BDS TÜRKİYE'DEN İSRAİL KONSOLOSLUĞU ÖNÜNDE NEKBE EYLEMİ

BDS TÜRKİYE'DEN İSRAİL KONSOLOSLUĞU ÖNÜNDE NEKBE EYLEMİ

“Nakba bitecek, Filistin halkı toprağına geri dönecek!” pankartının açıldığı eylemde, sık sık “Nehirden denize özgür Filistin”, “ Filistin’e özgürlük, İsrail’e boykot” ve “Emperyalistler yenilecek, direnen halklar kazanacak” sloganları atıldı.

Eylemde okunan açıklamanın tam metni şöyle:

Bugün 15 Mayıs. Filistin halkının Nakba, yani büyük felaket olarak adlandırdığı,  kıyım, sürgün, işgal ve ayrımcılığın dönüm noktalarından birini anmak üzere bir kez daha burada, Nakba faillerinin şehrimizdeki resmi temsilciliğine daha fazla yaklaşmamıza engel olan bariyerin önündeyiz.

15 Mayıs 1948 günü, Siyonist devletin oluşum sürecinde Filistin halkının ülkesinden kitlesel olarak zorla uzaklaştırılmasının başlangıcı değilse de simgesidir. Filistin’i 1922’den beri elinde tutan Britanya manda yönetimi 14 Mayıs 1948’de Birleşmiş Milletler’in taksim planında öngörülen takvimi beklemeden asker ve sivil görevlileriyle çekilerek, Filistin’i İsrail devletinin kuruluşunu ilan eden Siyonistlerin silahlı güçlerine bıraktı.

Bir manda yönetiminin yerini bağımsızlığı ilan edilen bir devlete bıraktığı görüntüsü kimseyi yanıltmasın. İlan edilen devletin nüfus temeli ne Filistinliler ne de Filistin halkı içindeki Yahudilerdi. Önceki on yıllar boyunca Filistin’e Britanya emperyalizminin güdümü, teşviki ya da onayıyla gerçekleşen göçlere her zaman yerli halka uygulanan şiddet ve tehdit eşlik etmişti. Söz konusu olan, sömürgeleştirilmiş bir halkın kurtuluş savaşı değil, aşama aşama tırmanan bir etnik temizlikle oluşturulmuş bir yerleşimci sömürgeci aygıtadevlet statüsü tanınmasıydı.

Manda yönetiminin son yıllarında daha sık ve daha kanlı katliamlara tanık olundu. En bilineni, 9 Nisan 1948’de Deyr Yasin köyü halkına uygulanan toplu kırımdır. 15 Mayıs’tan sonraysa paramiliter güçler artık İsrail Savunma Kuvvetleri’ne dönüşmüştü. 1947 ile 1949 yılları arasında sistematik olarak zor ve tehditle yerinden edilen Filistinlilerin sayısı 750 binle bir milyon arasındaydı. 1948’de Filistin köylerin yarısı ortadan kaldırıldı. Akka, Bir es-Seba, el-Lud, el-Mecdel, Nasıra, Hayfa, Taberiye, Yafa ve Batı Kudüs gibi birçok şehrin Filistinli nüfusu bütünüyle sürüldü.

Tarihsel Filistin topraklarının %78’ini kaplayan İsrail devleti, geri kalan yüzde 22’yi oluşturan Kudüs’ün doğusu, Batı Şeria ve Gazze’yi de 1967 yılında ele geçirdi. 1967 işgaliyle 200 bin Filistinli daha yerinden edildi. Bugün dünyanın farklı yerlerindeki Filistinli mültecilerin sayısı 7 milyonu aşıyor.

Burada geçmişte kalmış bir acıyı anmıyoruz. Nakba 1948’de de 1967’de de bitmedi. İşgal, abluka, kontrol noktaları, apartheid duvarı, yargısız tutuklamalar, işkence, çocuk tutsaklar, silahsız insanların, çocukların bile kurşunlanması, bombalanması, Filistinlilerin yerlerinden edilmesi, kentlerin, mahallelerin Filistinli kimliklerinin silinmesi sürüyor.Uluslararası düzeyde yıllardır onay görmeyen Kudüs’ü başkent ilan etme kararına destek olarak geçen yıl Amerikan elçiliğinin Kudüs’e taşınmasından sonra bu yıl da ABD Başkanı Trump İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’ni ilhak kararını tanıdığını açıkladı.Büyük güçlerin ve devletlerarası kuruluşların kâh açık desteğiyle kâh sessiz onayıyla insan hakları ve uluslararası hukuku her gün çiğneyen İsrail, işgali genişletiyor ve derinleştiriyor.

Kesintisiz süren Nakba’ya Filistin halkı kesintisiz direnişiyle karşılık veriyor. İşgal rejimiyle uzlaşmayı reddederek elindeki tüm araçlarla direniyor. Daha iki hafta önce İsrail uçakları ve tanklarının 25 sivili öldürdüğü Gazze’degeçen yıl Toprak Günü’nde ablukaya karşı ve tüm Filistinlilerin geri dönüş hakkı için başlatılan Büyük Dönüş Yürüyüşü 59. haftasında.

Filistin direnişinin bir boyutu da dünyanın güçlülerinin korumasından yararlanan Siyonist işgalin güçsüzlerin dayanışmasıyla yalnızlaştırılması. Filistinlilerin çağrısıyla örgütlenen uluslararası BDS -Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar- hareketi büyüyor ve İsrail devleti tarafından öncelikli tehditler arasında görülecek kadar etkili sonuçlar alıyor.

Biz de BDS Türkiye olarak bir kere daha Türkiye ile İsrail devleti arasındaki siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilere son verilmesini talep ediyor, tüm sanat, kültür, bilim emekçilerini İsrail devletinin ya da İsrail üniversiteleri gibi işgalle işbirliği içindeki kurumların düzenlediği ya da düzenleyicileri arasında olduğu etkinlikleri boykot etmeye çağırıyoruz.

Filistin’e Özgürlük, İsrail’e Boykot!

bdsturkiye.org

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...