviv'deki Ulusal Güvenlik Araştırma Enstitüsü'nde düzenlenen konferansta yapılan konuşmaların özetidir. Konferans bu yıl “önümüzdeki on yıla bakış” başlığı altında düzenlendi. Sözcükler, seminerler, tartışma kürsülerinin yanı sıra, birden çok yönde “gelecek savaşın simülasyonu” ile dolu geçen konferansta çok sayıda İsrailli yetkili, siyasetçi ve güvenlik uzmanına ilaveten Siyonist rejim dışından katılımcıların da yer alması dikkat çekti.

Lübnan sahası ve buradaki tırmandırma olasılığıyla ilgili olarak, en dikkat çeken ifadeler konferansta yer alan askeri yetkililerin konuşmaları oldu. Katılımcıların konuşmalarında, nispeten makul seçenekler hakkında neredeyse baskın bir eğilim belirdi. Buna göre, daha önce tahmin edilene kıyasla iki tarafın ya da taraflardan birinin karşı tarafı yanlış anlaması ya da dozu artırması neticesinde geniş bir savaşa neden olmasına yönelik bir eğilim gözlemlendi. Ancak buna karşın iki tarafın da savaşa girmeye niyetli olmadığı vurgulandı.

Lübnan arenası ile ilgili olarak konferansta hâkim olan tahminlere işaret eden açıklamalardan biri, eski CIA Direktörü General David Petraus'tan geldi: “Hizbullah, köşeye sıkışmadığı sürece İsrail karşısında kapsamlı bir savaş riskine girmeyecektir.” Yani, en önemli yetkililerinin diliyle savaşa girmeye niyetli olmadığını vurgulayan İsrail, “Hizbullah'ı köşeye sıkıştırmak” diye tabir ettikleri sınırı geçmemelidir. Bu, İsrail istihbaratının öngörülerinin en önemli hedeflerinden biridir.

Lübnan arenasının tehditlerini ve gelişimini tanımlarken, İsrail Ordusu Askeri İstihbarat Birimi Başkanı Tamir Hayman, şu sözleri kullandı: “Hizbullah, İsrail ile savaşan diğer askeri sistemler arasında en güçlü askeri sisteme sahiptir. Bu sistemler, Lübnan sınırı boyunca mevzilenen özel kuvvetleri içeriyor ve İsrail devletinin bir kısmını işgal etmeye ve sürpriz saldırılar düzenleme yeteneğine sahiptir. Bunun yanı sıra Hizbullah'ın sahip olduğu her çeşit büyük silahlara sahiptir. Roketler, bombalar, patlayıcı İHA'lara ilaveten savunma ve saldırı görevi üstlenen savaşçıları vardır".

Bununla birlikte, Hayman konuşmasının satır aralarında, “hassasiyet projesi” olarak adlandırdığı şey dışında tüm bunların savaşa hazırlık bağlamında birlikte yaşamaya nispeten uygun olduğunu belirtti. "Hassasiyet projesi" ise, Hizbullah'ın hem üreterek hem de tedarik ederek sahip olduğu hassas füzeleri içeriyor: “Hizbullah'ın hassas projesiyle ilgili olarak, bu projenin İsrail devletinin güvenliğini tehdit edecek şekilde füzeleri hassasiyet derecesine dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu tehdit İsrail'in ulusal güvenliği açısından çok tehlikeli kabul ediliyor. Söz konusu proje eğer sürdürülürse, istikrarı sarsacak ve belli bir oranda karşıt operasyonlara yol açabilir.”

Bu ifadeler, İsrail Ordusu Operasyon Bölümü Başkanı Aharon Haliwa'nın sözleriyle de örtüşüyor: “Hizbullah'ın hassas saldırı füzelerine İsrail'in cevabı konusunda gafil olmamalıyız. Bu tehdit hâlihazırda mevcuttur ve bizler saldırı ve savunma alanlarında bu savaşa hazırlanıyoruz. Eğer bu hassas füze tehdidini stratejik olarak tanımlıyorsak, bu durum İsrail'in buna karşılık vereceği stratejik cevabı netleştiriyor. Bizler İsrail halkının güvenliğini sağlamak için uzun saatler boyunca bu konu hakkında çalışıyoruz.”

Bu sözler beraberinde birkaç soru işareti getiriyor. Bu stratejik cevap nedir? İsrail'in kuruluşu ve doğası gereği saldırıya yönelik savaşa hazırlık yapıyor olduğunu düşünürsek; peki, bu savunma hazırlığının amacı nedir? Bu ifadeler, İsrail'in Lübnan'daki “füze hassasiyeti projesi” dediği durumdan “kaçış” için bir çeşit kabul etme aşaması mıdır?

Öyleyse, bu gürültülü olmayan sessiz bir savaştır. Bu, özellikle Lübnan arenasında tehditlerin büyümesi ve gelişmesini vurgulama bağlamında Tel Aviv tarafından yayınlanan en son pozisyon ile kanıtlanmıştır. Yani bu savaş, çatışma dışı alternatifler ve dolaylı baskılarla politik-güvenlik alanlarında bir çatışma olacaktır.

Yahya Dabuk
Al Akhbar
İNTİZAR.WEB.TR

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...