Kanal 12'de konuşan siyonist uzman, İran’ın İsrail'in derinliklerindeki nüfuz ve istihbarat hâkimiyetinin, İran’ın füzelerinden çok daha etkili olduğunu söyledi.
Tesnim Haber Ajansı Medya Grubu’nun aktardığına göre, İbrani Kanal 12’nin uzmanı, İran’ın siyonist rejimin derinliklerindeki nüfuz ve istihbarat üstünlüğünün, İsrail altyapılarını yerle bir eden İran füzelerinin gücünden çok daha güçlü olduğunu itiraf etti.
İsrail Kanal 12’nin güvenlik uzmanı, bunun son derece endişe verici ve rahatsız edici bir durum olduğunu belirterek, “Eğer sıradan bir İsrailli, Tahran’ın neleri bildiğini öğrense, ağzı açık kalır. Biz de İranlıların hakkımızda neleri bildiğini bilseydik, evet, bizim de ağzımız açık kalırdı. İran uzak bir yer. Burada kendi gözlerinle görebileceğin bir şey değil. Bu gizli savaş, bu gölgeler savaşı, büyük ölçüde gizli katmanlarda yürütülüyor ve çok azı kamuoyuna yansıyor. Hatta bazı etkisiz hale getirme operasyonları oldu ki, konunun hassasiyeti nedeniyle kamuoyuna hiç yansıtılmadı” dedi.
Siyonist uzman, “Bunlar bile yayımlansaydı, yine ağızlar açık kalırdı. Evet, ama beni asıl endişelendiren onların bildikleri: evler, isimler, aile bağları, iş yerleri. İsrail’de bizim insanlarımızın isim ve fotoğraflarının yayımlanması yasak, ancak Tahran’da isimlerini biliyorlar, fotoğraflarını tanıyorlar, kiminle evli olduklarını, hangi araçla gidip geldiklerini biliyorlar. Bu çok endişe verici. Son derece endişe verici” ifadelerini kullandı.
Çok sayıda bilginin erişilebilir olduğunu ve içinde yaşanılan dünyada bu bilgilere erişimin mümkün olduğunu vurgulayan uzman, “Bu, dünyanın gerçeği. Savaş sadece askerleri ya da insanları öldürmek değildir; savaş aynı zamanda psikolojik savaştır. Savaş, karşı tarafın özgüvenini zayıflatmaktır. Savaş, İsraillilere ‘Benim burada işim yok, başka bir ülkeye kaçmak istiyorum’ dedirtmektir. Bu bilişsel darbe, yani İsrail iç cephesinin moralini bozmak, onların en büyük hedeflerinden biridir; bunu kendileri de açıkça söylüyor. Bu savaşta sahip oldukları güç, bizim füzelerimizin gücünden bile daha fazladır” dedi.
Uzman ayrıca, İranlıların Telegram’da tamamen İbranice bir sayfa yönettiklerini ve burada İsrail karşıtı haberler yayımladıklarını belirterek, “Bunu İran’da kim yönetiyor? İran’da paralel güvenlik ve istihbarat kurumları var. Siber alanda bu konuda birleşiyorlar ve buna ‘siber ordu’ adını veriyorlar. Bir devletin sahip olduğu yeteneklere sahipler; bu yeteneklerin bir kısmını da diğer güçlü ülkelerden almış durumdalar ve bu siber kampanyada kullanıyorlar. Bu alanda, bu düzeyde güç ve araçlara sahip bir ülkeden bekleneceği üzere, bazı başarılar da elde ettiler. Buna örnek olarak ‘Hanzala’ adlı bir hacker grubunu gösterebilirim” ifadelerini kullandı.
Bu ismin bir karikatür karakterinden alındığını belirten uzman, “Bu karakter, işgalcilerin şiddetine maruz kalan Filistinli çocukları temsil ediyor. Yıllardır İsrail’e karşı saldırgan siber operasyonlar yürütüyorlar. Siber saldırılar, özellikle İsrail kamuoyunun algı ve farkındalık alanında büyük yankı uyandıran, sessiz savaşın araçlarıdır” dedi.
Son aylarda İranlıların bir adım daha ileri gittiğini söyleyen uzman, “Eylül ayında İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın telefonu hedef alındı ve kendisi bir Türk hacker grubundan görüntülü arama aldı. Aralık ayında ise Naftali Bennett’in Telegram hesabı hacklendi. Bir hafta sonra Başbakanlık Ofisi Başkanı Tzachi Braverman’ın ve eski Adalet Bakanı Ayelet Shaked’in cep telefonları da hacklendi. Bir yanda teknoloji, diğer yanda insan istihbaratı olmak üzere büyük resmi eşgüdüm içinde yürütebilme kabiliyeti son derece yüksek bir kapasitedir” dedi.
Uzman, İranlıların bazen bilgisayar yoluyla güvenlik sistemindeki üst düzey bir yetkilinin adresine ve telefon numarasına ulaşabildiğini belirterek, “Sonrasında ihtiyaç duydukları tek şey, birinin evinin dışında bir matkapla beklemesidir” ifadelerini kullandı.
Bu sistemlere sızma yeteneğine sahip olan birinin, takip yapma, hatta konuşmaları dinleme ya da hareketlerini izleme kapasitesine de sahip olduğunu vurgulayan uzman, “Çünkü yanında konum belirleyicisi olan bir mobil cihaz taşıyorsun. Evet, Waze ile ya da başka bir uygulamayla araç kullanıyorsun. Bu yolla bir operasyon için kesinlikle bilgi toplanabilir. Onlar bu konuda o kadar iyiler ki, bu gerçekten endişe verici” dedi.
www.kudusgunu.com